Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi konferans salonunda gerçekleştirilen panelde unutulmaya yüz tutmuş Konya’da müftülük yapan son Osmanlı ilim adamları hakkında bilgi veren moderatör araştırmacı yazar Av. M. Ali Uz, “Konya, Selçuklunun pây-ı tahtı olduğundan o dönemden itibaren bir ilim ve irfan merkezi haline gelmiştir. İslâm âleminin en meşhur, en büyük sanatkârane yapıları olan medreseleri Konya’da bulunuyor. Bu medreselerde çok değerli ilim adamları yetişmiştir. Osmanlı döneminde de Konya bir ilim ve irfan merkezi misyonunu devam ettirmiştir."dedi.
Bu birbirinden değerli ilim adamı Konya müftüleri hakkında hiçbir ciddi araştırma yapılmadığını üzülerek ifade eden Uz, ilk araştırmayı 1990’lı yıllarda kendisinin yaptığını ifade etti. 1700’lü yıllara kadar yaptığı araştırmalar sonucunda İstanbul müftülerinin de yetişmeleri ve atanmaları konusunda Konya’nın rol oynadığının altını çizen Av. M. Ali Uz, Osmanlı coğrafyasında yetişen ilim adamlarının en tanınmışlarının Konya’da müftülük yaptığını söyledi.
Osmanlının özellikle son döneminde yaşamış olan müftülerin eğitim ve öğretim noktasında, toplumla kaynaşma ve topluma yön verme noktasında Konya’ya ciddi mânâda katkıları olduğunu ifade eden Meram müftüsü Sabri Kütükçü, bizim şu andaki müftü anlayışımızla o dönemdeki anlayışın çok farklı olduğunu söyledi.
Kütükçü ayrıca; “Osmanlının son dönemlerinde müftülük yapmış zatların, toplumla hemhâl olduklarını ve mutasavvıf yönlerinin de öne çıktığını görüyoruz. Yani hem tekke bağlantısı, hem de toplum içerisinde halkla kaynaşmış din adamları olarak görüyoruz. Müftüler, Osmanlıda hükümet erkânıyla yan yana duran şahsiyetlerdir. Bu insanlar tarihe mal olmuş ve tarihe yön vermiş insanlardır. Bu insanlar toplumun bilgi yönünden donanmasında ve ahlâkî yöndeki zaaflarının giderilmesinde tekke mantığını da öne çıkararak, sivil ve devlet otoritesini birlikte yürüten şahsiyetlerdir. Bu yönden bizlere de örneklik teşkil ettiklerini düşünüyorum.”dedi.
Araştırmacı tarihçi Ahmet Çelik, son Osmanlı müftülerinin hayat hikâyelerinden kesitler sundu.
Dinleyicilerin sorularını cevaplayan Av. M. Ali Uz, Alaeddin Tepesi ve Mevlânâ Türbesi arasında yirmiye yakın Medrese külliyesinin bulunduğunu, fakat günümüze ise sadece birkaç tanesinin kalıntılarının ulaştığını söyledi.
Program sonunda okunan Kur’ân tilaveti ve yapılan duanın ardından günün anısına konuşmacılara Koyunoğlu Müze ve Kütüphane Müdürü Hasan Yaşar tarafından Büyükşehir Kültür Yayınları takdim edildi.