Konya kültürüne hizmet edenler: Zeki Oğuz

Bizim nasibimize de, Tanzimat'ın Ahmed Mithad Efendi'si neyse Konya için de "O" diyebileceğimiz tam bir bozkır çocuğu olan Zeki Oğuz’u tanıtmak düştü.

Dr. Aziz AYVA

Bizim nasibimize de, Tanzimat'ın Ahmed Mithad Efendi'si neyse Konya için de "O" diyebileceğimiz tam bir bozkır çocuğu olan Zeki Oğuz’u tanıtmak düştü. Kalemimizin elverdiğince onu tanıtmaya çalışacağız. Ancak, peşinen söylemeliyiz ki siz onu bu yazıyla tam olarak tanımış sayılmayacaksınız. Biz, ısrarla onunla tanışmanızı, görüşmenizi tavsiye edeceğiz.

HAYATI:

Zeki OĞUZ, 1951 yılında, Konya'nın 16 kilometre kuzeybatısında yer alan Tatköy'de doğmuştur. İlkokulu, Tatköy' de okuduktan sonra Konya'ya gelir ve Erkek Sanat Okulu'na kaydolur. Buranın lise birinci sınıftan ayrılır ve tam anlamıyla hayat okuluna kaydını yaptırır. Onun bu son okulunun ne süresi bellidir, ne öğretmenleri ne de...

1968 yılında Yeni Konya Gazetesi'yle yazı hayatına atılır. Bunu; Yeni Meram, Konya Postası, Manşet, Memleket, vb. diğer gazeteler takip eder. Bu yıllarda Zeki Oğuz, bitmek tükenmek bilmeyen yazma arzusuyla; şehir hayatından köy hayatına, politik kirlenmelerden kültürel yozlaşmalara, halk kültüründen halk edebiyatına kadar bir yığın yazı yazar. Bugün hepsi tozlu sayfalarda kalmıştır. Kim bilir, belki bir gün biri çıkar da bu özgür tabiatlı yazarın bu yazılarını toplayıverir.

1975 yılında, Kooperatifler Müdürlüğü'nde memuriyet hayatı başlar. Pek çoğumuzun bilmediği memur Zeki Oğuz, 2001 yılında Tarım İl Müdürlüğü'nden emekli olur. Memuriyet hayatı, içindeki yaramaz çocuğu nasıl avuttu bilinmez ama bir zaman sonra olaylar patlak verir, kendini zaptedemez Zeki OĞUZ. İlkin 1989 yılında, alır eline bir fotoğraf makinesi ve amatör fotoğrafçılığa başlar. Bıkmadan usanmadan bu uğurda mücadele eder ve ileride üniversite öğrencilerine kadar sunacağı, göstereceği sergilerinin ilkini nihayet 1995 yılında açar. Saydam gösterileri de onun zevkle yaptığı işler arasına girer.

ESERLERİ:

Zeki OĞUZ, üretken bir yazardır. Üretkenliği, hem edebiyatın birçok dalında eser vermesiyle, hem de yazmaktan elleri nasır tutacak hâle gelmesiyle ilgili diye düşünüyorum. Onun başta; öykü ve şiir olmak üzere; araştırma, halk kültürü, gezi yazısı, vb. türlerinde bazısı ikinci baskısını yapmış 13 eseri bulunmaktadır. Eserlerini sınıflayarak yayım tarihlerine göre şöyle sıralayabiliriz:

Öyküleri

1. Bebek (1971)
2. Hayrat (1990, 2.bs. 1992)
3. Ademin Kaburga Kemiği (1994)
4.Yüreğimi Getirdim Armağan (1995)
5. Ürkek Bir Keklik (1995)
6. Dolavlı Yılmaz Güney (2002)

7. Seçme Öyküler (2004)
8. Miço (2009)

Şiirleri
1. Kavgadayız Her Saat (1970)
2. Gezgin Yürek (1999)
Halk Kültürü, İnceleme, Araştırma ve Gezi Yazıları

1. Gelenek ve Görenekleriyle Konya Dağ Köyleri (1997, 2. bs. 2000)
2. Bir Bozkır Türküsü/Beldeleri Yaylaları ile Konya (2003)
3. Yaylaların Özgür Çocukları YÖRÜKLER (2004)

4. Toprak ve Gelenek / Konya Dağ Köyleri (2005) DERGİCİLİĞİ:

Zeki Oğuz'un fotoğraf ve doğa merakı coşkulu bir şekilde devam etmiş ve yılın belirli dönemlerinde Konya ve çevre illerin tarihî turistlik yerlerine düzenlediği gezi faaliyetleriyle de bu coşkusunu doğa meraklılarının hizmetine sunmuştur. Zeki Oğuz'un Konya kültüründeki en önemli özelliklerinden birisi de aynı zamanda bir dergi yayımcısı olmasıdır. Kıt kanaat imkânlarla çıkarmaya çalıştığı ÇALI dergisi de, Konyamız'ın gözbebeği olarak edebiyat ve kültür çevrelerinin ilgi odağı hâline gelmiştir.

