Abdülkadir Selvi/ Yeni Şafak
Kılıçdaroğlu'nu eklediğim liste
Meclis'te CHP ile BDP'nin grup toplantılarını yaptıkları salon aynı koridorda yer alıyor. CHP Grubu'na giderken, BDP'nin önünden geçmemiz gerekiyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nu izlemek için CHP Grubu'na yönelmiştim ki, BDP Grubu'nun kapısında kameramanların yay şeklinde sıralandığını gördüm.
"Bengi Yıldız'ı bekliyorsanız, dikkatli olun taş atabilir" diye uyarma gereği duydum.
Ahmet Türk'ün açıklamalarını sormak üzere Gültan Kışanak'ı bekliyorlarmış.
Kürt demenin, Kürtçe konuşmanın yasak olduğu dönemleri en iyi Ahmet Türk bilir. Kendisi 12 Eylül'ün işkenceleriyle ünlü Diyarbakır Cezaevi'nde her türlü zulmü görmüş, Türkiye'nin Veli Küçük zihniyetiyle yönetildiği dönemde, parlamento kürsüsünden yaka paça indirilip, cezaevine tıkılmış bir politikacı. Bugün o dönemlerin hesabı sorulurken, faili meçhul cinayetlerin sorumluları yargılanıp, Kürt kimliğini ifade etmenin önündeki engeller kaldırılmaya çalışılırken, sürece katkı yapmak yerine, bu gelişmelerden rahatsız olanların ekmeğine yağ süren çıkışlar yapıyor.
Veli Küçük zihniyetinin ülkeye hakim olduğu dönemde niye sesiniz çıkmıyordu?
Ahmet Türk bir 12 Eylül mağduru olarak referandumu boykot etmeyi, kendisine izah edebildi mi?
Bir elinde silah, diğer elinde şehit kanı varken, hangi sivil itaatsizlikten söz ediyorsunuz.
Bu düşüncelerle CHP Grubu'na yöneldim. Deniz Baykal önceden gelmiş, her nedense etrafına gülücükler dağıtıyordu. Kemal Bey'i ise o kadar rahat görmedim.
Gergin ruh halinin etkisiyle midir, orasını bilemedim," Bu medya ile de bizim sorunumuz var" dedi Kemal Bey.
Alınganlığım üzerimde mi, ben mi yanlış anladım derken, Kemal Bey kürsüden, "Medya ya adam gibi bir medya olacak..." diye gürledi.
Her açığını kapatıp, usta manevralarla gündemi değiştiren CHP'den öte CHP'li bir medya düzeni olmasaydı, sadece İklim olayı Kemal Bey'i bitirirdi. Buna rağmen medyadan niye şikayet ediyor diye düşünmedim değil.
Gerçeği büroya dönünce anladım.
Meğer Kemal Bey bizden şikayetçiymiş.
Hem de öyle Meclis kürsüsünden dile getirilen bir şikayet değil bu.
Basbayağı mahkemeye vermiş bizi. 25 milyar para istiyor. Herhalde yakında teslim alacağı havuzlu villanın içini bizden alacağı parayla yaptıracak.
İşin şakası bir yana, ben Başbakan Erdoğan gazetecilere dava açtığında, bu basın özgürlüğüne vurulmuş bir darbedir diye kıyamet koparanların yaptığı gibi yapmayacağım.
Basın olarak bizim de tutarlı olmamız gerekiyor.
Eğer bu ülke hukuk devletiyse gazeteciye de dava açılır.
Şimdiye kadar yüzü aşkın soruşturma geçirmiş, 40'ı aşkın davada yargılanmış bir gazeteci olarak, adaletin karşısında kimsenin ayrıcalığı olduğuna inanmıyorum.
Yazıyorsak, yargılanmayı da göze alacağız.
Bu konuda bir bedel ödenecekse, önce bizim ödememiz gerekiyor.
Bunu peşinen yazdım ki, kimse biraz sonra yazacaklarımdan dolayı nedamet dilediğimi düşünmesin.
Mahkemede gidip hesabımızı vereceğiz.
Basın özgürlüğü konusunda söz söyletmeyen Kılıçdaroğlu, bir gazeteciye nasıl dava açar gibi bir şeyin arkasına saklanmayacağım.
İyi ki açmış.
Kendisiyle mahkemede hesaplaşma imkanımız olacak.
Peki hangi konuyla ilgili tazminat talep ediyor Kemal Bey?
İklim skandalı patlak verdiğinde yazdığım bir yazıyla ilgili.
İklim Bayraktar kendisine taciz iddialarını aktardığında, eski genel başkanın hukukunu korumadığı ve Baykal'ı arayıp bilgilendirmediği için eleştirmiştim Kılıçdaroğlu'nu.
Bunu şeref ve haysiyetine bir saldırı olarak değerlendirip, hakkımda tazminat davası açmış.
Aynı görüşteyim.
Benim eleştirdiğim noktada Deniz Baykal da "Kemal Bey'in araması gerekirdi" diye sitemde bulunmuştu.
Bana tazminat davası açan ilk kişi siz değilsiniz Kemal Bey.
Bu konuda benim bir listem var.
İlhan Cihaner dava açtı, kendisi Ergenekon'un Erzincan ayağıyla ilgili davanın sanığı.
Mehmet Haberal açtı, kendisi Ergenekon'un tutuklu sanığı.
Doğu Perinçek açtı, kendisi Ergenekon'un en önemli sanıklarından biri.
Salih Zeki Balaban açtı, kendisi Ergenekon'la birleştirilen Vatansever Çetesi davası sanıklarından.
Bir de sizi ekledim bu listeye.
Bu listede yer almak sizin için ne ifade eder orasını bilmem ama, Ergenekon sanıkları tarafından hakkımda dava açılması, benim için büyük bir onurdur.
Bilesiniz istedim.