Cemil Paksoy'un Memleket DERGİ'nin Aralık sayısında yayınlanan yorumu...
Başbakanımızın AK Parti Genel Başkan yardımcılıklarına yaptığı atamalar Konya’da kadim bir tartışmayı tekrar alevlendirdi.
Konyalılar olarak çokça konuşulan ve bir özeleştiri olarak değerlendirebileceğimiz meselelerimiz şunlar;
Bakanımız yok,
Genel Başkan Yardımcımız yok,
Yetkili etkili kurullarda yeterince adamlarımız yok,
Bir Kayseri kadar ulusal markalarımız yok,
Kısaca 3 S’de yani siyaset, sanat ve sporda istediğimiz, hedeflediğiz, arzuladığımız başarıları yakalayamıyoruz.
Ne olacak bu Konya’mızın hali?
Acaba Konya’nın vizyon problemi mi var?
Salı sohbetlerinde Aydınlar Ocağında da konu farklı yönleriyle ele alındı. Tarihi açıdan; Osmanlı döneminde Karamanoğulları beyliği bölgesinde bulunan Konya’nın Fatih Sultan Mehmet zamanında beylikle birlikte Osmanlıya bayrak açmasının ortaya çıkardığı ciddi sorunlar konuşuldu. Bu olaydan sonra birazda Osmanlı Devletinin Konya ve Karaman bölgesini özellikle izlediği,bir kısım tedbirler aldığı, sürekli nüfus değişimine gittiği tarihi gerçeği ifade edildi.
Cumhuriyet döneminde yine bir kısım olumsuzlukla anıldı bu bölge.
Peki şimdi ne yapmak lazım?
Bence geçmişe, tarihe takılmadan Konya’nın akil adamları uygun platformda bir araya gelerek bu meseleyi konuşmalılar. Konya’nın vitrinini her açıdan gözden geçirmeli, değerlendirmeliler.
Neler iyi yapılıyor?
Neler daha iyi yapılabilir?
Bu gün her şey bir ilim, tecrübe, disiplin altında faaliyet gösteriyor. Değişim her alanda ve hızlı bir şekilde hayatımızı kuşatıyor. Bu bölgenin insanıyız. Aynı gemideyiz. Geleceğimizi dizayn etmek, Konyalılar olarak vizyon ve misyon belirleyip kenetlenmek zorundayız.
Bu konuda çok şey yazılabilir. Bana göre gözden geçirmemiz gereken en önemli 10 konu başlığı şunlar:
1.Ulusal Marka üretmek için Konyalı sanayicimiz,tüccarımız,patronlarımız krizi fırsata dönüştürmeli ve çok sıkı tuttuğu kesesinin ağzını, çalışanına, özellikle ustasına verdiği ücrette biraz açmalı.
2.Büyük ortaklıklar kurulmalı. Aynı zamanda yıllardır ortaklıkları süren ve iyi işler yapan iş ortakları hanımlarını daha az görüştürmeli, mobilya, perde, “ siz ne aldınız biz ne aldık” muhabbeti birçok büyük hedefi olan ve o hedefe doğru ilerleyen çok ortaklı müesseseleri bölüyor, parçalıyor, küçültüyor.
3.Konya surları aşılmalı. Anadolu, İstanbul ve Dünyaya yelken açılmalı. Ankara da İstanbul’da çok önemli siyasi, ticari faaliyetler yürüten Konyalı ağabeylerimizin hala evlerinin Konya da olduğunu biliyoruz. Halbuki “her başarılı erkeğin arkasında bir bayan vardır” hakikatinden hareketle, bir insanın başarılı olmasında evinin çalıştığı memlekette olması çok önemlidir. Çünkü siyaset ve ticarette en az gündüz kadar akşam ve hafta sonları da önemlidir. Onun için vekillerimizin ve ulusal ve uluslar arası iş yapan siyasi ve iş adamlarımızın adreslerinin Ankara ve İstanbul olması onlara çok avantajlar katacağı kesin bir hakikattir.
