Platform adına açıklama yapan Muammer Durmaz açıklamasına nisa suresinin 125 ve 126. ayetlerini okuyarak başladı. 100. haftaya gelmenin sevincinden bahseden Durmaz, Kürt Açılımına, İmam Hatip Liseleri tartışmalarına, Erdoğan-Putin görüşmesine ve Beytullah Mesud’un şehadetine de değinen açıklamasında şunları söyledi:
İnanç Özgürlükleri Platformu adına Kayalıpark’ta açıklama yapan İnanç Özgürlükleri Platformu üyesi Muammer Durmaz özgürlük adına her hafta cumartesi günleri yaptıkları açıklamaları sürdüreceklerini ifade etti.
İnanç Özgürlükleri Platformu üyesi Muammer Durmaz şu açıklamayı yaptı: Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı. 3. yılın arifesinde olduğumuz şu günlerde özgürlük yolundaki onurlu direnişimiz, baskı ve zulümlere karşı teyakkuz halimiz 100. haftasına ulaştı. Karşısında durduğumuz zulmün büyüklüğü, yaşanılan haksızlıkların çokluğu, gasp edilen hakların ürkütücü boyutlara ulaşması, direnişimizi bir zorunluluk haline getirmiştir. Başta Kocaeli ve Sakarya olmak üzere, bu direnişi başlatan diğer illerdeki kardeşlerimiz de yolumuzu aydınlatan birer meşale olmuşlardır. Karanlığın gittikçe kesifleştiği, aydınlığa olan umutların sönmeye yüz tuttuğu bir dönemde, 28 Şubat ceberutluğuna rağmen, hak ve özgürlük haykırışları şehrimizde de onurlu ve şerefli insanlarda karşılık bulmuştur. Bu yüce seslenişin sesine bir katkı da şehrimizden verilmiştir. Tarih, onların bu izzetli kararını, azizler sahifesinde kaydedecektir. Emeği geçen herkese, mazlumların, hak ve adalet sevdalılarının adına, teşekkür ederiz Yolun uzunluğu, meşakkatin çokluğu, azığın ve yoldaşın azlığı, yolda meydana gelen tüm aksaklıklara rağmen yürüyüşümüz 100. haftasına ulaştı. Direnişimizin kat ettiği mesafe, varılacak yola göre tabi ki çok küçüktür. Fakat yolda olmanın bereketi, hak sözü söylüyor olmanın onuru ve Allah katında bir mazeretimizin bulunması isteği ve benzeri açılardan baktığımızda elde edilen sonuçlar, pek yüce ve pek şereflidir. Direnişin gerekliliğine olan inancımız ve direniş yolunun zafere götüren yol olduğu kanaatimiz pekişmiş ve sağlamlaşmıştır. Zillet ve meskenet bizden uzaktır. Bir Hüseyni seda ile zillet bizden ne kadar uzaktır diyoruz. Hak ve özgürlüklerimizi zalimden aşağılanıcı bir dilenmeyle değil, aziz kılıcı bir direnmeyle talep ediyoruz. İzzet ve şerefi doğru yerde, hak sözün söylendiği, özgürlük meydanlarında Hak’tan talep ediyoruz. Ülkemizde özgürlük söylevleriyle birlikte telaffuz edilen, “Kürt Açılımı” şeklinde piyasaya sunulan, yeni gündem, bütün gayretlere rağmen güdük ve ebter olacaktır. Allah’ın adıyla başlanmayan ve sınırlarını Allah’ın çizdiği bir hak anlayışı içersinde cereyan etmeyen her çabanın ebter olması, doğaldır. Allah’ın kitabının ırklara, dillere, kültürlere tanıdığı özgürlük sınırlarıyla sınırlandırılan bir anlayış bütün etnik yapılar üzerinde hakim olmadıkça ne Kürt Sorunu ne de bir başka sorunlar çözülebilecek değildir. Ulus anlayışı içerisindeki çözüm arayışları farklı ulusal kimliklerin kavgasından ve kargaşasından başka bir şey doğurmayacaktır. Müslüman toplumların, kardeşçe yaşacakları tek çözüm yolu, ancak babamız İbrahim’in, Hatif Milleti üzerinde ittifak edip, Muhammed (a.s)’ın veda hutbesinde belirlediği ilkelere tabi olmakla mümkündür. “Kişi bilmediğinin düşmanıdır” sözünü doğrulatacak ve “Bu kadar cehalet, ancak okumakla olur” ifadesini haklı çıkaran, İstanbul Baro Başkanı’nın açıklamalarından sonra Server Tanilli’nin ifadeleri bu açıklamaların üzerine çöp dikmiştir. İmam Hatip Liselerine ve Kur-an Kurslarına düşmanlıkla dolu olan bu hezeyanların altında hak ve özgürlüklere olan düşmanlıklar yatmaktadır. Bu ve benzeri zevattan, halkımızdan özür dilemelerini talep etmiyoruz. Onları tövbeye ve doğru yolu bulmaya çağırıyoruz. Özgürlük mücadelesinin yüzyıllardır sönmeyen meşalesi Çeçenistan direnişine saygısızlığı ifade eden, Erdoğan-Putin görüşmesi; Müslüman halkımızı yüreğinden yaralamıştır. Birtakım siyasal rantlar elde edebilmek ve ekonomik işbirlikleri yapabilmek için yüz binlerin katili eli kanlı Putin’le en üst düzeyde görüşme yapmak bu halkın kabullenebileceği bir davranış değildir. Kardeşliğimiz ve mazlumun yanında oluşumuz zalimlerle hangi gerekçeyle olursa olsun bir arada olmaya, adlarımızın onlarla birlikte anılmasına manidir.
Ferit Hepokur-Memleket