Konya Aydınlar Ocağı tarafından düzenlenen Selçuklu Salı Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel oldu. Program, Konevi Derneği Salonu’nda gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını yapan Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, 47 yıl önce gerçekleşen İran İslam Devriminin İran’a ve İslam dünyasına etkilerinin dikkatle analiz edilmesi gerektiğini belirtti. Güçlü, İran üzerinden küresel dengelerin yeniden şekillenip şekillenmediğinin de sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“İran devrimlerle yaşayan bir ülke”
Konuşmasında İran’ın tarihsel olarak sık sık devrimlere sahne olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Temizel, özellikle Velayet-i Fakih doktrininin İran siyasetini belirleyen temel unsur haline geldiğini söyledi.
Temizel, geleneksel İmamiyye Şiiliğinde ümmetin velayetinin Mehdi’ye ait olduğunu, ancak Mehdi’nin zuhuruna kadar bu yetkinin bir fakih tarafından temsil edildiğini belirtti. Bu yaklaşımın, İran İslam Cumhuriyeti’nde din adamlarının siyasal otoriteyi üstlenmesine zemin hazırladığını ifade etti.
Rafsancani’den Hatemi’ye: Dış politikada değişim
Temizel, 1989-1997 dönemindeki Rafsancani yönetiminin daha pragmatik ve uzlaşmacı bir dış politika izlediğini, İran-Irak Savaşı sonrası bölgesel entegrasyon çabalarının arttığını söyledi.
1997-2005 yılları arasında görev yapan Muhammed Hatemi döneminde ise reformist bir çizginin öne çıktığını belirten Temizel, “Medeniyetler Arası Diyalog” girişiminin bu dönemde gündeme geldiğini ve serbest piyasa ekonomisine yönelik adımlar atıldığını ifade etti.
Ahmedinejad dönemi ve nükleer kriz
2005 yılında cumhurbaşkanı seçilen Mahmud Ahmedinejad döneminde İran’ın nükleer program konusunda daha sert bir politika benimsediğini kaydeden Temizel, ABD ve İsrail’e yönelik sert söylemlerin bu dönemde arttığını söyledi.
2018 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilmesiyle yaptırımların yeniden devreye alındığını hatırlatan Temizel, bu sürecin İran ekonomisi ve iç siyaseti üzerinde ciddi etkiler oluşturduğunu dile getirdi.
Demografik kriz ve ekonomik baskı
İran’ın devrim sonrası dönemde ciddi demografik dönüşüm yaşadığını belirten Temizel, genç ve hızla büyüyen nüfus yapısının yerini yaşlanma sorunu yaşayan bir topluma bıraktığını söyledi.
Yoksulluk, işsizlik, çift haneli enflasyon ve orta sınıfın küçülmesi gibi sorunların derinleştiğini ifade eden Temizel, konut ve sağlık maliyetlerinin hane gelirleri üzerinde ağır baskı oluşturduğunu kaydetti.
“Devrimin hedefi Mehdi’nin gelişini hızlandırmak”
Temizel, İranlı yetkililerin açıklamalarına dayanarak İran İslam Devrimi’nin nihai hedefinin, “Mehdi’nin gelişi için gerekli zemini hazırlamak ve bu süreci hızlandırmak” olarak ifade edildiğini söyledi.
Eğer devrimin amacı yalnızca Şah rejimini devirmek olsaydı sürecin tamamlanmış kabul edileceğini belirten Temizel, devrimin sürekli bir dinamizm içinde tutulmasının bu ideolojik hedefle bağlantılı olduğunu dile getirdi.