Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 73. kez Kayalıpark’ta saat 12.30’da bir araya gelerek gündemi değerlendirdiler.
Platform adına hazırlanan basın bildirisini Platform üyesi Yaşar Turgut okudu. Bildiride Başbakan Edoğan’ın Gazze konulu panelde İsrail cumhurbaşkanına karşı gösterdiği onurlu tavrın Gazze direnişinin sonuçlarından biri olduğu ileri sürüldü. Bildiride şu ifadeler kullanıldı:
Büyük olaylar ve zaferler tetikleyici bir etki bırakırlar. Tarihte ve sosyal olaylarda hiçbir şey bir diğerinden bağımsız değildir. Bedir’i, Hayber’i, Yermuk’u, Hacer’in Ismail için koşuşturmasından bağımsız saymak, tarihi doğru okumamak demektir. Samiri’yi, Karun’u, kitabı tahrif eden Ferisiler ve Sadukileri İsrail’in bugünkü varoluşundan ve zulümlerinden bağımsız telakki etmek bir zihin yanılgısı olsa gerek. Zaferlerde isyanlarda etki ve tesir alanları oluştururlar. Davos’taki ekonomik forum, kırılgan dünyanın etkileşiminin en büyük örnekliklerinden birini gördü. Başbakan Erdoğan’ın, Gazze konulu panelde katil İsrail’in cani cumhurbaşkanına karşı gösterdiği onurlu tavrı takdir ediyor, bunun, Gazze direnişinin zaferinin sonuçlarından olduğunu gözlemliyoruz. Başbakan’ın bu tutumu mazlum halkların izzet ve onur isteklerinin bir sesi olmuştur. Dünya halkları bu duruşu büyük bir coşkuyla karşılamıştır. Aynı panelde konuşmacı olan Arap Birliği Genel Sekreteri’nin ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin suskunlukları ve acziyetleri İsrail’in niye bu kadar saldırganlaşabildiği sorusunun cevabı olmuştur. Erdoğan’ın tutumunu dünya halkları ve Türkiyelilerin haklı tepkilerinin dillendirilmesidir.
Erdoğan, meydanların sesine kulak vermiştir. Erdoğan’ın bu çıkışı meydanlarda olmanın gerekliliğini ve meydanlarda bulunanların haklılığını ortaya koymaktadır. Suskunluk, zulme gizli destek vermektir! “Türkiyesiz İsrail yaşayamaz. Türkiye’nin desteği olmadan İsrail’in bölgedeki varlığı da çok kolay olmayacaktır.” Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın bu sözleri, bir hakikati itiraftır. Varlığın kendisini tamamlayan cüzleri de ondandır. Babacan bu itirafıyla Türkiye’yi Siyonist İsrail terör devletinin bir cüzü haline düşürmüştür. Bu tutum başbakanın onurlu duruşuna gölge düşürmektedir.
Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Erkan Mumcu’ya yönelik askeri yetkililer tarafından yapılan baskılar, bu gün gün yüzüne çıkmıştır. Askerin siyaset üzerindeki vesayetinin en açık örneği olan bu durum, son günlerdeki siyasal olaylarda kendisini hissettirmektedir. İsrail’le yapılan askeri anlaşmalar hakkında kendisine soru yöneltilen bir askeri yetkili, ülkenin menfaatlerini ileri sürerek bu anlaşmaların iptal edilemeyeceğini söylemiştir.
Başbakan’ın onurlu çıkışının somut sonuçlar haline dönüşememesi, katil İsrail terör devletiyle başta askeri alanlarda olmak üzere, yapılan hiçbir anlaşmanın iptal edilmemesi, hatta askıya bile alınmamış olması, Konya hava sahasının İsrail’in katil uçaklarına kapatılmamış olması vb. halkın ciddi taleplerinin yerine getirilmemiş olması “Askeri vesayetin siyaset üzerindeki gücü bu kadar mı büyük?” sorusunu akıllara getirmektedir. Bu vesayet hem iç siyasette hem de dış siyasette Türkiye’yi küçülterek onun menfaatlerine zarar vermektedir. Başbakan’dan ve ülkeyi yönetenlerden, hem uluslararası hem de ülke içindeki tüm vesayetlerden kurtulup bir an önce İsrail’le olan her türlü ilişkinin kesilmesini; halkımızın, İsrail müttefiki bir ülke görünümünün vermiş olduğu utançtan kurtarılması talebimizdir. Türkiye’nin İsrail’in müttefiki olmasına ne inançlarımız ne tarihimiz ne de halkımız müsaade etmeyecektir.
Ferit Hepokur-Memleket