Kamu-Sen,”4+4+4 sisteminin sonucu öğretmen mağduruyetini artırdı”

Kamu-Sen Konya İl temsilcisi Sadi Eriş “2013-2014 eğitim-öğretim yılında ziller 17 milyon öğrenci ,800 bin öğretmen sorunlarıyla açıldı

Kamu-Sen Konya İl temsilcisi Sadi Eriş “2013-2014 eğitim-öğretim yılında ziller 17 milyon öğrenci ,800 bin öğretmen sorunlarıyla açıldı. Bu eğitim-öğretim yılı tıpkı geçen yıl gibi ilklere sahne olacaktır.Özellikle 4+4+4  sisteminin sonucu öğretmen mağduriyeti artmıştır” dedi.

Zafer Meydanında üyeleriyle birlikte bir basın açıklamasında bulunan Kamu-Sen Konya İl temsilcisi Sadi Eriş, yaptığı açıklamasında şu sözlere yer verdi. Eğitim sistemindeki değişikler sonucu eski Bakan Ömer DİNÇER döneminde eş özrü sebebiyle yer değiştiremeyen öğretmenler teknoloji tasarım, zihinsel engelliler öğretmenliği ve memurluk kadrolarına geçirilerek yer değişikliği yapılmıştı.

Bu öğretmenlerden büyük çoğunluğu, istemeden, adeta zorla alan değişikliğine tabi tutulmuştu. Türkiye Kamu-Sen Türk Eğitim-Sen olarak, o tarihte yaptığımız açıklamalarda bu uygulamanın, ÖĞRETMENLERE KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI İSTERSİNİZ, anlamında olduğunu söylemiş, bu uygulama yerine il ve ilçe emri uygulamasının geri getirilmesini istemiştik.

Zamanın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, tüm uyarılarımızı kulak ardı ederek, bu öğretmenlerin alanlarını zorla değiştirdi. Şuan ki, Bakan Nabi Avcı’ya da defalarca söylememize rağmen, bu öğretmenlere isteğe bağlı olarak, bulundukları ilde eski alanlarına dönüş hakkı verilmedi. Halbuki, bakanlığın alan değişikliği yapacağına ait sözü de bulunmakta, hatta çalışma takvimi bile hazırlanmıştı.

Bu süreçte bir sendika tarafından açılan dava ile, teknoloji tasarım ve zihinsel engelliler öğretmenliğine geçenlerin alan değişikliğine yargı tarafından yürütmeyi durdurma kararı verildi. MEB illere gönderdiği yazıyla, yargı kararının uygulanmasını istedi.

Yaşanan bu kargaşanın tüm sorumluluğu eski Bakan Ömer Dinçer’e aittir, ancak mevcut Bakan Nabi Avcı’da, bu işi düzeltmek veya öğretmenlerin en az zararla kurtarılmasını sağlamak zorundadır. Bu öğretmenler, bu süreçte, isteğe bağlı tayin, özür grubu tayin hakkını da kullanmamış, dolayısıyla iki türlü hak kaybına uğramışlardır.

Milli Eğitim Bakanlığının yargı kararını uygulama zorunluluğunu anlarız, ancak MEB’in uygulamada sorumluluk alması da bir mecburiyettir, çünkü problemin yaşanmasının ana sorumlusu MEB’dir. Bu sebeple, MEB’in salt yargı kararını uygulayın diyerek, kenara çekilme hakkı olamaz.

2013 alan değişikliği işlemleri MEB'in atama ve yer değiştirme takviminde bulunmasına rağmen MEB sözünü tutmadı. Okulların açılmasına 2 gün kala bu öğretmenlerimiz mağduriyetleri ile baş başa bırakılmıştır. Bakan’ın ve MEB Müsteşarının verdiği sözü bu kadar çabuk unutması anlaşılır gibi değildir. Alan değiştiren öğretmenlerimizden isteyenlere çalıştığı yerde eski alanına dönüş hakkı tanınması herhangi bir keşmekeşe yol açmayacağı gibi öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz için son derece verimli olacaktır.

Öte yandan Danıştay, il içi alan değişikliğinde sınıf öğretmenlerinin Zihin Engelliler Sınıfı Öğretmenliği ile Teknoloji ve Tasarım Öğretmenliğine ve diğer alan öğretmenlerinin Teknoloji ve Tasarım Öğretmenliğine geçişlerini iptal etti. Bu durum, alan değişikliği yapmış olan öğretmenlerimizin atamalarının iptal edilerek, eski görev yerlerine ve eski alanlarına döndürülmesi anlamına gelmektedir. MEB de bu öğretmenlerin önceki alanlarına ve görev yerlerine döndürüleceklerini açıkladı.

Bakanlığın plansızlıkları, öngörüsüzlüğü, eğitimcilerin ve sendikaların taleplerine gözlerini kapatması nedeniyle telafi edilemez hatalar yapılmaktadır. Bu noktada talebimiz; il içinde bu öğretmenlerimizin eski görev yeri olan yerleşim birimleri yerine halen görev yaptıkları yerleşim biriminde bulunan eski alanlarındaki münhal kadrolara atanmalarının sağlanmasıdır. Aynı dava iller arası alan değişikliği için de açılmıştır. Şayet Danıştay bunu da iptal ederse, yüzlerce öğretmen bu kez il değiştirmek zorunda kalacak, kurdukları düzenlerini bozacaktır. Bu noktada MEB, öğretmenlerimizi bulundukları ilde eski alanlarına döndürülmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı maalesef, problemlerin ana kaynağı bir bakanlık haline dönüşmüştür. Birkaç iyi uygulamayı istisna tutarsak, MEB’in, eğitim çalışanlarına huzur ve mutluluk sağlamak adına, hiçbir çalışmasını görmemek, tam tersine işleri karıştıran bir bakanlık görüntüsü çizmesi, MEB’e ve başta Bakan olmak üzere, tüm yöneticilerine olan güvensizliği daha da derinleştirmektedir.

Türkiye kamu sen olarak, Milli Eğitim Bakanı, Müsteşar ve tüm MEB bürokratlarından, öncelikli görevlerinin, tüm eğitim çalışanlarını kazanmak için adımlar atmak olduğunu hatırlamalarını diliyorum. Onlarla beraber düşünen, onlarla beraber yürüyen bir bakanlık görüntüsünü sağlamak o kadar da zor değildir. Artık Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenin varlığını hatırlamalıdır Bakanlık Başını kumdan çıkarmalı, mağduriyeti gidermelidir. Bu iş çocuk oyuncağı değildir. Sayın Bakan; Evini barkını, çoluk çocuğunu bırakıp valizleri eline alan öğretmenlerimizi  gözünüz hiçmi görmüyor?? Eğer bu öğretmenlerin tayinlerini yapamıyorsanız bunlar evlenme cüzdanlarını iptal etsinler. Bu durumda İlimizde mağdur olan yüzlerce öğretmen vardır. Bunların haklarını iade etmek Bakanlığın boynunun borcudur. Bu meydandan Sayın Konya Valisi ve Milli Eğitim Müdürüne de çağrıda bulunuyorum. Öğretmenlerimizin mağduriyetini giderici tedbirler alınız. “dedi.

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