İki yılda Konya’da misafir edilen mültecilerin sayısı bini geçti. Mültecilerin çoğu Somalili. Kenya, Sudan, Etiyopya, Kongo, Fildişi Sahilleri, İran, Irak, Filistin gibi ülkelerden gelenler de var. İtalya, Yunanistan, Amerika gibi ülkelere çalışmak için gitmek istiyorlar. Fakat Avrupa, Afrikalı mültecileri kabul etmiyor. Geldikleri ülkelerde karışıklık ve savaş hali devam ettiği için geri dönmek istemeyen mülteciler, kendilerini nasıl bir yarın beklediğini kestiremiyor.
Türkiye’de, savaş ve yoksulluk gibi nedenlerle ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan kayıtlı yaklaşık 14 bin mülteci yaşıyor. 26 farklı ilde hayata tutunma mücadelesi veren mültecilerin geçici ikamet ettikleri yerlerden biri de Konya. İki yılda Kony
Sığınmacıların hikâyesi birbirine benziyor. Kimi savaştan kaçmış, kimi açlıktan, kimisi ölüm tehdidinden. Somalili gazeteci Muhammed Deeq’in kaçış esnasında yaşadıkları, Kemal Sunal filmlerini aratmayacak cinsten: “Somali’de çatışmaların artması üzerine ayrılmaya karar verdik. Somali’ye gelip giden İtalyan gemiciler vardı. Bir İtalyan gemiciye bin dolar para ödedik. Bizi İtalya’ya götürmek vaadiyle gemiye bindirdi. Uzun bir yolculuktan sonra İstanbul’a bıraktı bizi. Gerçekte bizi İtalya’ya götürecekti. Ama İstanbul’a bıraktı. İtalyan gemici bize ‘burası İtalya’ dedi. Gemiden indiğimizde geceydi. İnsanlara sorduk. Burası neresi? Bize dediler burası Türkiye. İstanbul’dasınız şu an dediler. Biz şoke olduk.”
Benzer bir kaçış öyküsünü anlatan 13 yaşındaki Muhammed de Yunanistan diye bırakıldıkları adalarda ezan sesleriyle uyandıklarını ve şaşırdıklarını söylüyor. Muhammed kısa sürede Türkçeyi öğrenmiş. Annesi ve kız kardeşleri ile birlikte Valiliğin tuttukları apartmanda yaşıyor. Babası Suudi Arabistan’da trafik kazasında hayatını kaybetmiş. Somali’de Kur’an kursuna gittiğini önümüzdeki yıl okula başlayacağını söylüyor Muhammed. Gününün çoğunu sokakta Konyalı arkadaşlarıyla futbol oynayarak geçiriyor. İlk zamanlar kendisiyle zenci diye alay eden gençlerle şimdi “kanka” olduğunu tebessüm ederek anlatıyor.
Mülteciler Konya’ya ilk geldiklerinde çok büyük sıkıntılar yaşamışlar. Otobüs garajına bırakılan mültecilere ilk önce Emniyet sahip çıkmış. Mültecileri spor salonunda ağırlamış. Bir süre burada yaşayan mülteciler, sivil toplum kuruluşlarının devreye girmesiyle rahata ermişler.
Erkek mülteciler Şefkat-Der Erkek Sığınma Evi’ne kadınlar da şefkat evlerine yerleştirilmiş. Evli çiftler ise şehrin değişik bölgelerinde evlere dağıtılmış. Bu evlerin kira, elektrik ve su paralarını valilik karşılıyor. Ribat, Cansuyu, Dost Eli Derneği gibi kuruluşlar da iaşelerini sağlıyor. Ayrıca valilik derneklerle işbirliğine giderek bir apartmanı kadın ve çocuk mültecilere tahsis etmiş. Bu apartmanda yaklaşık on iki aile kalıyor. Her ailenin dörtten fazla çocuğu var.
