İslamcı kesim gülmekten kesildi mi?

Aylık Kitap Postası dergisi son sayısında Müslümanlar’ın mizahla ilişkisini irdeleyen bir dosyaya yer verdi.

Yusuf Armağan’ın sorularını cevaplayan Ulvi Alacakaptan, Hakan Albayrak, D. Mehmed Doğan, M. Emin Kazcı, Erbay Kücet, İbrahim Sadri ve Necati Tuncer, neden bugün bir mizah dergisine sahip olmadığımız sorusunun cevabını kendilerince verdiler.


 


Dinazor, Fit, Filit, Cıngar, Ustura… Bu isimleri duyduğunda yüreği kıpır kıpır olanlarımız çok. Çünkü bir zamanlar bizim mizah dergilerimiz vardı. Ya biz çok ciddi insanlarız mizaha ayıracak zamanımız yok ya da ciddiyetimizi çoktan mizaha teslim ettik. Biri doğru ama hangisi? Şaka bir yana dindar insanların çıkardığı mizah dergileri uzun süreli olamadı. Dinazor’un bir iki sayı çıktığı, Cıngar’ın bir yıla yakın yürüyüşünün sona erdiği düşünülürse, ortada üzerinde konuşabileceğimiz dergi yok. Hasan Kaçan’ın ‘doku uyuşmazlığı’ yüzünden arşive ve ‘unutmayan hafıza’lara kaldırılan Ustura ve Arıza dergileri bir dönem geldi ve geçti. Bunca dergi içinde Cıngar’ın yeri hâlâ apayrı. Bugün Cıngar çıksa ya da birileri ‘cıngar çıkarsa’ fena olmayacak!


Asım Gültekin, "nerede bizim mizah dergilerimiz" başlığını taşıyan yazısında Dinazor’dan Fit’e, oradan Cıngar’a uzanan kısa aralıklı dergilere getiriyor sözü ve işin adını koyuyor: "Velhasılı kelam; mizah dergimiz yoktur ve fakat olmalıdır! Çünkü mizah yapabilmek ciddi bir güçtür. Son derece ciddi adamların yaptığı yüzlerce ciddi işten daha çok etkili olabilmektedir. (…) Neden bir mizah dergisi ekibi oluşturamıyoruz ki?!"


Yusuf Armağan, Kitap Postası’nda "Alma mizahın ahını…" başlığıyla yayınlanan dosyada “İslamcı kesim gülmekten kesildi mi?” sorusunun cevabını arıyor. Bir dönem Werner Hugo, Halil Kaleli, Molla Kasım, Erbay Kücet, İbrahim Sadri, Necati Tuncer ve hatta Abdurrahman Dilipak’ın mizah yazılarının okunduğunu söyleyen Armağan, ‘bizim cenahta son dönemde bu alandan bir el ayak çekmenin söz konusu olduğunu söylüyor ve yazarlardan bunu değerlendirmelerini istiyor.


 


İşte bir dönem mizah yazılarıyla ‘heyecan oluşturan’ isimler ve söyledikleri:


Hakan Albayrak: Mizah yapacak halimiz yok


Eskiden ciddi adamlardık. Büyük hatalar yapıyorduk belki ama dünyayı kurtarmak istiyorduk. O ciddilikten dolayı ara sıra mizah yapmak istiyorduk. Ama şimdi garip hallere düştük. Artık komiğiz. Mizah yapacak halimiz yok. Mesela Üstad Sezai Karakoç’u tanımamak bir yana, beğenmiyor bile aklı sıra siyaset yapan kimileri. Dalga geçsen dalga geçtiğini anlamayacaklar. (…) Werner Hugo şimdi yazmıyor. Bir heyecan adamıydı, neoliberal dergilerde de yazacak değil tabii. O bir militandı, radikaldi; bir fundament idi. Belki Gerçek Hayat’ta Kitap Postası’nda veya cemaat.com’da yazabilir.Yarın’dan da teklif almış olduğunu söylemeliyim bu arada. Molla Kasım’dan el almıştır, mürididir. "Eski Zaman olur hayal-i cihan" der.


 


İbrahim Sadri: Ali Bab bu! Tekrar yazabilir


Ali Bab’ın kederli yüzünü seyrek de olsa görüyorum, evet. Bütün büyük yazarlara tebelleş olan küskünlük marazı onu da yakalamış durumda. Kaldı ki, tabiatında baskın bir uyumsuzluk hissiyatı olduğundan mütevellit, elini eteğini matbuattan çekmiş olarak öylece duruyor. Ama kim bilir, Ali Bab bu!... Belki hiç umulmayan bir yerde ve zamanda irşad yüklü yazılarıyla tekrar neşv-ü nema bulabilir.(…) Mizah yazarı olduğu iddiasında olanlara sormak lazım: "iktidar mı oldunuz?" diye. Tabii ki mizah üretmenin yolu hele ki Türkiye gibi ülkelerde öncelikle kıyasıya bir muhalif duruştan geçiyor. (…) Yaklaşık onbeş-yirmi yıl önce, özeleştiri ekseninde mizahi şeyler yaptım. Yazdım, bant tiyatroları vesaire… Bugün maalesef kimsenin böyle şeyleri umursayacağını düşünmüyorum.


