Kırım Türkleri’ne soykırım uygulandı

Doç. Dr. Özcan, “Hayvan vagonlarına istif edilerek vatanlarından sürgün edilen 423 bin Kırım Tatar Türkleri tarihin en büyük soykırımına tabi tutuldular. Kadınlar ise edeplerinden dolayı çatlayarak can verdiler” dedi

Kırım’ın Ukrayna’da olmasını tercih sebebi saydığını belirten tarihçi Özcan: “Türkiye’nin Kırım’da, sadece Kırım Tatar Türklerinden başka bir bağı kalmadı. Kırım Tatarları ise,  Kırımoğlu önderliğinde Ruslara karşı mücadele etmeden vatanlarını terk etmezler.”Konya Aydınlar Ocağı'nın Salı Sohbetleri'nde, Kırım Tatarları'nın anavatanları olan Kırım Yarımadası'ndan sürgün edilişlerinin 70. yıldönümü dolayısıyla “Kırım Türkleri’in Dramı” anlatıldı.

Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. Konuşmacı olarak katılan Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Tarih Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kemal Özcan, Kırım Mezalimini tarihî, siyasî, insanî ve sosyal boyutlarıyla birlikte ele alarak “Kırım’dan sürgün edilen Kırım Türklerine büyük bir soykırım uygulandı” dedi.

Kut almış aileler tarafından oluşturulan Kırım Hanları tarafından kurulan Altınorda Devleti’nin parçalanmasıyla birlikte Kırım’da, hanlık döneminin başladığını ve bu hanların da Rus akınlarıyla tarih sahnesinden yavaş yavaş çekildiklerini belirten Doç. Dr. Kemal Özcan, tarihe 93 Harbi olarak geçen Rus-Osmanlı Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenilmesi ve yapılan Küçük Kaynarca Antlaşması, Kırım’a özerklik verilmesi Rusya’nın sonradan Kırım’ı hâkimiyeti altına alması için bir atlama taşı oluşturmuştur. Nitekim Rusya bu antlaşmanın imzalanmasından 9 yıl sonra Kırım'ı topraklarına katarak Kırım elden çıkmıştır” dedi. Hem Çar devrinde hem de 17 Ekim Devrimi’nden sonraki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) döneminde Kırım Türkleri’nin mücadeleleri ile sürgünlerine de değinen Özcan, Lenin döneminde, Veli İbrahimov önderliğinde Kırım Sovyet Sosyalist Özerk Bölgesi kurulduğunu, fakat Kırım’ın Stalin devrinde daha hızlı bir şekilde Slavlaştırılmaya başlandığını kaydetti. 1783’de Kırım Yarımadası’nda 1 milyon 800 bin Kırım Türk nüfusunun savaş ve göçlerle birlikte 284 bine kadar indiğine işaret eden Özcan, 1937-40’lı yıllarda Koreliler ile Polanyalılar’ın, 1943’de Karaçay Türkleri, Çeçen İnguş ve Ahıska Türklerinin vatanlarından sürgün edildiklerini hatırlattı.

KIRIM TÜRKLERİNİN SÜRGÜNÜ

Kırım Tatar Türkleri’nin sürgünlerinin 18 Mayıs 1944’de gece saat 3.00’da başladığını ve Sovyet rakamlarına göre; kendi vatanlarından sürgün edilen Kırım Tatarlarının sayısının 180 bin, Kırım Deosparası’nın rakamlarına göre ise asıl sayının 423 bin olduğunu belirten Özcan, “Stalin döneminde Kırım Tatarları bir gecede kadın, yaşlı, çoluk çocuk demeden hayvan vagonlarına istif edilmek suretiyle Özbekistan’a sürgün edildiler. Pek çoğu bu sürgünde vagonların içinde ve tren yollarında kırıldılar. Vagonlarda edeblerinden dolayı tuvaletlerini yapamayan kadınlar ise çatlayarak ölürken yaşlılar ile çocuklar bakımsızlık, hastalık ve açlıktan kırıldılar. Ölülerini dahi gömemeyen Kırım Tatar Türkleri’nin önemli bir kısmı da, 15 gün süren tren yolculuğu sonrasında geldikleri Özbekistan’da ev, iş ve aş bulamadıklarından dolayı hayvan ahırlarında, kazdıkları toprak çukurların içinde üzerlerine naylon örterek yaşamaya mecbur bırakılarak hastalıktan kırıldılar. Şimdi buna soykırım (jenosit) denmez de ne denir?” dedi.

MÜCADELE YILLARI VE CEMİLOĞLU

Kırım Tatarlarının ev, işyeri ve tarlalarının buralara yerleştirilen Slavlar tarafından yağmalandığını anlatan tarihçi Özcan, “‘Hatta dirileri gibi ölüleri de çıkıp gitsinler’ diyen Ruslar tarafından Tatar mezarları yağmalanıyor. Mezar taşları bina yapımında kullanılırken cesetleri de orta yere atılıyor” diye konuştu.

Kırım Tatarları’na önceleri korkularından sahip çıkmayan Özbeklerin, daha sonra iş ve aş vererek Tatar kadınlarla evlenmek suretiyle çocuklarına sahip çıktıklarını dile getiren Özcan, Kırım Türkleri’nin mücadelesinin bundan sonra başladığını ve “küçük dev adam” olarak nitelendirdiği Mustafa Cemiloğlu’nun Genç Tatarlar Birliği’ni kurduktan sonra hapishaneye atıldığını ve Moskova’nın göbeğinde Cemiloğlu önderliğinde yapılan mitingden sonra 1989’da Kırım Tatar Türklerine anavatanlarına dönüş izni çıktığını söyledi.

TATARLAR VATANLARINI TERKETMEZ

Kırım’da 1990’da 83.156 Kırım Tatarı nüfusunun 1995’de 200 bine ulaştığını ve 2014’de bu sayının 350 civarında olduğunu ifade eden Özcan, “Kırım Tatarları mal varlıklarını alamadılar. 4-5 m2’lik barakalar yaparak oralarda zor şartlar ve baskılar altında yaşamaya başladılar. Tatarlar günümüzde bile lâyık oldukları ve hak ettikleri haklara sahip olamadılar. Ukrayna’ya bağlı bir özerk bölge olarak kalan Kırım, Ukrayna’nın bölünmesiyle birlikte Rusya’ya katıldı. Ukrayna’nın doğusu Ortodoks, batısı ise Katolik’tir ve birbirlerini asla sevmezler. Ruslar Ukraynalıları aşağılamak için “Haho”, Ukraynalılar da Rusları aşağılamak babından “Maskal” diyorlar. Ruslar, Türkleri aşağılamak için de Cengiz Han’a “Tatar” demişlerdir. Tatar ismi de oradan gelmektedir” dedi.

Özcan ayrıca, Kırım’ın Ukrayna’da olmasını tercih sebebi saydığını belirterek konuşmasına şu sözlerle bitirdi: “Türkiye’nin Kırım’da, sadece Kırım Tatar Türklerinden başka bir bağı kalmadı. Kırım Tatarları,  Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu önderliğinde Ruslara karşı mücadele etmeden vatanlarını terk etmezler.” Toplantıya Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Konya Şube Başkanı F. Seyfi Kaçar, Konyalı Tatarlar, akademisyenler ve çok sayıda dinleyici katıldı. 

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