Bu konuda biz Konya da ikamet edenlerinde onların arkasından ağlama yerine bağrımıza daş basıp sevdiklerimizi gurbete gitme konularında cesaretlendirme, teşvik etmemiz gerektiğine inanıyorum.
4.Müthiş bir farkla kırmızı et ve hamur işi lehinde olan balıketi ve yeşillik dengesinin % 51 ile bile olsa kısa zamanda balıketi ve yeşillik lehine döndürülmesi çok önemli. Hazır Belediyemiz yeni balık halini de yaptı. Mutfağımıza haftada en az bir kez balık girmelidir. Balık ve yeşillik bizi o hamur işi ve kırmızı etin verdiği ağırlıktan kurtaracaktır.
5.Konyalılar olarak “Arslanlar tek başına gezer” ,”çakallar sürü halinde gezer” anlayışını terk etmeliyiz. Özellikle siyaset ve ticarette artık ekip hareketi olmadan başarılı olunmuyor. Ben Konya sokaklarında, alışveriş merkezlerinde, etkinliklerde görüyorum bizim önde gelen siyasi ve ticari arslanlarımız yalnız geziyor. Oysa Arslanın başında bulunduğu kaplan, jaguar, çıta, puma, leopardan oluşan bir takım neler yapmaz karşısında kim durabilir.
6.Her şeye yer verdiğimiz çok geniş, rahat villa ve dairelerimiz de mutlaka kütüphane, bilgisayar, masanın olduğu donanımlı bir çalışma odası bulundurmalıyız ve günde en az bir saatimizi bu odada geçirmeliyiz (bu kestirme tarzında bile olsa)
7.Başbakanımızın ısrarla üzerinde durduğu 3 kırmızıçizgiyi asla ihlal etmemeliyiz. Dini, etnik ve bölgesel milliyetçilik konularında daha dikkatli olmalıyız.
8.Haftada bir değişik mahfillerde bir araya gelen Konya’nın önde gelen insanlarını en az ayda bir buluşturan organizasyon yapılmalıdır. Yani ayda bir Konya adına söz söyleyebilecek insanların sivil bir yapıda ve mekân da bir araya gelip gündem oluşturmaları çok önemlidir. Biz buna sivil kent konseyi diyebiliriz.
9.Stadyumu derhal yeniden yapılandırılmalıyız. Bana göre Konyaspor tüm maçlarını 1 kişi eksik oynuyor.12. oyuncu olan seyirci 35 metre uzakta kalıyor ve etkisini istediği gibi sahaya yansıtamıyor. Oysa seyircinin 12. oyuncu olması için sahaya en fazla 5 metre mesafede olması gerekir.
10. Hz Piri, sadece 01-17 Aralık arası düzenlenen sema törenleriyle hatırlamak yerine, onu 40 bin beytlik “fi ma fih”, 25 bin beyitlik “mesnevi” sini ve diğer eserlerini de okuyarak, anlayarak, yaşayarak anmalıyız.
Dağlı-Ovalı, yerli-yabancı demeden inde yaşayan insanlarımızın bir “buz parçası” hükmündeki enaniyet ve benliklerini “kardeşlik havuzuna atarak eritmeleri” gerekmektedir. O zaman Konya’nın gelişmesi ve ilerlemesi adına bir kaynaşma, kenetlenme meydana gelir. Konya’mız da dünya çapında parlayan bir yıldız olabilir. (Mesela İlk Hedef: Dr. Süleyman Türk Beyin önerisi: Konya niçin çok farklı dal hastaneleri ile Türkiye’nin Sağlık Başkenti olmasın)
O halde mazerete sığınmadan, eksiği başka yerde aramadan Konya’nın markalaşması Konya’ya vizyon kazandırılması, Konyamızın Dünya çapında marka şehir olması, bölgemizin siyasette, sanatta, sporda, ekonomide, eğitimde layık olduğu daha üst seviyelere gelmesi için kollarımızı sıvayalım.
İnsanlar bulunduğu mekânla değer kazanır, mekânlar da üzerinde yaşayan insanlarla.
Haydi Konya, haydi Konyalı. Yüksel. Yüksel ki yerin bu yer değildir.
Cemil PAKSOY