Konya Aydınlar Ocağı tarafından düzenlenen Selçuklu Salı Sohbetleri, haftalık programıyla kültür ve tarih meraklılarını bir araya getirmeye devam ediyor. Konevi Derneği Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliğin bu haftaki konuğu Prof. Dr. Kemal Kahramanoğlu oldu. Programda; hattat, şair, tarihçi ve bürokrat kimlikleriyle tanınan İbn-ül Emin Mahmut Kemal İnal’ın şahsiyeti, eserleri ve Türk kültür hayatındaki yeri kapsamlı bir şekilde ele alındı.
"Sözünü Esirgemeyen Bir Şahsiyetti"
Programın açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, İbn-ül Emin Mahmut Kemal’in ilkeli ve dik duruşuna dikkat çekti. Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar ile İbn-ül Emin arasında geçen bir hatırayı aktaran Güçlü, "Celal Bayar İstanbul’a geldiğinde Vali Fahrettin Kerim Gökay’ı görevlendirerek İbn-ül Emin’i köşke çağırıtıyor. İbn-ül Emin ise 'Ben onun ayağına gitmem' diyerek tepki gösterse de güçlükle ikna ediliyor. Bayar’ın kendisine Cumhuriyet dönemi başbakanlarını da yazmasını teklif etmesi üzerine İbn-ül Emin, 'Ben babam ve konağımıza gelenler sayesinde eskilerin hepsini tanıdım, yazılacak şeyleri yazdım. Yenilerin yazılacak bir şeyi yok; ne usûl bilirler ne erkan, koskoca âlimi ayaklarına çağırırlar' cevabını veriyor. O, Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde dahi sözünü sakınmayan müstesna bir şahsiyetti" ifadelerini kullandı.
"Osmanlı Sadrazamlarının Hayatını Hazineye Dönüştürdü"
Daha sonra kürsüye gelen Prof. Dr. Kemal Kahramanoğlu, İbn-ül Emin’i daha iyi kavrayabilmek için Tanzimat döneminden itibaren başlayan Batılılaşma ve fikir akımlarının doğru analiz edilmesi gerektiğini belirtti. Geçmişe dair kanaatlerin Tanzimat’la birlikte bölündüğünü vurgulayan Kahramanoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"İbn-ül Emin Mahmut Kemal İnal, özellikle sadrazamların biyografilerini kaleme alarak tarihimize büyük bir hizmet sunmuştur. İfrat ve tefritten uzak durarak Ahmet Cevdet Paşa’nın eserlerinden de istifade etmiştir. Babası Yusuf Kâmil Paşa’nın mühürdarı olan İbn-ül Emin, 1871’de konakta dünyaya gelmiş, 16 sadrazam devrini bizzat tecrübe etmiş ve toplamda 37 sadrazamın hayatını yazmıştır. Eserleri ve hatıraları bizim için paha biçilmez bir hazinedir."
70 Yıl Boyunca İlim ve Sanat Akademisi Olan Konak
İbn-ül Emin’in bürokrasi ve kalemiyedeki görevlerinin yanı sıra babasından kalan konağı adeta bir akademiye dönüştürdüğünü aktaran Kahramanoğlu, yaklaşık 70 yıl boyunca her pazartesi edebiyat, sanat, kültür sohbetleri ve meşklerin düzenlendiğini ifade etti. Cemil Meriç’in bu konak için "Topkapı Sarayı’ndan daha zengindir" tanımlamasını yaptığını hatırlatan Kahramanoğlu, II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin ardından Yıldız Sarayı’na ait 800 sandık dolusu arşivin tasnif görevinin de İbn-ül Emin’e verildiğini söyledi.
İşgal yıllarında yaşanan kayıplara ve İbn-ül Emin’in yaşadığı imkânsızlıklara da değinen Kahramanoğlu, "1918’de İstanbul işgal edildiğinde Fransızlar konağa el koydu. İbn-ül Emin arşivin bir kısmını muhafaza etse de kalan birçok tarihi vesika zarar gördü. Ahmet Haşim’in deyimiyle 'Son Osmanlı Hafızası' olan bu büyük değer, ilerleyen yıllarda yurt dışındaki Osmanlı kongrelerine davet edilmesine rağmen parasızlıktan ve devlet ödeneği yetersizliğinden gidememiştir. İbn-ül Emin; filmi, dizisi yapılması gereken, geleneği geleceğe taşıyan muhteşem bir insandır" diyerek sözlerini tamamladı.
Programın sonunda Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, günün hatırası olarak Prof. Dr. Kemal Kahramanoğlu’na kitap takdiminde bulundu.