Dr. Seyit Karaca yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Ülkemiz 2 gün sonra her anlamda kritik bir genel seçime gidiyor. Bulunduğu coğrafya itibarıyla önemli bir yerde olan ülkemizde son yıllarda yaşanan dönüşüm ve değişim neticesinde, dostları memnun edecek ama düşmanları haset ve kin ile hareket ederek yeni kirli oyunlara itecek süreçler yaşandı. Aramızdaki kardeşlik, birlik ve beraberliği bozacak yeni senaryoların hazırlanmasına engel olacak, atılım ve ilerlemenin devamını sağlayacak istikrar ortamının sürmesi gerekiyor.
AYNI YATAKTA 2-3 BEBEK YATIYORDU
Sağlığın doğrudan, KTO'da geçmişte yapmış olduğum görevler nedeniyle tüm iş hayatının dolaylı içinde bulunan birisi olarak bazı tespitlerde bulunmayı yararlı görüyorum. Öncelikle 1980'li yılları hak ve özgürlükler noktasında yaşayan ve bilen birisi olarak alınan mesafeyi en iyi bizler ve bizim yaştaki nesil bilir. Gençlerin önündeki eğitim engellerinden tutun da kamuda çalışanların çalışma şekillerine kadar bir çok husus bu alanda zikredilebilir.
Sağlık hizmet sunumundaki çok parçalı yapı vatandaşı canından bezdirmişti. 40 derece ateşi ile hasta çocuğunu evinin dibindeki sağlık ocağı hekimine muayene ettiremeyen ve 15 km. uzaktaki SSK hastanesine götürmek zorunda olan anne-babanın tek suçu sosyal güvenlik sisteminde SSK mensubu olmaktı. Devletin bakanının kalite standart belgesi verdiği SSK hastanesinde aynı yatakta 2-3 bebek, çoğu zaman en az 2 anne yatar haldeydi. Ülkenin Cumhurbaşkanı köşkte rahatsızlandığı zaman kendisine müdahale edecek bir sağlık ekibi bulunduramadığımız gibi başka bir ülkenin hibe ettiği taksiden bozma ve çalıştırılamayan ambulansla hastaneye nakletmeye çalışmıştık. Aynı tarihlerde devletin zirvesinde durum böyleyken Konya'nın merkezinde bir mahallesinde de durum çok farklı değildi.
Kendi ülkemizde yaşanan bir afet için bile organize olamayan, müdahalede sivil toplum dinamiklerinin daha gerisinde kalan devlet yapılanması vardı. 1999 depremi bunun çok acı örnekleri ile doludur.
ÜLKEMİZ 70 CENT'E MUHTAÇ HALE GELMİŞTİ
Ekonominin diğer alanlarında ünlü bir siyasetçimizin deyimiyle "ülkemiz 70 cent'e muhtaç" bir hale gelmişti. Küresel ekonomik aktörlerin oluşturduğu yapıların başkanlarının isimleri en ilgisiz vatandaşlarımızın bile hafızalarını işgal ediyordu. İmkânı olan ve bu alanda uğraşan işletmelerimiz, iştigal alanlarındaki kazanımlardan çok "faaliyet dışı gelirler olarak adlandırılan" faiz ve repo gelirleri ile ayakta durmaya çalışıyorlar, bir çok işletmemiz ise her geçen gün sıkıntıya gidiyordu. O kadar ki ülkenin Başbakanına yazar kasa fırlatacak kadar esnaf ve tüccarımız hayatından bezmişti.
Bunlar yaşanırken ülkenin zirvesinde zaten çok parçalı yapılarla Bakanlıklar arasında sürekli yaşanan soğuk savaşlarla icraat sıkıntısı yaşanırken, devletin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı arasında da uyumdan çok çatışmadan söz etmek mümkündü. Ülkenin Cumhurbaşkanının zaten ülkenin ticareti ve ekonomisi ile ilgili bir kaygısı da yoktu. Nitekim ülkenin içinden geçtiği hassas dengeleri okuyamamanın veya okumamanın sonucu olarak Başbakana fırlatılan Anayasa kitapçığı ülkenin derin bir çukura düşmesine neden olmuştu.
