“İslâm insana güven veriyor”

Birlik Vakfı’nda din ve dünyevileşmeyi anlatan Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, “Bir batılı, niçin Müslüman oldunuz? sorusuna şu cevabı veriyor: Kendimi güvende hissetmek için Müslüman oldum. Gerçekten İslam insana güven veren yüce ve hak bir dindir” dedi.

 

Birlik Vakfı Konya Şubesi’nde mutad olarak her Cumartesi günü düzenlenen sohbetlerde bu hafta, “Din ve Sekülerizm” gündeme geldi.

NEÜ Ahmet Keleşoğlu İlâhiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, “Din ve Sekülerleşme” adlı kitabından hareketle dinde dünyevileşmenin tarihi seyrini anlatarak İslamiyet’in, insana ve insanlığa güven veren bir din olduğu hakikatını dile getirdi.

Dünyevileşmenin, aydınlanma çağına kadar uzandığını ve tarihçiler ile sosyal bilimcilerin teorilerine göre dinin, modernleşme süreçlerine bağlı olarak hem bireyin zihninde hem de toplumsal seviyede gerileyeceğinin ifade edildiğini belirten Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, “Ne kadar modernleşme yaşanırsa, sekülerleşmenin hızı da ona göre artış kaydedecektir. Dünyada ve ülkemizde de böyle bir durum söz konusu idi. 2000’li yıllara gelindiğinde, zaman, yukarıda ifade edilen temel görüşün yanlış olduğunu ortaya koymuştur. ” dedi.

İnsanın hayatını anlamlı hale getirebilmesi için Allah’a bağlanmasının ve inanmasının kaçınılmaz olduğunu ve insandaki fıtratın, yâni ilahi yazılımın bunu gerektirdiğini sözlerine kaydeden Prof. Dr. Altıntaş, pagan dinlerden, Batı’dan örnekler verdikten sonra bir Batılının, kendisine sorulan “Niçin Müslüman oldunuz?” sorusuna “Kendimi güvende hissetmek için Müslüman oldum” şeklinde verdiği cevabın önemine dikkati çekerek “İslâm yeryüzünü nurlandırdıktan sonra insana ve insanlığa devamlı güven veren cihânşumül bir din olmuştur. Bu da insana ve insanlığa güven telkin eden ve güzel örnek teşkil eden Peygamber Efendimiz ile getirdiği Yüce Kitabı Kur’an-ı Kerim sayesinde olmuştur” diye konuştu.

“İNSANOĞLU VARSA DİNDE VAR OLACAKTIR”

Bir şeye inanmanın insanın fıtratında var olduğunu kaydeden Altıntaş, “İnsanoğlu bu gezegende varolduğu sürece din de varlığını sürdürecektir. Bütün bir dünyada, artık din; yoksulların, kapıcıların ve taşralıların bir sığınağı değil, şehrin ileri gelenlerinin de bir sığınağı olmuştur” dedi.

Konuyu üç bölümde ele alan ve dünyevileşmenin, fert ve toplum hayatında meydana getirdiği dönüştürücü etkileri üzerinde duran ve Hristiyanlıkta; “Her doğan çocuk günahkâr olarak dünyaya gelirler” inancının insanı aşağılamak olduğuna işaret eden Altıntaş, insanın aşağılanmasına karşı hümanizmin ortaya çıktığını, sonra yeni bir din arayışı olarak positivizmin ortaya atıldığını, Martin Luter’in Protestan Hareketi’nin de bu aşağılanmaya karşı bir hareket olduğunu kaydetti.

İkinci bölümde, Kur’an’a göre dünya kavramını ele alan Altıntaş, üçüncü kısımda da İslâm’da dünyevileşme mümkün müdür sorusunu tartışmaya açtı. Özellikle 80’li yılların Türkiye’si ve dindar kesimin sermaye ile içli dışlı olmaları sebebiyle, modernleşmenin bir sonucu olarak dünyevileşmenin etkilerinin de görülmeye başladığına işaret eden Altıntaş, Müslümanın iki dünyası bulunduğunu ve bu dünyayı, öbür dünyaya yükseliş yeri olarak kabul etmelerinin kendileri açısından büyük faydaları olduğunu söyledi.

 

Sohbetin sonlarına doğru dini eğitimin önemine işaret eden Altıntaş, “Toplumumuz ve geleceğimiz açısından insanımıza gerek yaygın ve gerekse örgün eğitim yoluyla ve uzman eğitimciler kanalıyla mutlaka din eğitimi çağın ihtiyaçlarına göre verilmelidir. Bu konuda asla ihmal ve gevşeklik gösterilmemelidir. Yaşadığımız modern çağda, Modernite, kutsalı kıyıya itiyor, aksine, İslâm ise insanı hayata çağırıyor. Bu kendin olmaktır, başkası veya yabancılaşma değil.”

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