Konya Aydınlar Ocağı’nın bu haftaki Salı Sohbeti’nde, “Heterodoks İran İnancı ve Câferîlik” konusu konuşuldu.
Konuşmacı Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, karma bir din olan Şia’dan hareketle câferîlik mezhebi hakkında dinleyicileri bilgilendirerek tarihi bir perspektif çizdi. Konya İl Halk Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sohbette Dr. Mustafa Güçlü, İran, Mısır, Yunan ve Ortasya’da bazı kavimlerin Sümerlerin pagan kültüründen etkilendiklerini ve Hz. İbrahim’in, Kaldani topluluğuna peygamber olarak geldiğini belirterek Sümerlerin İran’a kadar uzanan kolunun güneşe tapanlardan oluştuğunu ve İran’ın, Arîler (Aryanlar) ülkesi anlamına geldiğini söyledi.
İNEK KUTSAL, KÖPEK MÜBAREK!
Hz. Ali döneminde, Küfe’de yaşayan İranlılar’dan, Müslüman inancından çıktıkları için cizye alındığını hatırlatan Dr. Güçlü, günümüzde İranlılar’ın ehli kitaptan sayıldıklarını belirterek “Eski İran inancı olan Zerdüştçülüğün kutsal kitabı olan Avesta 72 bin benden oluşmaktadır. Zerdüşt dininden dolayı inek kutsal, köpek ise mübarek olarak görülmüştür” dedi. İranlılar’da matem ve ağıt kültürünün hâkim olduğunu belirten Güçlü, Şia kültüründe 12 İmam ve Mehdi inancının günümüzde de önemli olduğunu dile getirdi. On dördüncü asırda yaygınlaşmaya başlayan Safevî tarikatı ve inancının 1502’de Şah İsmail tarafından kurulan Safevî Devleti vasıtasıyla Anadolu’da yaygınlaştırılması tehlikesinin, Osmanlı sultanı Yavuz Sultan Selim tarafından bertaraf edildiğini ifade eden Güçlü, “Şia, farklı dinlere ait inançların karışımı ile oluşmuş (heterodoksi) bir din ve bir inanış biçimidir.
Dikkatle incelendiğinde Şia’nın, İran’ın eski dinleri ve bölge dinlerinin (Manihaizm, Mecusilik, Mazdeizm, Zerdüştlük, Yezidilik, Budizm) etkisinde kalarak şekillendiği görülür. İslamiyet’te “kulluk” ön plana çıkarken, eski İran dinlerinin etkisiyle Şiilikte “kutsama” ve “ruhaniyet” esastır. Ayetullahlık, Velayet-i Fakih, İmamet, Mehdi gibi inanç ve pratikler bunun göstergesidir” diye konuştu.
İRANLILAR TAKİYYECİDİR
İslamiyet’in İran’da Farslılar (Persler) tarafından deforme edilerek, Şia (Şiilik) adı altında yeni bir din ortaya konulmasının temel sebepleri arasında Perslerin geleneksel devlet kültürünün parçası olan takiyyeciliğin güçlü tesiri olduğuna dikkati çeken Güçlü, şiiliğin temel ibadetlerinden olan “lânet”in, Zerdüştlük dininden geçtiğini belirterek “İran’da sünnilere takiyye yapmak ibadet etmek gibidir. Bir İranlıyla dini bir tartışmaya girdiğinizde, onlar takiyyeci olduklarından kaybeden taraf siz olursunuz. Dinimiz İslam’da ise lânetten sakınılmış, lânet edenlerin şefaat hakkını yitirecekleri Hz. Peygamber tarafından bildirilmiştir. İslam’ın özünde kötülüğü lânetlemek değil, kötülükten sakınmak vardır” dedi.
Konuyu günümüzde Suriye ve Irak’ta cereyan eden olaylara bağlayan Güçlü, şia kültürünün Irak’ta etkili olduğunu, sünniliğin ise Suriye’de etkin olduğuna işaret ederek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu bölgede sınırlar yeniden çiziliyor. İran’ın en zayıf tarafı ise, 20 milyona yakın Türkmen’in o bölgede yaşıyor olmasına rağmen Türkiye, bu önemli kartı güçlü devletlerin bölgedeki etkinliğinden dolayı şimdiye kadar hiç kullanmadı. Biraz da bizim devlet yöneticilerinin basiretsizliği de var diyebiliriz.”