Kalemin Dört Mevsimi

Serpil Yalçınkaya

Lavanta kokularıyla büyümüş çocuklardık biz. Ne yaptıysak kendimize yaptık. İyi niyetli bakışlarımız vardı bizim. Ne yaşarsak yaşayalım, kimseden acısını çıkartmayan! Bahar gözlerimiz vardı, her yeni güne yeniden umutla başlayacağımızı anlatan! Hayatın dört yapraklı yoncası gibi nadir bulunan… İLKBAHAR


İnsanların mevsimi olduğu gibi kalemin de dört ayrı mevsimi olduğunu görmüş oldum Büşra Yeşilbağ’ın kitabı ile. İlkbahar ile başlayan, yaz, sonbahar ve kış diye sınıflandırdığı, her bir bölümü yirmi ayrı deneme yazısından oluşan eser, yazarının daha önce gazetede yayınlanmış olan yazılarının bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş.

Küçükken ayakkabılarımı ilk babam bağlamıştı. O güçlü, kuvvetli, dağ gibi görünen adam; küçücük kızının önünde çöküp iki ipin ucunu birbirine sıkıca tutturmuştu. Düşmeyeyim, ayakkabım ayağımdan çıkmasın, daha uzun yollar kat edebileyim diye… İlk adımlarımı işte o güçle atmıştım. Kendimden emindim. Çünkü babam benim ilk âşık olduğum adamdı… YAZ 

Bu eser elime geçmeden önce de yazılarını sürekli takip ettiğim Büşra Yeşilbağ insan gönlüne dokunmasını bilen bir kalem. Üstelik yazılarından edebî lezzet aldığım bir kalem. Yazdıkları hayata dair, insana dair, sevgi ve muhabbete dair düşünceler üzerine …

Ama her defasında ipleri birbirine dolayıp, elimde tutamadığım bir uçurtma misaliydi içimde mavi gökyüzüne saldığım pembe hayallerim… Ya ben beceriksizdim ya da rüzgâr çok acımasızdı. Küfemde iki büklüm taşıdığım umutla, ağır aksak ilerlediğim hayatta güz güneşi vurdu yüreğimin bir köşesine… SONBAHAR

Yazılarıyla kimi zaman içinize neşe, kimi zaman hüznün gelip taht kurmasını başarabiliyor Büşra Yeşilbağ. Bu çok da kolay bir iş değil. Kendi hissettiklerini okuyucusunun da ruhunda hissetmesini sağlamak. O  bu işi hiç zorlanmadan kolayca başarabiliyor.

Kalbimin uçurum kenarında sessiz sedasız oturdum, içimi seyretmekteyim. Güven dağlarımın üzerine karlar yağmış, mutluluğumun gül benzi solmuş… KIŞ

Kimi zaman yazılarını günü gününe takip edemesem de fırsatını buldukça dönüp okuduğum yazarların arasında bu yüzden var Büşra Yeşilbağ. Ve eminim bu onun ilk eseri olsa bile tek eseri olmayacak, ulusal yazarlar arasında, daha nice güzel eserlerle okuyucusunun karşısına çıkacak.

Tebrikler Büşra Yeşilbağ…

Harflerle donatılınca nevbahar olur beyazlığın… Meltem olur kelimelerin… Cümlelerin duygu ile doldukça üzerinde nemlenir, ılık bir ilkbahar yağmuru olur yağar gönüllere…
Kendinden habersiz ama dimdik bu uzun yolun yolcusu olan düşüncelerim şimdi ete kemiğe büründü… Beynimin her kıvrımına misafir ettiğim fikirlerimi, kendime altıncı parmak yaptığım kalemim ile kâğıda sabırla doldurdum. Kavuşmak için her düşünceyi erittim bende…
Dünyada dört mevsim vardı. Sen benim beşinci mevsimim oldun.
Kalemimin ucunda açtı minik çiçeklerim ve zamanla meyvelerini verdi umutlarım. Kimi zaman bir hüzün rüzgârı savurdu kelimelerimi, kimi zaman ise lapa lapa yağdı üzerine hüzünlerim… Sonunda hep minik bir filiz belirdi kâğıdıma dokunan o narin temasında… Sen bana dört mevsimi aynı kelimelerle yaşatan en güzel ortak nokta oldun.
Bir telaş mevsiminin üzerinden seneler geçti işte... Mutluluğun adını, kalem ve kâğıt olarak tanımladığım zamandan beri…

Kitap ve Yazar Hakkında Bilgiler

Kitap Hakkında

Yayın Tarihi: 2019

Yayınevi: Dorlion  Yayınları

Baskı sayısı: 1. Baskı

Sayfa Sayısı: 176

Temin Adresi: www.insancilkitap.com

Tel: 0 5303071093

 Yazar Hakkında

 Büşra Yeşilbağ

13 Kasım 1996 Konya doğumlu. Dört kardeşin en küçüğü. Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi mezunu. Halen özel bir kuruluşta okul öncesi öğretmenliği ve aynı zamanda köşe yazarlığı yapmaktadır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.