KODLARINA VİRÜS BULAŞANLAR

Durali Göğüş

Allah cc. İnsanı, küre-i arzda istediği gibi tasarruf eden bir halife olarak sunmuş. Yaratılan varlıkların en yücesi eşref-i mahlûkat olarak kodlayıp fıtratımızı ihsan etmiştir.

Fıtrat, insanın yaratılıştan sahip olduğu fizikî özellikler ve yine doğuştan sahip olduğu karakter, tabiat, yaratılış. Allah’ın, bütün varlıkları kendi varlığını ve birliğini tanıyabilme gücü ve yeteneği ile yaratmasıdır.

İnsanın yaratılışında var olan yüksek istidat ve yeteneklerdir. Hak din İslam üzere halk edilen insan daha sonra kendi ebeveyn ve coğrafyada ki inanışları akılıyla ya da geleneksel ataların inanışı olarak seçmiştir.

İnsan, canlılar âlemi ve sosyal kültürel yaşamın da en önemli öğesi. Bundan dolayı insanoğlunun yaratılış kodlarının dışına çıkması, bir kaos ve kargaşa demektir. Anı yaşadığımız çağda en sık duyduğumuz ve konuştuğumuz konu salgın virüs.

Virüsü sadece hastalık yapan bir mikroorganizma olarak görebiliriz. Virüsler kitleleri ölümlere sürükleyip milletlere büyük acılar verebilmektedir. İnsanoğlu bu hastalıklara derman arama mücadelesini her çağda sürdüre gelmiştir. Öncelikle yaratanına her daim unutmadan kalbi dua ile başlamalı. İlmi ve tıbbi şifa olacak, ilaç bulma araştırmalarına destek olunmalı tedbirlere harfi harfine uymalıyız. İnsanlık adına elimizi taşın altına koymalıyız. Nasıl ki İnsan sağlığını etkiyen virüsler varsa, milletleri toplumları etkileyen virüslere de bir bakalım inşallah. Dünya gerçeğinde çürümüş medeniyetin ceberut elebaşı kovboyları ,ataları gibi yaradılış kodunun dışına çıkma yarışındalar ne yazık ki. Rabbin indirdiği kitap ve resullerine inanmadılar. Kendi kafalarına göre kutsallar üzerinde cüzi iradesi ile yeniden kodlama yazıp külli iradenin koymuş olduğu kodları silme şeytanlığı gösterdiler. Akıllarınca bir yaşam sürme gayreti ve aymazlığına koyuldular. Bu ilah tanımazlık küresel sonuçlara çok ağır fatura ödetiyor. Bu yola girdikleri zaman fani dünyanın cezp ediciliğine kapılıp zalimleştiler. Zamanı yaşanmaz hale getirerek tüm varlıkları etkileyen olaylara sebebiyet verdiler. Dünyayı kan ve gözyaşına boğmaktalar. Kitleleri yok edebilmekteler. Kimi emperyalist çıkar, kimi para, silah, güç, kimileri din ve mezhep adına sömürdüler. Dünyayı ateş çemberine çevirmekte bir beis görmeyen kodları virüslü mahlûka dönüştüler.

Zihinlerini işgal ettikleri milletlerin içinde kimliklerini, kişiliklerini kaybetmiş sağlam yalaka bulmada hiç zorlanmadılar. İnsanlık kodları hastalıklı olanlar, emanet akılla ya da rehin olmuş katiline aşık dalkavuklar sıraya girdiler küresel efendileri için. Küresel çetelerin başları her ülkede kodlarını yazdıkları siyasetçi, kurum kuruluş, stk, medya, akademisyen vs. vs. piyon kıtaları kurdular. Psikolojik muharebe mühendisleri göz diktikleri, güç veya rakip gördükleri coğrafyaların liderlerine karşılık yerel cephe de kodları karışık ve arızalı gönüllü uşakları beslemeyi bildiler her çağda.

Siyonist efendilerin kuklaları kovboylar, zamanı geldiğinde akılları buzdolabında dondurulmuş mankurtların zincirleri salıp ulumalarını sağlamaktalar.

İşgalci vampirler terk ederken toprakları fitne noktaları koymuşlar bazı yerlerde. İleriki zamanda menfaat krizine girince hemen kodları ile oynanan piyonlarla hamle başlatılır. Sonunda kargaşa ve savaş.

Şimdi şöyle bir düşünelim on yıllardır orta doğu da yaşananları. Baş haydut ABD ve yedekleri AB’ce programlanan aile devletçiklerinin yeni yetme prenslerine bulaştırılmış Truva, trojan virüsleri ümmete hainlikteler.

Yine son dönemde Beyaz Saray, Kremlin, Sadabat saraylarında önüne konan çanaktan beslenen Ermenilerin, Karabağ ateşini tekrar yakmaları. Rabbimize şükür Can Azerbaycanlı kardeşlerimiz özüm dedikleri kodlarını korumada kararlı ve korkusuzca mücadelede.

Hakeza Kıbrıslı soydaşlarımız genetik kotlarına dönüş şuurunu gösterdiler. Devşirme ve çeşitli yapılanmalarla oynanmak istenilen oyun bozuldu çok şükür. Koduna Rum virüsü bulaşmışa geçit vermedi. Ana vatana bağlı öz evladına yol verdi, destek verdi.

Çağımız batılı haydutların çöküşü başlamıştır. Hakikat medeniyeti yolunda gelişen gücü göz ardı etmeyelim. Dışarıdan ve içeriden kuşatılmış tüm tuzakları milletçe bozan bir ülke. Güç artık tekrar İslami, tarihi ve siyasal genetik kodlarına dönen millette. Ümmet ve İnsanlık için bir umut ve çıkış olarak yoluna emin adımlarla yürümekte.

Son söz milletçe içimize casus yazılımlarla yerleştirilmeye çalışılan siyasi virüslere karşı anti virüs geliştirmek. Yazılımı ise İslami ve Milli öz kodlarımıza insanlık adına dönebilme siyasi erdemliliği yolculuğuna devam…

Selam ve Dua ile

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (4)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.