Bu problemlere ilişkin her alanda sıralanacak o kadar çok şey var ki günlerce konuşsak malzeme çıkar.
GÜNÜMÜZE GELECEK OLURSAK;
Ülke ekonomisinin son 13 yılda ulaştığı büyüklük ortada. Bu büyüme ile orantılı olarak her alana yansıyan reformlar ve düzenlemelerle ulaşımdan sağlığa, hak ve özgürlüklerden turizme, gelinen nokta siyasal istikrar ve devletin zirvesinde yaşanan uyum ile mümkün olmuştur. Meydana gelen değişim ve gelişim sürecinin her aşamasında emeği olan Cumhurbaşkanımız, devletin işleyişi ile ilgili olarak ta her geçen gün daha hızlı ilerleyen bir ülke için üzerine düşeni gecesini gündüzüne katarak sonuna kadar yapmaktadır.
Bu sayededir ki; kendi ülkesindeki afete organize olamayıp ulaşamayan devlet en yakın örneğini Nepal'de yaşadığımız Haiti, Hindistan, Endonezya depremlerinde en faal ülkeler arasında yerini almıştır.
SAĞLIKTA GURUR VERİCİ GELİŞMELER YAŞANDI
Ülkemiz insanına gurur veren bu gelişmeler, vatandaşımızın sağlık hizmetlerinde de çok yüksek düzeyli ve kaliteli bir seviyeye ulaşılmasını sağlamıştır. Hem sağlık hizmetine hem de ilaca ulaşmak son derece kolaylaşmıştır. En ufak bir kazaya bile helikopter ambulans kaldırabilecek acil sistemi ülkemizin gururudur. Kamu hastanelerinin fiziki yapılarında başlayan iyileştirmeler ülkenin bir çok yerinde hızlı bir şekilde devam etmektedir. 10 yıl önce gelişmekte olan ülkelerin sağlık problemleri olan ishal, bulaşıcı hastalıklar ve anne ölümleri ile gibi problemlerle mücadele eden ülkemiz, artık gelişmiş ülke problemleri olan kanser, obezite, tütünle mücadele gibi hususları ülke gündemine almıştır. Bir çok hizmet Bakanlığımızın üst düzey yöneticilerinin geçmişte en önemli icraatları personel tayinleri ile uğraşmak iken artık bu hususlar düzenli işleyen bir sisteme kavuşturulmuştur. Asıl hizmet alanları Bakanlarımızın tüm kadroları ile gece gündüz çalıştıkları alanlardır.
Ekonomik aktörlerimiz ticaret ve sanayide atılan adımlar ve yapılan desteklerle kazandıkları özgüvenle dünyanın dört bir yanına ihracat yapar konuma gelmişlerdir.
Bu kadar geniş çaplı bir gelişme ve çalışma alanı içerisinde sorunlar yok mudur, elbette vardır. Ama bunları konuşmanın günü 8 Haziran'dır.
KONYAMIZ İÇİN AYRI BİR ÖNEMİ VARDI
Konya'mız açısından bu seçimlerin ayrı bir önemi de hemşehrimiz ve gururumuz Sayın Ahmet Davutoğlu 'nun Genel Başkanlığı ve Başbakanlığında gidilen ilk genel seçim olmasıdır. Gün, yıllarca kendi hemşehrisi Başbakanlara sahip çıkarak illerinin ülke gelişiminden aldığı ve alacağı payı artıran diğer illerden örnek alarak kendisine sahip çıkmamız ve hiç olmazsa "partili partisiz asgarî müşterek olan" "bir dönem dahi olsa" kendisine destek vermek günüdür. "Tek devlet, tek bayrak, tek vatan ve tek millet" ülküsünün devam ettirilmesi için iç ve dış düşmanlarımıza fırsat vermeme günüdür. Kısacası "gün Başbakanımıza sahip çıkma günüdür!"