Kadın Çiftçilerin Tarımdaki Rolü

Ali Şeker

Tarlada alın teri döken kadın, aslında toplumun sessiz gücünü temsil ediyor.

Dünyanın birçok ülkesinde tarımsal üretimin görünmeyen yüzü, büyük ölçüde kadın emeğine dayanır. Sabahın erken saatlerinde hayvanlara bakan, tarlada çalışan, ürün toplayan, evde gıda işleyen ve aynı zamanda aile ekonomisini yöneten binlerce kadın çiftçi vardır. Ancak bu emek, çoğu zaman ne kayıtlarda yer bulur ne de gerçek ekonomik değeriyle ölçülür. Tarlada kadın vardır; istatistiklerde ise yoktur.

Aile çiftlik işletmelerinde bu tablo daha da çarpıcıdır. Kadının emeği üretimin her aşamasında yoğun olmasına rağmen, çoğu zaman gelirden pay alamaz, sigortasız çalışır. Gün boyu üretime katkı sunan pek çok kadın, aile işletmesinde yalnızca “gönüllü işçi” olarak görülür. Bu durum, kadınların geleceğe dair umutsuzluk yaşamasına neden olur. Oysa aile işletmesi dahi olsa, kadının emeği yevmiye ya da aylık ücretle karşılanmalı, sosyal güvencesi sağlanmalıdır. Ancak bu şekilde kadın, emeğinin karşılığını alabilir ve ekonomik bağımsızlığını kazanabilir.

Günümüzde tarım yalnızca fiziksel güç değil; aynı zamanda bilgi, planlama ve organizasyon işidir. Kadın üreticiler bu dönüşümde büyük bir potansiyele sahiptir. Gıda işleme, pazarlama ve markalaşma alanlarında kadınların etkinliği giderek artmaktadır. Kooperatifleşme ve kırsal kadın girişimciliği örnekleri, son yıllarda umut verici bir ivme kazanmıştır. Kadın eli değen ürünler, yerel ekonomiyi canlandırırken kaliteyi ve sürdürülebilirliği de artırmaktadır.

Son yıllarda devlet ve yerel yönetimler, kadın çiftçilere yönelik çeşitli destekler sunmaya başlamıştır. Kırsalda kadın girişimcilere verilen hibe ve eğitim programları ile tarımsal kooperatiflere sağlanan teşvikler önemli adımlardır. Ancak bu destekler hâlâ sınırlı bir kesime ulaşmaktadır. Bilgi eksikliği, ulaşım sorunları ve sosyal engeller nedeniyle birçok kadın bu imkânlardan yararlanamamaktadır. Destek programlarının etkinliği, ancak sahadaki kadınların gerçek ihtiyaçları dikkate alındığında artacaktır.

Eğitim ve teknolojiye erişim de kritik bir başka başlıktır. Kadın üreticilerin önemli bir bölümü hâlâ geleneksel yöntemlerle üretim yapmaktadır. Oysa dijital tarım uygulamaları, verimlilik ve gelir artışı açısından büyük fırsatlar sunmaktadır. Kadın çiftçilerin dijital okuryazarlık, finansal planlama ve pazar erişimi konularında desteklenmesi gerekmektedir. Köylerde kurulacak eğitim merkezleri ve mobil tarım danışmanlık sistemleri bu farkı azaltabilir.

Toprak paylaşımı, miras hukuku ve mülkiyet konusu ise kadın çiftçilerin önündeki sessiz engellerden biridir. Kırsalda birçok kadın fiilen üretimin içinde yer alsa da tapuda adı bulunmamaktadır. Oysa mülkiyet hakkı, kadın üreticinin ekonomik ve sosyal güçlenmesinin ilk adımıdır. Kadın adına kayıtlı arazi oranı artmadıkça, üretim üzerindeki söz hakkı da sınırlı kalacaktır.

Tüm bu tabloya rağmen kadın çiftçiler, tarımın geleceğinde belirleyici bir role sahiptir. Onlar yalnızca üretici değil; aynı zamanda bilgiyi kuşaktan kuşağa aktaran, geleneksel birikimi modern tekniklerle buluşturan bir köprüdür. Kadınların liderliğinde kurulan kooperatifler, kırsalda hem ekonomik hem de sosyal dönüşüm yaratmaktadır. Doğru politikalar ve sürdürülebilir desteklerle bu potansiyel, ülke ekonomilerine ciddi katkılar sağlayabilir.

Kadın çiftçilerin gücü yalnızca tarladaki üretimle değil, ortaya koydukları dayanışma kültürüyle de ölçülmelidir. Köyde bir kadını güçlendirmek, aslında bir toplumu ayağa kaldırmaktır. Çünkü tarımda kadın, sadece üretimin değil, yaşamın da en güçlü destekleyicisidir.

Ve artık şu gerçeği yüksek sesle söylemenin zamanı gelmiştir:
Kadın çiftçi desteklenirse, sadece tarım değil; ülkeler kazanır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.