Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 45. kez başörtüsü için özgürlük talebiyle Kayalıpark’ta saat 12’de bir araya geldiler.
Platform adına hazırlanan basın bildirisini Hasan Hüseyin Tekin okudu.
Bildiride eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın AB yetkililerine İslam’ın saldırgan bir din olduğu, bu sebeple laikliğin de saldırgan olmak zorunda olduğu şeklinde yaptığı açıklama eleştirildi.
Bu açıklamayı yapanların İslam’a karşı kalplerinde duydukları kini açığa vurduğunu belirten bildiride şu ifadelere yer verildi: Türkiye’nin şartları kendine özgü şartlardır. Bu cümlecik baskıları ve zulümleri örtbas etmek için suiistimal edilen pek çok kavram ve cümlecikten biridir. Fakat şu bilinmelidir ki baskılar ve zulümler zihin kargaşasına sebep olan cümlelerin akabinde söylense de yinede menfur olmaktan geri durmayacaktır.
Müslüman halkımıza özgürlük mücadelesi veren kişilere yarasa diyerek saldırganlaşan kamu vicdanının kendisini Yarasa Mesut diye tanımladığı bir başbakan eskisi şu günlerde Avrupa Birliği’nin yetkililerine İslam saldırgan bir dindir laiklik de Türkiye’nin şartlarında saldırgan olmalıdır diyebilmektedir. Merdi Kıpti şecaat arz edeyim derken sirkatin söyler evet bu bir itiraftır Türkiye laikliği saldırgandır ve laiklik adına ülkede terör estirenler baskı zulüm uygulayanlar vardır fakat şu bilinmelidir ki adının anlamı barış olan İslam saldırgan değildir. Onu ve ona inananları saldırganlıkla itham etmek kalplerdeki kini açığa vurmaktır.
Kendisini sivil toplum kuruluşu olarak ifade eden zenginler kulübü tüsiad başkanının kadınların sosyal hayatta ve iş hayatında yeterince rol almadıklarını ifade etmesi ve bunu geleneğe bağlaması hemen inançları ve inançlarının gereği olan örtüleriyle sosyal hayatın içinde bulunmak isteyen inançlı insanlara yapılan engellemeleri ve yasakları hiçmi görmüyor sorusunu sormamamızı gerekli kılmaktadır.
Ülkemizdeki kadınların yüzde yetmiş beşi örtülü iken ve örtülü insanların çalışma imkanları yasaklanmışken iş hayatında kadınların bulunmayışından bahsetmek bir aymazlık değil midir?
Siz hangi dünyada yaşıyorsunuz? Ülke gerçeğine bu kadar mı yabancısınız?
Adı karanlık ile birlikte anılan Ergenekon yapılanması ile alakalı basında çıkan haberler hayretimizi ve aynı zamanda dehşetimizi artırmaktadır. Köklerinin nereye kadar uzandığı yeterince belli olmayan bu yapılanmanın faili meçhul olan her olayla bağlantılısının olduğundan bahsedilmesi ülkenin götürülmek istendiği karanlık noktayı daha açığa çıkartmaktadır. Müslümanlara yönelik baskılarda adı geçen kurum ve şahısların bu yapılanmayla ilişkilerinin varlığından bahsediliyor olması Müslümanlara yönelik baskıların kaynaklarının netleşmesine sebebiyet vermektedir.
Hemen hemen her yıl nerdeyse her ödül töreninde yaşanan bir gerçeklik yine tekrar ediliyor başarıya verilmesi gereken ödül ideolojik tutkulara uğrayarak bir baskı aracına dönüştürülüyor bizlere inancınız yaşam biçiminiz başarılarınızın önündeki engeldir deniliyor sizler bu yaşam biçimi ile asla başarılara ulaşamazsınız deniliyor bu uygulamalar bir yaşam biçimi ve inanç değişikliği yapmamız içinse şunu bilsinler ki hiçbir ödül hiçbir takdir hiçbir başarı belgesi ve sunulacaklar imkanlar ne olursa olsun bizi inançlarımızdan ve yaşam biçimimizden uzaklaştırmayacaktır. Rabbimizin mükafatı dünyalar dolusu metadan daha hayırlıdır.
Bu cümleden olarak tüm özgürlük mücadelesi verenleri selamlar sabır ve sebat ile rabbimizin vaat ettiği selam yurduna ulaşacaklarını müjdeleriz.
Ferit Hepokur-Memleket