Karar zamanı

Hasan Ukdem

Sanki kıyamete akan ırmak daha bir hız kazandı günümüzde. Dünyanın belli coğrafyalarında programlı bir kaynaşma var. Müslümanların bulunduğu bölgeler uzun süre sömürüldükten sonra, şimdi de sıra canlarına gelmiş gibi görünüyor. Ölüm, tecavüz, evlerinden barklarından edilme, savaş hukukuna aykırı azgın bir işgal... Üstelik bunlara sadece direnen güçler değil, kadın, kız, çoluk çocuk her fert maruz kalıyor. Güç kötünün elinde olunca, kural, nizam beklemek zaten abesle iştigal oluyor. Zamanın akışını, gün geçtikçe azman bir hal alan kapitalizm belirliyor. Bu manzaranın bir bölümü. 

 

Peki manzaranın diğer bölümünde neler oluyor? Tabiri caizse sürekli dayak yiyen taraf ne yapıyor? Hastanelerde yaralılarına bakan, yıkıntılardan çıkardığı cenazelerini toprağa gömen, kaybolan çocuklarına ağlayan, yanındaki çocuğuna ekmek bulamayan bu insanların bir hesabı var mı? Görünüşe bakılırsa yok. Bir diğer yanda ise savaştan henüz uzak olan olan müslümanlar ne düşünüyor, nasıl yaşıyor? İşte gelecekteki dünyayı onların tavrı belirleyecek.  

 

Arap dünyası, Afrika ülkeleri, Türk devletleri ve Avrupai yaşam süren ülkelerdeki müslümanlar. Evet  sizler ! Artık uyanma vakti geldi geçiyor. Silkinme vaktidir bu vakit. Hatırlama vaktidir. Bakın Halil Cibran ne diyor : "Hatırlamak bir buluşma biçimidir." Peki neyle buluşacağız? Önce cesaretle, sonra akılla, stratejiyle, azimle, zaferle... Biz bu kararı vermezsek daha çok Irak'ımız, Suriye'miz, Filistin'imiz, Arakan'ımız olur. Ve sonunda bizim ülkelerimizi de bu sayılanların içine dahil ediverirler.  

 

İnsan dünyaya güzel yaşamak, dünya nimetlerinden olabildiğince yararlanmak için gelmez. İnsan dünyaya kendini yaradanın bir parçası olarak gelir. O'nun yeryüzündeki halifesi olarak gelir. Dünyadaki kötülerin ve kötülüğün karşısına dikilmek için gelir. 

İşte Allah'ın bize bahşettiği güzel bir kurban bayramından yeni çıktık. Çevremize bir bakalım. Kaç akrabamızla bayramlaşabildik? Kaç komşumuzla selamlaşabildik. Biliyorum bir kısmı tatile gitti, bir kısmıyla dargındık, bir kısmına da çeşitli nedenlerden dolayı içimiz ısınmıyordu. Yazık! Bir bayramı bile bir arada yapamıyorsak, nasıl bunca meselenin altından kalkacağız? Kötünün, kötülüğün karşısına nasıl dikileceğiz? 

 

Eflatun: "Cesaret, tehlike anında akıl ve zekanın kullanılmasıdır."diyor. Dünyaya şöyle bir bakıversek, tehlikenin en büyüklerinin gelmekte olduğunu açıkça görürüz. Peki bu hayata dalmışlığımızı nasıl izah edeceğiz? Nedir Allah aşkına bu haz peşinde koşmalar? Şan şöhret derken yitirilen namustan şereften bigane yaşamalar? 

 

Elbette dünya hayatı da önemli sevgili Peygaber'imiz: " Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya, yarın ölecekmiş gibi ahirete çalışın." Diye buyuruyor. Biz bu hadisin yarısını alarak yaşıyor ikinci kısmını hayatımıza almıyoruz. Oysa attığımız her adım, gittiğimiz her yol, gördüğümüz her yüz kaydediliyor. İyilerle, doğrularla iş tutmak varken, biz kötülüğün değirmenine su taşıyoruz. 

 

"Zor iş, zamanında yapmamız gereken fakat yapmadığımız kolay işerin birikmesiyle meydana gelir" Böyle diyor Jean Jackues Rousseau. Bizim atalarımızsa "Zararın nersinden dönersen kardır"der. Artık kendi hakkımızdaki hükmü kaldırmanın vaktidir. Şunu bilelim ki bu bizim için önemlidir. Yoksa bugün dünyaya zulümle hükmedenler de bununla başarı elde edemeyecekler. Zira zulümle abat olanın sonu berbat olur. Biz bunu biliyoruz. Burada bizim meselemiz iyilerle haşr olma meselesidir. İyi olmak ise bedel ister, işte biz bu bedeli ödeme faslına geçme kararını gün geçmeden verelim diye çaba göstermeliyiz. 

 

Her şeyden önce bir araya gelmeliyiz, birliğimizi kurmalıyız.  Yoksa başkalarının kurduğu oyunda birbirimizi öldürmeye devam eder gideririz. Hayatsa kendi ırmağında akar gider ve biz de kaybedenlerden oluruz. 

 

Burası Akyokuş Mahperi'm 

Şu aşağıda gördüğün şehir selçukya 

Bakma şimdi senin kot giydiğine 

Ve benim kola içip  

Hamburger yediğime 

Kıl çadırlarda başladı bizim maceramiz 

Dinle! 

Bu hikaye uzun 

Bu destan bize özel 

Ulu çınarın dalları taklit olmamalı 

Selçukyalı güzel 

…..........

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.