İnsan ilişkilerinde bazen tekrar eden bir şey fark edilir:
aynı tür tepkiler, aynı ilişki döngüleri, aynı çatışma biçimleri… farklı zamanlarda, farklı kişilerle bile.
İşte kişilik bozuklukları, bu “kalıcı davranış ve düşünce örüntülerinin” kişinin hayatına belirgin şekilde yön vermesiyle karakterize bir klinik alanı ifade eder.
Burada önemli nokta şudur:
Mesele tek bir davranış değil, davranışın zaman içinde değişmeyen tarzıdır.
Künt / Eksantrik Küme
Paranoid Kişilik Bozukluğu
Bu yapıda kişi çevresine karşı belirgin bir güvensizlik ve şüphe eğilimi gösterebilir.
Niyet okuma, yanlış anlaşılma ihtimaline karşı sürekli tetikte olma hali ön plandadır.
“Bana karşı bir şey mi var?” düşüncesi sık devreye girebilir.
Şizoid Kişilik Bozukluğu
Bu kişiler çoğu zaman sosyal ilişkilerden uzak, içe dönük ve duygusal ifadeleri sınırlı bir yapı sergileyebilir.
Yakınlık ihtiyacı zayıf görünür; yalnızlık çoğu zaman bir tercih gibi yaşanır.
Şizotipal Kişilik Bozukluğu
Bu yapıda sosyal ilişkilerde belirgin zorluklar, sıra dışı düşünme biçimleri ve algısal deneyimler görülebilir.
Kişi dışarıdan “farklı”, “alışılmadık” ya da “ekzantrik” olarak algılanabilir.
Dramatik / Duygusal / Dürtüsel Küme
Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Toplumsal kurallara, başkalarının haklarına ve sosyal normlara karşı belirgin ihlaller görülebilir.
Dürtüsellik ve sonuçları dikkate almama eğilimi ön plandadır.
Borderline Kişilik Bozukluğu
Duygu durumunda yoğun dalgalanmalar, ilişkilerde iniş çıkışlar ve terk edilme korkusu belirgin olabilir.
İlişkiler çoğu zaman “ya çok yakın ya çok uzak” şeklinde uçlarda yaşanabilir.
Histrionik Kişilik Bozukluğu
Dikkat çekme ihtiyacının yoğun olduğu, duyguların dışa vurumunun belirgin ve dramatize olabildiği bir yapı görülebilir.
Sosyal etkileşimlerde görünür olma ihtiyacı baskın olabilir.
Narsisistik Kişilik Bozukluğu
Benlik algısında aşırı önem atfetme, takdir edilme ihtiyacı ve empati alanında zorlanmalar görülebilir.
Dışarıdan güçlü görünümün altında kırılgan bir benlik yapısı bulunabilir.
Anksiyöz / Korkulu Küme
Kaçıngan Kişilik Bozukluğu
Eleştirilme ve reddedilme korkusu nedeniyle sosyal ilişkilerden kaçınma eğilimi görülebilir.
Yakınlık isteği olsa bile, bu yakınlığa dair kaygı davranışı belirler.
Bağımlı Kişilik Bozukluğu
Karar verme ve sorumluluk alma süreçlerinde başkalarına aşırı bağımlılık görülebilir.
Terk edilme korkusu ilişkileri yönlendiren temel unsurlardan biridir.
Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu
Mükemmeliyetçilik, kontrol ihtiyacı ve düzen arayışı belirgin olabilir.
Esneklikten çok kural ve yapı odaklı bir yaşam tarzı görülebilir.
Diğer / Spesifikasyonlar
Bazı kişilik örüntüleri klasik kümelere tam olarak uymaz ama yine de klinik açıdan anlamlıdır.
Bu durumlar, bireyin yaşamını, ilişkilerini ve işlevselliğini etkileyen özgün yapılar olarak değerlendirilir.
Kişilik bozuklukları “kişiliğin bozuk olması” değildir.
Daha çok, kişiliğin erken dönemden itibaren şekillenen ve zamanla katılaşan ilişki kurma, düşünme ve duygu düzenleme biçimlerini ifade eder.
Bu yapılar çoğu zaman kişinin “bilinçli seçimi” değildir; öğrenilmiş ve otomatik hale gelmiş örüntülerdir.
Bu alandaki en önemli yaklaşım yargılamak değil, anlamaktır.
Psikoterapi, özellikle uzun vadeli ve ilişki odaklı yaklaşımlar, bu örüntülerin fark edilmesi ve esnetilmesinde temel rol oynar. Gerekli durumlarda psikiyatrik destek de sürece eşlik edebilir.
Amaç kişiliği değiştirmek değil, kişiliğin yaşamı zorlayan yönlerini daha esnek hale getirmektir.
Kişilik bozukluğu yaşayan bir insan “zor biri” değildir.
Sadece dünyayla kurduğu ilişki biçimi zaman içinde katılaşmış olabilir.
Ve belki de en temel gerçek şudur:
İnsan değişmez değildir…
ama değişim, önce örüntünün fark edilmesiyle başlar.