Işık, düzenlediği basın toplantısında, Üsteğmen Yaşar Karaağaç'ın Diyarbakır Toplama Merkezi'nde intihar etmesini gündeme getirdi.
Karaağaç'ın görev yeri Diyarbakır'ın Hani İlçesi'ne gitmek için 8 Şubat'ta Erzincan'dan ayrıldığını belirten Işık, ''Ertesi gün Diyarbakır Toplama Merkezi'ne gidiyor. Kayıt yaptırıp odasına çıkıyor ve orada intihar ediyor. İlginç olan intihar ettiği, 9 saat sonra ailesi kendisine ulaşamayınca, bölüğünü arayınca ortaya çıkıyor. Toplama merkezinde hiç silah sesi duyulmuyor mu?'' dedi.
Işık, Karaağaç'ın, 29 yaşında, yeni nişanlı ve ailesinin büyük zorluklarla okuttuğu birisi olduğunu ifade ederek, ''Ailesi, nişanlısı ve köylüler ile hiçbir sorunu yok. Ancak babası, son 3 aydır tedirgin olduğunu söylüyor, mezhepsel baskıdan ve iki uzman çavuştan bahsediyor'' diye konuştu.
Askeri yetkililerin, ''insan haklarının bugünün yükselen değeri olduğunu, TSK'nın bu konuda hassas ve dikkatli davrandığını kaydettiğini'' belirten Işık, yapılan tek bir hata ya da kusur, söylenen yanlış sözün insanların kızgınlığına, öfkesine, kinine sebep olabildiğine işaret etti.
Işık, İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer Üstün'ün, ''son 10 yılda 934 er ve erbaş intihar ederken, 818 askerin şehit olduğunu'' söylediğini ifade ederek, ''Son 10 yılda intihar eden asker sayısı, şehit sayısını geçmiş durumda'' dedi.
Asker intiharları ile ilgili Araştırma Komisyonu kurulması gerektiğini belirten Işık, ''Dicle Nehri'ndeki karganın güvenliğinden bile sorumlu olduğunu söyleyenler, emanet edilen askerlere neden sahip çıkmıyor?'' diye sordu.