Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 53. kez Kayalıpark’ta bir araya gelerek başörtüsü için özgürlük istediler. Platform adına hazırlanan bildiriyi Zarife Köksal Taşova okudu. Bildiride şu ifadelere yer verildi:
Mübarek bir ayı idrak ediyoruz. Elbette bu ayın bereketi Allah’ın kullarına büyük bir ihsandır. Bu vesile ile, bu ay maneviyatın yükseldiği insanlardaki dini duyguların arttığı kardeşliğin ve toplumsal dayanışmanın kuvvetlendiği bir aydır. Veya öyle olması gereken bir aydır. Ancak şu ana kadar medyanın takip ettiği laubali, çatışmacı, kamplaşmacı yayınlar oluşan manevi havayı gölgelemekte ve toplumu kayıkçı kavgalarının içerisinde bir anafora doğru çekmektedir.
Bir kısım medya her Ramazan’da, Islam’ın temel değerleri üzerinden tartışmalar oluşturmaktadır. Bu tartışmaların ilmi açıdan hiçbir değeri yoktur. Ayak takımından siyasilere kadar her kesimin ehliyetsizce bu tartışmaların içine girmeleri dini duygularımızı incitmektedir. Genel olarak panoramaya bakıldığında Ramazan aylarında belli bir cenahtan oluşan İslami ve manevi havayı dağıtmak ve İslami değerleri yıpratmak için topyekün bir saldırının başlatıldığı izlenimi vermektedir. Kendisi dini kuralları bu mübarek ayda açıkça ihlal eden eylemleri ile inanan halkımızın üzerinde baskı kurmaya çalışan etkili bir isim, dinin emirleri ve kurallarına laiklik adına müdahaleye kalkışmasıyla laikliği bir din haline getirmektedir. İslam’a laiklik adına baskı kurmaya çalıştığı da aşikârdır.
Yetkili şahsı inançlarımızın üzerinden elini ve dilini çekmeye davet ediyor ve “Bizim inançlarımızı sadece Allah şekillendirir haddini bil inançlarımıza müdahaleye kalkışma” diyoruz. Yeryüzü istikbarının en büyük temsilcisi olan Amerika’nın kan ve gözyaşı medeniyetini (!) gerçekleştirmek için bahane ettiği 11 Eylül saldırılarının sene-i devriyesindeyiz. İki kuleyi bahane ederek iki ülkeyi kan gölüne çeviren Amerikan emperyalizmi erdemli insanlar ve akli duygularını kaybetmemiş herkes tarafından tel’in edilmektedir. İşlediği cürümlerin hesabını vereceği günlerin yakın olduğu da bilinmelidir. Zalimlerin cezasız kaldığı bir dünyada adaletten bahsetmek imkânsızdır. Geç de olsa adaletin tesisi mazlumların yaralı yüreklerine su serpecektir.
Savaş suçluları, katliam sorumluları ve tüm darbeciler bir an önce yargılanmalı ve gerekli cezalara çarptırılmalıdır. Darbecilerin yargılanarak cezalandırılmaması yeni darbelere bir imkan ve darbe heveslilerine bir teşviktir. Hiçbir darbeci “Netekım ben yaptım oldu” rahatlığında olmamalıdır. Suçluların cezasız kalması onların cüretlerini arttırmakta, hak ve özgürlükler üzerinde gerçekleştirilen baskılar ve dayatmalar bir türlü son bulmamaktadır. Okulların açılması ve üniversitelerde öğrenci kayıtları ile canlanan menfur başörtüsü yasağı ülkemiz ve insanlık açısından bir utanç vesilesidir. Bu ve diğer yasaklar bir an önce kaldırılmalı inanç ve özgürlüklere yapılan baskılara son verilmeli, sorumluları yargılanmalı ve cezalandırılmalıdır.
Ferit Hepokur-Memleket