Mülteciler İtalya, Yunanistan, Amerika gibi ülkelere çalışmak için gitmek istiyor. Fakat Avrupa, Afrikalı mültecileri kabul etmiyor. Geldikleri ülkelerde karışıklık ve savaş hali devam ettiği için geri dönmek istemeyen mülteciler, kendilerini nasıl bir yarının beklediğini kestiremiyor. Çoğu ailesinden, anne babasından haber alamıyor. Yakınlarını merak ettiğini söyleyen Somalili Zem Zem (15), “Konya’da rahatım yerinde. Ama babam öldü mü bilgim yok, onu çok özlüyorum.” diyor.
Şefkat-Der Konya Kadın Sığınma Evi’nde barınan Somalili, 33 yaşındaki Fatma Muhittin Muhammed de eşi ve büyük oğlunu Somali’deki çatışmalarda kaybetmiş. Köyünde beslediği son birkaç hayvanını da satarak yola çıkmış ve 4’ü kız 6 çocuğuyla birlikte kendisini Türkiye’de bulmuş. Fatma, daha 33 yaşında olmasına rağmen kendisinin hayattan bir beklentisi olmadığını, bundan sonra mülteci statüsünde kendilerini kabul edecek bir ülkede çocuklarını okutup onlara iyi birer gelecek sağlamak istediğini söylüyor.
Mültecilerin Konya’da çalışma izinleri yok. Birleşmiş Milletler aylık 100 dolar yardımda bulunuyor. Türkiye’deki mültecilerden 3-4 bini ancak bu yardımdan faydalanabiliyor. Kaçak olarak çalışan çok az sayıda göçmen var. Vakitlerinin çoğunu Konya sokaklarını arşınlayarak geçiren mültecilerin sık sık uğradıkları yerlerin başında Mevlânâ Türbesi geliyor. Mülteciler yaşadıkları zor günlerin geçmesi için dua ediyor.
Mültecilerin minnetle andıkları sivil toplum kuruluşlarının başında Dost Eli Derneği geliyor. Dernek, mültecilerin çalışıp vakit geçirmesi ve para kazanması için kilim atölyesi kurmuş. Yaklaşık iki aydır kadınlar, kaldıkları apartmanın altında açılan atölyede bir eğitmenin nezaretinde kilim dokuyorlar. Atılan her ilmek onları hayata daha bir sıkı bağlıyor. Kadınların çoğu Konya’da yaşadıkları hayattan memnun. Meryem, üç çocuğuyla birlikte kaçmayı başarmış Somali’den. “Ekmek verilir, kira verilir, elektrik, su verilir. Elhamdülillah.” diyor çat pat Türkçesiyle. Kilim dokuyan kadınlardan Esma da Ribat Vakfı ve Dost Eli Derneği’nin ismini söyleyerek Konyalılara teşekkür ediyor. Çocuklardan okula devam edenler de var. Kilim atölyesinde kadınlarla konuşurken iki çocuk kırmızı kurdeleli karnelerini gösteriyor.
***
Üçüncü ülkeye nasıl sığınıyorlar?
Mülteci Destek Programı Koordinatörü Özlem Dalkıran’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de aslında kayıtlı mülteci yok. Nedeni şöyle: “Türkiye’de aslında kayıtlı mülteci yok. Yani bunlara “sığınmacı’ tanımı getirildi. Türkiye, sadece Avrupa’dan gelen sığınmacılara ‘mülteci’ statüsü tanıyor. Avrupa dışından gelen diğer sığınmacılara burada geçici sığınma sağlıyor. Bu ne demek? BM’ye başvuru yapıyorlar. Burada paralel bir sistem var. Bu süreç içinde İçişleri Bakanlığı’na da başvuruyorlar ve hem BM hem de İçişleri Bakanlığı başvuru yapanlarla mülakat yapıyor. İçişleri Bakanlığı, yaptığı mülakatla, başvuranın mülteci olup olmadığına bakarak, başvuranların BM’deki dosyaları kapanana kadar ikametlerine izin veriyor. BM’de dosyalar onaylandığında, yani mülteci statüleri tanımlandığında, o zaman BM üçüncü bir ülkeye yerleştiriyor bu insanları.”
MURAT TOKAY- ZAMAN