 


Erbay Kücet: Başka söze ne hacet, işte Erbay Kücet


Bir yazar olarak yazmadan durulamayacağının bilinciyle yazıyorum. Ancak yayınlanması hususunda şu anda bir şey diyemiyorum. Zamanı gelince yayımlanır. Şu anda çalışma şartlarım dolayısıyla kitap yayınlamaya fırsat bulamıyorum. (…) Mizah hayatın içinde var. Siz onu olsun demekle olduramazsınız veya tam tersine yok edemezsiniz. (…) Şu anda geçtiğimiz yıldan beri kişisel gelişim seminerlerinde eğitimci olarak görev yapıyorum. Bir nevi mizah ile kişisel gelişim konularını birleştirerek dersleri meddah havası içerisinde veriyorum. Olumlu tepkiler alıyorum. Ders sonunda "Başka söze ne hacet, işte Erbay Kücet" diyerek son veriyoruz.


 


D. Mehmet Doğan: Nereden başlayacağız, sağım solum mizah


Halil Kaleli nerede? Bu dünyada. Zaman zaman Hasankale’nin Deli çermiğinde görüldüğü söyleniyor. Sabah namazından sonra kaplıcaya girip, öğleye kadar mizahtan kaçmaya çalışıyor. Rivayete göre kükürtlü su iyi geliyormuş. Öğleden sonra ise, mizaha yarar bir vaziyet kalmadığından emekliler kıraathanesinde tavla oynuyor. Mars olanın üç fıkra anlatması mecburi. Neyse ki, fıkra anlatmak Halil Kaleli’ye düşmüyor. (…) Mizahilikler aldı başını gidiyor. Yazmanın tam zamanı. Nereden başlayacağız, sağım solum mizah. Muhalefetin iktidarla mizah yarışı karşısında iktidar partisinin mizahi çıkışları gürültüye gidiyor.


 


Necati Tuncer: En canlı hayalimdir mizah dergisi


Değmesin Yağlı Boya, Yazdık Hesabı, Oradaki Köyün Adı Var: Trafalgar ve İhtilali Önleme Derneği yayınlanmış mizah kitaplarımızın adıdır. "Karakol Buralarda Bir Yerlerdedir" adlı kitabımız ise bir türlü düşmedi matbaa yoluna. Gerçi benim kitaplarımdaki hikayeler bugüne göre söylersek unutulmuş zaman hikayeleridir. (…) mizah dergisi… Bir mizah dergimizin olması… İlk gençlik günlerimden, gazetelerde ve dergilerde yazmaya başlamadığım günlerden beridir hep içimde tuttuğum en canlı hayalimdir; ki bunu çok kez yazdım. Bir mizah dergimiz olsun istedim, lakin orada kaldık ve hâlâ bekliyoruz. Kimi mi görmek isterim orada? Kim varsa artık… Bu ülke mizah mevzusu yönünde çok bereketli bir ülkedir. Mizahımız olduğu için yıkılmadık, ayaktayız!


 


Ulvi Alacakaptan: Benim halim Hesap Günü n’olacak?


Ben bu memleketin hali’n’olocak sorusunu hiç gezdirmem kafamda! Bana ne, bana mı soruyorlar sanki. Oy da vermiyorum zaten uzun zamandır. Bu iğrenç Manipulasyon Terörü’ne Demokrasi adını vermişler pışpışlayıp duruyorlar hepimizi. Ben apaçık gördüklerimi vurgulayıp yumulmuş gözleri bir nebze açabilme telaşındayım. Benim halim Hesap Günü n’olacak? Endişem bu. Kimse benim yazılarımı beğenmek zorunda değil okumak da vazgeçilmez değil. Ancak bulmaca çözecek sabrı ve birinci tabakadan aşağı kazarak zihin yorgunluğuna katlanacak gücü olanlar buyursunlar. (…) Ben birçok mizah yazarını beğeniyorum. Engin Ardıç, Gökhan Özcan, Rıfat Ilgaz, Necati Tuncer, Ahmet Kekeç ve illa Mehmet Emin Kazcı.


 


Mehmet Emin Kazcı: Mizah muhaliftir, öyle de olmalıdır


Mizah yapmak da yazmak da kolay değil. Oysa ciddi ve daha ağır başlı üretimler yapmak o kadar zor değil. Mizah her dönem sevilen bir şey aslında.


Beni hiçbir şey mizah yazmaktan alıkoyamayacağı için, başkalarını "alıkoyan" şeyin ne olduğunu bilemeyeceğim. Bunun bilinçli bir geri duruş olduğunu sanmıyorum. Mizah yeteneği varsa vardır, yoksa yoktur belki de. (…) Ben mizahın her zaman her türlü güç ve iktidar çevrelerine karşı en etkili muhalefet yöntemi olduğuna inananlardanım. Dolayısıyla gücü elinde bulunduranların şundan bundan olmasını önemsemem. Mizah hiçbir zaman iktidara gelemez. Mizah her zaman eleştireldir, muhaliftir, öyle de olmalıdır.

Kültür Sanat Haberleri

Hierapolis’te Yeni Dönem: Antik Kentin Ruhuna Dokunan Modern Dokunuş
Atıklardan yaptıkları müzik aletleri ile konser verdiler
Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen