İhraç Edilen Astsubaylar Haklarını Arıyor

28 Şubat sürecinde ordudan ihraç edilen astsubaylar tarafından kurulan Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) üyeleri haklarını aramaya mücadelesini tüm hızıyla sürdürmeye devam ediyor

 28 Şubat sürecinde uydurma gerekçelerle ordudan ihraç edilen ve haklarını arama noktasında çalışmalarını tüm hızıyla sürdüren ASDER üyeleri 16 Nisan’da yapılacak olan Referandumundan ‘Evet’ çıkması durumunda büyük umut beklediklerini söylediler. 20 yıl önceki yapılan haksızlıkları değerlendiren ASDER Başkanı Mehmet Kanmaz, üyeler, Halit Bağdatlı ve Abdullah Selçuk, yaşadığı kabus dolu günleri anlattı.

 

“KIZIMIN İSMİ SÜMEYYE DİYE ATILDIM”

Konya 3’üncü Ana Jet Üssü Komutanlığında Astsubay olarak görev yaparken 28 Şubat sürecinde meslekten ihraç edilen askerler arasında olan Abdullah Selçuk, yaşadığı dönemi anlattı. 28 Şubat’tan iki gün önce hafızasına kazınan ihraç olayını dile getiren Selçuk, “28 Şubat’tan iki gün önce benle birlikte birkaç astsubay ve subaya ihraç yazısı geldi. İhraç olduktan sonra askeriye tarafından sorguya alındık. Herkesi tek tek odalarda sorguya alıyorlardı. Ben sorguya girdiğimde gözümü kapattılar. Soruların kimin sorduğunu gözüm kapalı olduğu için göremedim. İlk soru namaz kılıp kılmadığımla ilgiliydi. Ardından kaç yılından beri namaz kıldığım, namaz kılmaya kimler tarafından teşvik edildin? Gibi sorulardı. Ardından hangi dini kitapları okuyorsun ve neden okuyorsun gibi anlam veremediğim sorular sormaya başladılar. Arkasından çocuğum isminin neden Sümeyye olduğunu sordular. Bunların yanında eşimin Atatürk İlke ve İnkılaplarına uygun giyinmediği yönündeydi. Önüme bu gerekçeleri sunarak ihraç kararlarını açıkladılar. Benim askerlik mesleğimden ihraç edilmemin tüm sebebi namaz kılmam, kızımın isminin Sümeyye olması ve eşimin kapalı olmasını gerekçe gösterdiler” dedi.

 

“ELEKTRİKLİ İŞKENCE YAPTILAR”

Sorgulama sırasında hem psikolojik hem de fiziki işkencelere maruz kaldığını söyleyen Selçuk, “gözleri kapalı yapılan sorguda bana hangi irticacı örgüte üye olduğumu sordular. Bende böyle bir örgüte üye olmadığımı ve sadece kendim için namaz kıldığımı söyleyince parmaklarımdan elektrik verdiler. Tam bir ay sorgulandıktan sonra sağlık durumum bozuldu ve hastanede tedaviye başladım. işkenceden sonra Askeri yüksek mahkemesine işkenceyle alakalı dava açtım.  İhraç edildikten sonra işsiz kaldım. Daha sonra belediyeye geçtim. Belediyeden emekli olmadan 2011 yılında 6191 sayılı yasa çıktı. Bu yasa kapsamında haklarımızın bir kısmını aldık. Fakat önemli olan geçmişe yönelik mağduriyetlerimiz giderilmedi” diye konuştu.

ÇALIŞMALAR HIZLANIYOR

ASDER Başkanı Mehmet Kanmaz, çalışmalarına her geçen gün hızlandırdıklarını söyleyerek, 20 yıl önceki mağduriyetini giderilmesini istedi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kara leke olan 28 Şubat sürecinin tüm ülkeye büyük zararları olduğunu söyleyen Kanmaz, o dönem uğradığı haksızlığı dile getirdi. 28 Şubat Post Modern darbe diğer darbe girişimlerinden farklı olduğunu belirten Kanmaz, “Bir muhtıra üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm kurumlara psikolojik baskısı başladı. 28 Şubat sürecinde görev yapan subay ve astsubaylar sadece dini inancından dolayı Peygamber ocağı alan Askerlik mesleğinden ihraç edildi. Biz Adaleti Savunanlar Derneği olarak 2000 yılından itibaren teşkilatlandık. Bu haklı mücadelemizi yürütmeye devam ediyoruz. 2010 Referandumundan sonrada bizim bazı haklarımız sonuç vermeye başladı. Daha sonra 2011 yılında 6191 sayılı kanun çıktı. Bu kanunla birlikte bizler mücadelemizi daha çok sürdürme imkânımız oldu. Geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Konya’ya geldiğinde de bu konuyu belirttik ve ilgileneceğini söyledi. Şu anda gelinen noktada haklarımız verilmeye başlandı. 16 Nisan’da yapılacak olan referandumdan sonra askeri mahkemeler sivil mahkemeye devir olacak. Bu noktada da kazanamadığımız bazı haklarımızı daha net alacağız” dedi.

“BU YARA HİÇBİR ZAMAN KAYBOLMAYACAK”

Diyarbakır İl Jandarma Alay Komutanlığında görevli astsubay olan Halit Bağdatlı, 1997 yılı Haziran ayında nöbetçi subayken gece yarısı gelen yazıyla hemen ihraç edildiğini söyledi. İhraç edildikten sonraki süreci anlatan Bağdatlı, ihraç edildikten sonra hayatının zindan olduğunu anlattı. Astsubay okulundan ikincilikle mezun olan ve görev süresi içinde birçok başarı, takdir belgesi aldığını söyleyen Bağdatlı, ihraç gerekçesinin ‘Disiplinsizlik’ olduğunu duygulu gözlerle anlattı. İhraç edilmeden bir ay önce takdir belgesi aldığını da söyleyen Bağdatlı yaşadığı günleri şöyle anlattı. “İhraç kararından sonra hayatım zindana döndü diyebilirim. Eve gittiğimde eşime durumu anlattı. Eşim sinir krizi geçirdi ve zamanla bu hastalığı panik atak olarak günümüze kadar geldi. Oğlum benim mesleğimden dolayı orduya aşıktı. Bu hadiseden sonra üniversite sınavına bile girmek istemedi. İhraçtan sonra bir süre iş aradım. Çalışmaya başladığım yerlerde yukarıdan baskı geldi ve böyle birçok yerden de ayrılmak zorunda kaldım. Bu da yetmezmiş gibi toplumun üzerindeki baskıdan dolayı ailem ve ben toplumdan dışlanmaya başlandık. Biz vatanperver insanlarız. 28 Şubat’ın bize verdiği yara hiçbir zaman kaybolmayacak” şeklinde konuştu.

“UYDURMA GEREKÇELERLE HAYATIMIZI MAHVETTİLER”

20 yıl önce İhraç kararındaki yazıyı dün gibi hatırladığını söyleyen Bağdatlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gece yarısı nöbetimde gelen yazıda disiplinsizlik yaptığım yazıyordu. Benim görev puanım en yüksek olan 90’ların üzerindeydi. Ben bu yazıdan sonra Askeri mahkemelere gittim. Benim disiplinsizlik bir tane davranışımı gösterin dedim. Fakat geçerli hiçbir gerekçe olmayarak beni ihraç ettiler. Uydurma gerekçelerle bizim hayatımızı mahvettiler. Bundan sonraki süreçte çalışmalarımı hızlandıracağız ve 16 Nisan’dan sonra haklarımızın geri kalanını kazanmaya çalışacağız” dedi. Servet R. Çolak – Memleket 

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