ŞEHİR IŞIKLARI:

Zeki OĞUZ, dergisi ÇALI'da uzun zamandır "Şehir Işıkları" köşesinde, gerek Konya kültürünün gerekse ülkemizin fikir ve bilim adamlarını, sanatçılarını, sevdalılarını kendine özgü biyografi üslûbuyla anlatmış, tanıtıyor. Sefa Odabaşı, Galip Candoğan, Seyit Küçükbezirci, Ömer Faruk Hatipoğlu, Nevzat Küçükerdoğan, Feyzi Halıcı, vb. şair,edip ve fikir adamları tanıtılmıştır. Bu köşe de tıpkı Yeni İpek Yolu'nun ilgili köşesi gibi bir vefa borcu hissi uyandırmaktadır. Son sayısında da Attila İlhan'ı taşımış Zeki OĞUZ sayfalarına...

HALK BİLİMCİ YÖNÜ:

Zeki OĞUZ, Konya'nın hemen bütün yörelerini adım adım gezmiştir. O, elinde fotoğraf makinesi, cebinde kalemi ve çantasında ses kayıt cihazlarıyla Konya insanının örf, âdet, gelenek ve göreneklerini, ağıtlarını, şiirlerini, türkülerini, mânilerini, masallarını, efsanelerini, dua ve beddualarını derlemiş ve bugün folklor araştırıcılarına zengin bir külliyat hediye etmiştir. Kitaplarındaki bu folklorik malzemelerden başka arşivinde değerlendirilmeyi bekleyen dosyalarca malzeme öylece durmaktadır. Onun özellikle Konya Dağ köyleri ve Yörüklerle ilgili çalışmalarının folklor deryası olduğunu özellikle söylemeliyiz.

FOTOĞRAFÇILIĞI:

1989 yılında başladığı fotoğrafçılık sevdası onun bugün zengin bir fotoğraf arşivinin sahibi olmasına kadar getirmiştir. Konya'nın katıksız insanlarının ölümsüzleştiği fotoğraf karelerine değer biçilmez. Siyah beyaz bu fotoğraflar şimdiye kadar binlerce insanın gözüne gönlüne ilham verdi. Kâh duygulandırdı, gözlerini nemlendirdi kâh bu insanlar bizim insanımız mı diye hüzün çökertti yüzlerine... Bu zengin arşivin kapsamlı ve iyi bir organizasyonla daha çok kişiye ulaştırılabileceğine inanıyorum. Tabii bu noktada Konya sevdalısı özel ve resmî kurumlara büyük iş düşmektedir. Acaba bir kare fotoğrafı çekmek için kaç Zeki Oğuz Karadağ'ın eteklerinde aç susuz birkaç gece konaklamak zorunda kalır... Bugüne kadar 21 kişisel sergi açmış, karma sergilere katılmıştır. İlk defa Konya'nın köylerinde fotoğraf sergileri açmış ve fotoğrafçılık tarihine bir ilke imza atmıştır.

ŞAİRLİĞİ:

Zeki OĞUZ, araştırıcı ve folklorculuğunun yanında iyi bir hikâyeci iyi bir şairdir. O şiirlerinde masum yüreğinin yönlendirmesiyle içli Konya insanının dertlerini, acılarını, umutlarını mısralara dökmüştür.

NASIL GİDİLİR:
Zeki OĞUZ, Konya kültürünün vazgeçilmez simalarındandır. O, öykülerinde Tanpınar'ın Konya için söylediği gibi, Bozkırın tam çocuğu olan katıksız Konya insanının dramlarını, sevinçlerini, umutlarını hikâye etmiştir. Yalancıktan söz cambazlığı yoktur onun öykülerinde... Şiirlerinde masum yüreğinin sesini duyurmuştur sessizce. Gezilerinde sadece ruhunu avutmamış, oralarda kader savaşı veren Konyalı insanların, anaların, bacıların hem dertlerini ıstıraplarını ölümsüzleştirmiş deklanşörüyle, hem de onların asırlık birikimlerini, ağıtlarını, türkülerini derlemiştir. Hepsi de yerinde, ilk ağızdan derlenmiş halk kültürü ürünleridir bunlar... Zeki Oğuz'un gelecek çalışmalarını ilgi ve merakla beklediğimizi belirtmeliyiz... Yazımın başında onu bu yazıyla tanımış olmayacağınızı söylemiştim. Peki ona nasıl gidilir? Zeki Oğuz, âdeta bir mimar, bir seyyah titizliğiyle gezilerinin tüm ayrıntılarını verir. O, bu yazılarında bir "Nasıl Gidilir" başlığı açar ki orada o beldeyle ilgili ulaşım ve iklim şartlarını, beslenme kültürünü deyiverir sizlere. Ta ki ona inanır da, demir asa demir çarık yollara düşüp çaresiz kalmayasınız diye...

Ben de size bu sıcak, çekingen ancak içine girince yavaş yavaş size açılacak olan, ama bu sefer, sadece sıcak olmayıp Anadolu ateşiyle sizi kavuracak adama nasıl gidileceğini söyleyeyim de vazifemi tamamlayayım: Konya Öğretmenevi civarında Avukatlar İşhanı olarak da bilinen Zengin Han'ın zemin katında küçük bir dükkanda sizi bekliyor olacaktır. Camında Konya Fotoğrafları olan küçük bir dükkan... Ha şunu da söyleyeyim onun bir bardak çayını içerken sizde bir bardak çaydan çok daha fazlası kalacaktır. Siz bu yazıyı okurken Zeki Oğuz, kim bilir Konya'nın hangi dağlarında geziyor olacaktır. Belki ürkek bir dağ çocuğuyla yarenlik ediyordur belki de elinde fotoğraf makinesi Karadağ'ın yılkı atlarını gözlüyordur...

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?