KIRSAL KALKINMA VE SOSYOLOJİ

Ali Şeker

Genç Çiftçiler Kayboluyor mu?

Toprağı terk eden genç, aslında geleceğini de terk ediyor. Ama hâlâ geç değil.

Bir zamanlar gençler için köy, umut dolu bir başlangıcın adresiydi.
Traktörün direksiyonuna geçmek, tarlaya ilk tohumu atmak; hem geçim kaynağı hem de bir gurur vesilesiydi.
Bugünse tablo değişti: Genç çiftçiler toprağı birer birer bırakıyor.
Köylerde üretim azalıyor, tarlalar sessizleşiyor, umut şehir ışıkları altında eriyor.
Ama bu tablo, umutsuzluk değil; doğru adımlarla değiştirilebilecek bir uyarı aslında.

Son yıllarda devlet, tarımı yeniden canlandırmak için önemli destek programları başlattı.
Genç çiftçi hibeleri, düşük faizli krediler, ekipman yardımları ve eğitim projeleri kırsala ulaşıyor.
Ancak bu desteklerin bir bölümü, üretime doğrudan yansımıyor.
Bazı çiftçiler, aldıkları hibeleri ve kredileri tarım dışı alanlarda kullanıyor; bu da beklenen tarımsal dönüşümün gerçekleşmesini engelliyor.
Tarım kazandırmıyor algısı böylece kendi kendini besleyen bir kısır döngüye dönüşüyor.
Oysa bu kaynaklar amacına uygun, planlı ve denetimli şekilde kullanılsa; köy ekonomisi yeniden canlanabilir, genç üreticiye güven gelir.

Tarım artık sadece alın teriyle değil, akıl teriyle de yürüyen bir alan.
Mazot, gübre, yem, tohum maliyetleri artarken, ürün fiyatı çoğu zaman aynı kalıyor.
Genç çiftçi sabahın ilk ışığında tarlaya umutla çıkıyor, ama akşam eve döndüğünde rakamlarla mücadele ediyor.
Birçok üretici hâlâ gelir-gider defteri tutmuyor, üretim maliyetini tam olarak hesaplayamıyor.
Kazanç veya zarar, hâlâ sezgiyle ölçülüyor.
Oysa güçlü bir tarım ekonomisi, veriyle yönetilen üretim anlayışına dayanmalı.

Bir diğer temel sorun ise miras yoluyla bölünen toprak yapısı.
Kardeşler arasında paylaşılan araziler, üretim ölçeğini küçültüyor, verimliliği düşürüyor.
Küçülen parsellerde modern tarım yapmak zorlaşıyor, gençler ise geçim sağlayamadığı için şehre yöneliyor.
Tarımda ölçek ekonomisine geçilmeden, genç nüfusu tarlada tutmak kolay değil.

Bununla birlikte, yenilikleri takip etme konusu da belirleyici.
Dünya tarımı dijitalleşiyor: sensör verileri, akıllı sulama, iklim bazlı üretim planlaması artık norm haline geldi.
Ancak köyde internet hâlâ kesintili, dijital tarım teknolojilerine erişim sınırlı.
Genç çiftçi meraklı ve öğrenmeye açık; fakat çoğu zaman bu teknolojilere ulaşabileceği altyapı ve rehberlik eksik.
Kırsalda tarım teknoloji merkezleri kurularak bu eksiklik giderilebilir.

Devletin sağladığı maddi destekler kadar, tarımsal okuryazarlık ve finansal disiplin de önemli.
Çiftçiye kredi vermek kadar, o kredinin nasıl yönetileceğini öğretmek de gerekiyor.
Gelir-gider takibi, üretim planlaması, pazar analizi gibi konular tarımsal eğitimin temel parçaları olmalı.
Çünkü güçlü bir tarım politikası, ancak bilinçli üreticiyle anlam kazanır.

Yine de tabloyu değiştirmek mümkün.
Türkiye’nin verimli toprakları, genç ve üretken nüfusu, iklim çeşitliliği en büyük avantajı.
Köyde üretim yapan genç, emeğinin karşılığını alabildiğinde köyünü terk etmez.
Tarım, doğru planlamayla yeniden cazip bir gelecek vaadine dönüşebilir.
Yeter ki genç çiftçi yalnız bırakılmasın; bilgi, teknoloji ve pazar desteği aynı anda sunulsun.

Bugün genç çiftçiler kayboluyor gibi görünebilir.
Ama bu hikâye tersine çevrilebilir.
Çünkü toprağını koruyan toplum, geleceğini de korur.

Belki de artık şu soruya daha umutlu bir yanıt verme zamanı geldi:
Genç çiftçiler kayboluyor mu, yoksa biz onları yeniden kazanmanın eşiğinde miyiz?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.