Ankara'da gerçekleştirilen tarihi NATO Zirvesi sonrasında ABD yönetiminin Türkiye’ye F-35 uçaklarının teslim edileceğini ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklaması, İsrail basınında geniş yer buldu. Israel Hayom gazetesi, bu gelişmeleri Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin bölgesel bir süper güç olma yolundaki kararlı yürüyüşü olarak yorumladı. Haberde, Türkiye'nin artık sadece bir tedarikçi değil, bölgesel politikaları belirleyebilen ve stratejik kararlar dikte edebilen baskın bir aktör haline geldiği vurgulandı.
"Sınır Ötesi Güç Kapasitesi Artıyor"
Ariel Üniversitesi’nden Dr. Assa Ophir, Türkiye’nin savunma sanayindeki yerlileşme hamlelerinin, ülkenin geniş jeopolitik hedefleri için temel bir gövde işlevi gördüğünü belirtti. Türkiye’nin sadece çevresinde değil; Doğu Akdeniz, Afrika, Kafkaslar ve Orta Asya’da aktif bir askeri etkiye sahip olduğunu hatırlatan Ophir, şu tespitlerde bulundu:
"Eğer bir ülke Doğu Akdeniz’den Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyayı etkilemek istiyorsa, sınırlarının çok ötesine güç yansıtabilecek bir askeri yapıya ihtiyaç duyar. Türkiye, NATO üyeliğinin getirdiği standardizasyon, istihbarat paylaşımı ve yüksek teknoloji imkanlarıyla bu kapasiteyi zirveye taşıdı."
Savunma Bütçesinde Rekor Fark
Haberin en dikkat çeken kısımlarından biri de Türkiye’nin askeri bütçesine yönelik yapılan analiz oldu. Türkiye'nin savunma harcamalarının; Yunanistan, Irak, Azerbaycan, Bulgaristan, Ermenistan ve Gürcistan gibi komşularının toplam 25 milyar dolara ulaşan askeri bütçesini geride bıraktığı ifade edildi.
355 bin aktif ve 378 bin yedek askeri personeliyle NATO’nun ABD’den sonraki en büyük ordusuna sahip olan Türkiye, savunma sanayisinde son 10 yılda gösterdiği ivme ile yeni nesil askeri doktrinini başarıyla uyguluyor. İsrail merkezli analizler, Türkiye'nin savunma sanayisindeki bu "savunma ağı" odaklı büyümesinin, bölgedeki jeopolitik oyunun kurallarını yeniden belirlediğini ortaya koyuyor.