İslamda Kadın ve Konumu

Yüce Allah'ın (KÜN FEYEKÜN) ol emrine icabeten belirtilen ve takdir edilen zaman ve mekana kadar oluşum devam edecektir. Ancak bu oluşumun meydana gelmesinde iki faktör önemlidir.

Halil ÖZER

Bu önemli olan iki faktör ise Eril ve Dişil olarak tanımlanmaktadır. Kuran-ı Kerim'de bu konuda biz her şeyi (ZEVCEYN) yani eril ve dişil olarak yarattık diye haber verilmektedir. Bundan anlaşılan da yeryüzünde yaratılan bütün fani varlıkların tümü ilahi emre icabeten oluşumun devamı için eril ve dişil olarak tasarlanmış olup bu öyle bir tasarım ki kıyamete kadar yer yüzünde yüce Allah'ın halifesinin yani ademoğlunun var oluşumunu idame ettirecek olan her iki cinsin de önemi vurgulanmıştır.

Bugün burada bu iki faktörden biri olan dişil yani kadın üzerine yazmaya çalışacağım. Kadın kısaca yaradılışında nazik, narin ve kibar ve eşit olarak bir bütünün yarısını oluşturmaktadır. Öyle ki Allah Rasülü (a.s) Ayşe validemiz için mealen "dininizin yarısını Ayşeden öğrenin" buyurmuşlardır. Eğer dini bir bütün olarak alırsak yarısını Allah Rasulu (a.s)'nden diğer bir yarısını da Ayşe validemizden almakla tam bir eşitlik ortamı doğmuş olmaz mı? Yukarıda belirtilen yaradılış özelliklerinden dolayı mutlak suretle kadının himayeye ihtiyacı olduğu için kuranı kerimde erkeklerin kadınlara "KAVVAM" olduğunu ifade eder yani güçlendirme yani koruma herkes tarafından da bilindiği gibi korunan koruyandan daha değerlidir ki icabında bir korunan için nice koruyucular feda edilebilir, kadın diğer yönden yaratıcılığında ve üreticiliğinde ve üretkenliğinde daha üstündür. Bu hususta biraz araştırma yaparsak bütün peygamberleri ve Allah Rasulünü (a.s) de kadın dünyaya getirip bütün cefasına, sefasına of demeden katlanan kadın olduğu gibi geleceğimizin temel taşları ümidimiz olan o yavrularımızın ilk eğitimi ve hayata ilk hazırlığı ALLAH (c.c) tarafından şefkat dolu anne kucağından başlatılmamış mıdır. Rasulallah (a.s) anneleri dört sınıfta sınıflandırmışlardır. Birincisi tedavi annesidir ki az yiyendir. İkincisi saygı annesidir ki az konuşandır. Üçüncüsü ibadet annesidir ki günahı az olandır. Dördüncüsü emanet annesidir ki kendisine emanet edilen çocukları sabırla ve metanetle yetiştirirler ki ne mutlu onlara.

Kuranı kerime bakacak olursak Kuranı kerimde kendi adı ile sure gelmiştir (NİSA) suresi nisa Arapça'da kadın demektir. Sünnete bakacak olursak Rasullullah (a.s) efendilerimiz hadisi şeriflerinde mealen (cennet annelerin ayakları altındadır.) diye buyurmuşlardır. Öyle ki baki alemde yüce Allah'ın (c.c) mümin ve itaatkar kullarına vaat ettiği o yüce makam yani cennet kayıtsız ve şartsız annelerin ayakları altındadır diye Allah Rasülü (a.s) haber vermektedir ve bugünün kızları yarının anneleri değil midir bunun yanında Allah Rasulu (a.s) diğer bir hadisi şeriflerinde erkekler için mealen (cennet kılıçların gölgesindedir) buyurmuşlardır. Burada cennete bir bedel biçilmiş oda savaşma ve belki de o savaşta kelleyi kılıca kaptırıp şehit olup öyle cennete girmektir. Diğer bir yönden Allah Rasulü (a.s) veda hutbesinde bütün müslümanlara ikinci vasiyeti hanımlar kadınlar olmuştur ve Rabbim beni anneme emanet etti. Zira ben henüz daha doğmamışken babam vefat etmiştir diye buyurmuşlardır.

Değerli kardeşlerimiz yüce Allah'da (c.c) dahil bütün var olan herşey dünyada iki sıfatla donanımlıdır bu sıfatlardan biri CEMAL yani iyilik hoşgörü ve bağışlama diğeri de CELAL yani asla hoşgörüde bulunmama ve affetmeme ve bağışlamama bu yukarıda belirtilen sıfatlardan her biri bütün varlıklarda vardır ancak kimisinde cemal sıfatı daha

fazla kimisinde de celal sıfatı daha fazladır, Cemal sıfatı Allah (c.c) de ve Allah Rasülü'nde (a.s) ve kadınlarda daha fazladır şöyle etrafımıza bakacak olursak hiçbir kafir açlıktan ölmüş mü hiç biri sen kafirsin diye dünyada cezalandırılmış mı? haşa adam ben ateistim diyor Allah'a hakaret ediyor ama gene de Allah (c.c) ona nimetini ve bütün gereksinimi veriyor. Diğer yandan Rasulullah (a.s) efendilerimiz islamiyetin ilk yıllarında Taif'te çocuklar tarafından taşlandığında Taif'ten çıkıp Taif yakınlarında bir mağaranın önüne oturup kendilerine atılan taşlar nedeni ile mubarek ayağından akan kanları göz yaşları ile silerken Cebrail (a.s) hemen yanına geldi ve ey Allah'ın Rasulu (a.s) şuan senin emrine gönderildim emrediniz Taif'in altını üstüne getireyim diye buyurdukları zaman hemen ayağa kalkarak o mubarek gözlerinden akan yaşlarla beraber ellerini havaya kaldırarak. Mealen "ey yüce Allah'ım benim kavmimi affet onlar benim kim olduğumu bilmiyorlar bilselerdi az gülerler çok ağlarlardı" diye buyurmuşlardır.

Diğer yönden yüce dinimiz şahitlikte bir erkek yerine iki kadını şart koşmasındaki ilahi sır ve hikmet ise şahitlik edecek olan o kadına gerçeği söylemesinde ikinci kadınla cesaret verilmesi ve kadını Allah (c.c) huzurunda sorumluluktan kurtarmaktır. Zira şahitlik edecek kadın eğer şahitliğini yapacağı kişinin onun şahitliği ile zarara ve ağır bir cezaya çarptırılacağını sezinlerse hemen cemal sıfatı annelik şefkati ve acıma hissi devreye girerek ona gerçeği söyletmeyebilir. Bunun önlenmesi ve gerçeğin söylemesi için ikinci kadın ona destek olur. Bunların hepsi cemal sıfatının bir tecellisi değil midir? Şaban ayına girdiğimiz bu günlerde Allah (c.c) hepimize hayırlar nasip eylesin. Amin




Sağlık Haberleri

Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir
Kanser Tedavisinde Yeni Dönem: Kemoterapi Artık Bir "Öcü" Değil
Sosyal Medya Tuzağına Düşmeyin: Bilinçsiz Spor Sakat Bırakıyor!
Dakikada 6 Can: Aşıların 50 Yıllık Mucizevi Karnesi
Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi