İnsanları imamları ile çağırırız!

Prof. Dr. Ali Akpınar

O gün biz insanları imamları ile çağırırız!

 

Yüce Rabbimiz, kıyamet gününe dikkatlerimizi çekiyor. O güne, bugünden hazırlanalım diye. Şöyle buyuruyor: Her milleti, imâmıyla çağırdığımız gün, kimlerin Kitabı sağından verilirse işte onlar, Kitaplarını okurlar ve en ufak bir haksızlığa uğratılmazlar.(17/71)

Şimdi bu ayete göre imamlarımızı gözden geçirelim ve kendimizi o güne hazırlamaya çalışalım:

Ayetteki imamlardan kasıtla ilgili beş görüş vardır: (İbnü’l-Cevzî, Tefsîr, V, 64-65)

Birinci mana: Onları reis/başkanları ile çağırırız. İyilere uyup doğru yolda kalmışsa onu o yola getiren, o yolda tutan iyi önderleriyle çağırırız. Sapmış, yoldan çıkmışsa, bu sefer de onu sapıtan lideriyle birlikte çağırırız. Ey falan Salih zatın peşinden gidenler, ey filan azgının izini sürenler diye çağrılacaktır. Yani dünyada kime uymuşsa, kimin izinden gitmişse, kimin güdümüne girmişse onunla birlikte çağırırız. O liderlerle çağrılacak ve sonuçta onlarla haşr olup onların gittiği yere gidecektir. Buna göre kimlerle düşüp kalktığımıza, kime uyduğumuza, kimi kendimize önder/lider kabul ettiğimize, kime bağlanıp izinden gittiğimize dikkat etmeliyiz.

İkinci mana: Onları, amelleriyle çağırıp haşrederiz. Herkes ameline göre muamele görür. Sözgelimi o gün insanlar, ey şirk koşanlar, ey nifakçılar, ey zâniler, ey ayyaşlar, ey hırsızlar diye çağrılacaktır. O gün iyilikleriyle gelen, onun karşılığını; kötülükleriyle gelen de onun karşılığını görecektir. Buna göre, o gün için Salih amellerimizi artırmaya, Salih adamların adamı olmaya, kötü amellerden kurtulmaya bakmalıyız.

Üçüncü mana: Onları peygamberleriyle çağırırız. Her ümmet kendi peygamberi ile birlikte çağrılıp Allah’ın huzuruna çıkacaktır. Son peygamberin ümmeti, de Hz. Muhammed’in önderliğinde haşrolunacaktır. Tabi ki onun peygamberliğini kabul etmiş, ona inanmış, onu tanımış ve onu izlemişse. O gün insanlar Ey Musa peygamberin ümmeti, ey İsa peygamberin tabileri, ey Muhammed’in izinde gidenler, diye çağrılacaktır. Her ümmete peygamberini şahid getirdiğimiz gün, ey Muhammed seni de tüm hepsine şahid getirdiğimiz gün, onların hali nice olur!? (4/) Buna göre kendimizi, o güzel insana layık hale getirmeye gayret etmeliyiz. Bu ise o güzel insanı doğru bir şekilde tanımak, onu canımızdan çok sevmek, onun izinden gitmek ve ona layık olmakla olacaktır.

Dördüncü mana: Onları kitaplarıyla çağırırız. Her toplum, kendilerine inmiş olan kitaplarıyla çağırılıp o kitabın gereklerini yerine getirip getirmediklerinden sorgulanacaklardır. Bu ümmet de Kur’ân’la birlikte çağırılacak ve Kur’ân’ı ne kadar kendilerine düstur edindiklerinden sorgulanacaktır. O gün insanlar Ey Tevrat’a muhatap olanlar, ey İncil’e muhatap olanlar, ey Kur’ân’a muhatap olanlar diye çağrılacaktır. Buna göre Kitabımız Kur’ân’ı tanımaya, onu anlayıp gereklerini yerine getirmeye gayret etmeliyiz.

Beşinci mana: Onları amel defterleriyle çağırırız. Yapıp ettiklerinin yazıldığı amel defterleri ile birlikte çağırıp onlardaki kayıtlara göre onları hesaba çekeriz. Buna göre amel defterlerimizi, o gün yüzümüzü ağartacak güzelliklerle doldurmaya gayret etmeliyiz. Zira o gün, iyilere amel defterleri/karneleri, sağ taraflarından verilecek, kötülere ise sol taraflarından verilecektir. Dünyada yapıp ettiği her şeyin o defterde yazılı olduğunu görecek ve hayretler içerisinde şöyle diyeceklerdir: Bu defterlere ne olmuş da, büyük küçük her şeyi kaydetmiş!?(18/49) Ah, keşke defterim/karnem bana verilmeseydi! (69/25)

İşte bir tek ayet cümlesinin düşündürdükleri ve bize söylemek istedikleri. Olmak için, istikamet üzere yola devam etmek için bir ayet bile yeter. Tabi ki anlayana, alıcısını hakikate çevirene. Gerçeğe kulaklarını tıkayanlar mı, onlara yüz dört kitap inse, kâr etmez.

 

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.