İsmail Kaya dava adamıydı

Eğitimci ve ilim adamı İsmail Kaya, Aydınlar Ocağı’nda anıldı. Yeğeni Celâleddin Kara, “Dayım dostlarına vefalı ve talebelerinin gönlünde taht kurmuş gerçek bir mücahid, ilim ve dava adamıydı” dedi

Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde Konya’nın yetiştirdiği eğitimci ve ilim adamı İsmail Kaya yâd edildi. Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen anma toplantısında konuşmacı Konya Musiki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İsmail Kaya’nın yeğeni Celâleddin Kara, “Dayım dostlarına vefalı ve talebelerinin gönlünde taht kurmuş gerçek bir mücahid, ilim ve dava adamıydı” dedi. İsmail Kaya’nın, 1936 senesinde Şuayip ve Meryem ailesinin dördüncü ve en küçük çocuğu olduğunu belirterek “Dedem rahmetli Şuayip Kaya, Ahıska Türkleri’nden. Bayburt’a geliyorlar. Seferberlikte Konya’ya gelerek buraya yerleşiyor. İstiklal Savaşı gazisidir. Kaderin tecellisi annem ve teyzem sağdır. Dayım ise 57 yaşında kalp krizinden vefat etti. Konya’nın kanaat önderlerinden birisiydi” diye konuştu. Kara, dayısının hayatından şu kesitleri sundu. “Ömrünü hep okumakla geçirdi. Elinde devamlı kitapla gezerdi. Kadınlar el işi yaparlardı ve ellerinden hiç düşürmezlerdi. Dayım da kitapları için “bunlar da benim el işlerim” derdi. Sedirler İlkokulu’na gitti. Hatıp’ın mescidinde Hatıp Hocadan Hafızlık dersleri aldı. Ömrünün sonuna kadar da devam ettirdi. İmam Hatip Okulu’ndan sonra Konya Yüksek İslam Enstitüsünü bitirdi. Askerliğini yedek subay olarak yaptı. Keçeciler’de bir mescidde imamlık da yaptı. Mevlana Ortaokulu’nda öğretmenliğe başladı. Daha sonra İmam hatip okuluna geçti. Her öğrenciyle ilgilenerek onların gönlünü almıştır. Haşmet Okur’la çok ilgilendi. Sürekli kitap tercüme etti. Haşmet Bey’de daktilo ile yazardı. Toplam 24 eseri vardır. Tel’if ve tercüme eserlerinden bazıları şunlardır: Fıkh-ı Ekber Şerhi, İslam Dini ve İlmihali, İmam Nevevi ve Kırk Hadis, Cennet Nimetleri, Rasulûllahın Annesi ve Hanımları, Rasulûllahın Kızları ve Torunları. Dâva insanıydı. Konya’daki sosyal olayların aşağı yukarı merkezindeydi. Ama kendisini ön plana pek çıkarmazdı. Konya’da bir Hülleci piyesi oynanmıştı. Bu tiyatroyu protesto eden gençlerin başında oldu ve karakola alındıklarında soruşturma geçirirken epey sıkıntı çektiğini biliyorum. Hiç evlenmedi. Arapça tehsili için burslu olarak Bağdat’a gitmişti. Bağdat dönüşü evlenmek istemişti, ama olmadı. Dayım fıtık ameliyatı geçirmişti. Dedikoducu bir şehirde, kız tarafına prostat ameliyatı geçirdi denilince, evlenme işi de olmadı ve vazgeçti. Hep yalnız yaşadı, ama hiç yalnız değildi. Talebeler onun evlatları gibiydi. Vefat ettiği gün hatırlarım, toplantı yaptık. Kitaplık kuracaktık. Öğrencilerinin hepsi yardım etmek için çırpındılar. Cihanbeyli’de bir imam arkadaş ve öğrencisi ben iki maaşımı vereceğim dedi. Öğrencilerin kalbinde bu kadar taht kurmuştu. Konya’daki siyasi olayların çoğunda vardı. Özellikle Erbakan’ın Konya’ya gelmesinde ve Konya’da güç bulmasında çok emekleri oldu. Ali Güneri ile tanışması. Siyasetten son zamanlarda yaşadığı hayal kırıklıklarından dolayı elinin eteğini çekmişti. Konya’da nereye gitsem, kiminle karşılaşsam ondan hep iyiyle bahsedildiğine şahit oldum. Benim ismimi de o koydu. Hz. Mevlana’nın adını bana koydu. Ben soğan ve sarımsak hiç yemedim. Dayım bana bir gün Mevlana sarımsak ve soğan sevmezmiş, dedi. O günden beri ben ağzıma hiç sarımsak ve soğan koymadım.” Dostlarına karşı çok vefalı idi. Gerçek bir mücahitti. İslam’a mugayir bir hareket gördüğü zaman o hareketle hemen mücadele ederdi. Gençleri sürekli eğitim kamplarına götürür ve tefsir ile hadis dersi verirdi. Son gününe kadar öğrencilerine hep ders verdi.

YALNIZ YAŞADI, YALNIZ ÖLDÜ

Pazartesi ve Perşembe günleri Seyit Mehmet Buğa abi ile tefsir dersi çalışırlardı. 1993’ün Ocak ayının yirmi dördüncü günü öğlen namazı vaktini biraz geçince talebeleri evinin zilini çalıyorlar, o anda elektrikler gidiyor. Onlar da evde olmadığını sanıyorlar. Öğleden sonra namaz kılmış, seccadesi üzerinde vefat etmiş. Talebesi Abdüllatif Erdoğan, geliyor ve görüyor. Cenazesini bir gün sonra kaldırabildik. Hakikaten mübarek bir insandı, yalnız yaşadı ve yalnız gitti. Hayatı boyunca hiç kimseye yük olmadı. İlme çok değer verirdi. Avamdan birileri fetva sorduğu zaman Müftüye gidin derdi. Gerçekten o işin erbabı sorduğu zaman da o kadar derinden anlatırdı ki. İsmail Kaya’nın yakın arkadaşlarından olan Nevzat Arabacı da, “İsmail abiyle kardeşten öte bir yakınlığımız vardı. Onunla kampa gittiğimizde yemek yapar, kapları yıkar, ayakkabıları çevirir ve nöbet de tutardı” diye konuştu. Anma toplantısı, Muammer Koşdaş Hoca’nın okuduğu aşr ve İsmail Kaya’nın ruhuna gönderilen Fatihalarla son buldu. Daha sonra katılımcılara İfakat adlı belgesel film gösterildi.

Kültür Sanat Haberleri

Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen
Ayder Öncesi Nefes Kesen Prova: Kazanamayan Kurbana Gidiyor!
Gönül Dağı’nda Gurur Günü: Gedellili Mucitler ASELSAN ve TUSAŞ Yolunda!