Hukuk ayaklar altında

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu’nun haftalık basın açıklamasında hukuktaki çifte standarda vurgu yapılarak, Türkiye’de hukukun ayaklar altına alındığı belirtildi

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu, 354. Hafta Basın açıklamasını Kayalı Park'ta gerçekleştirdi. Platform adına açıklamayı Platform sözcüsü Bayram Vanlı yaptı. “Türkiye hukukun ayaklar altına alındığı siyasi içerikli davalar bakımından sicili kirli bir ülkedir. On yıllardır farklı çevrelere mensup binlerce insan çizilen çerçevenin dışında, değer ve inançlara sahip olduğundan dolayı sistemin gazabına uğramıştır. Kimileri bu gazabı canları ile ödemişler, kimileri de on yıllardır acı ve ızdırap içerisinde mahkûmiyetlerini sürdürmekte” diyen Vanlı, “Bugünlerde balyoz davası sanıklarının tahliyelerinin gerçekleşmesi 12 Eylül darbecilerinin mahkeme sonunda ceza almaları, sistemin gazabına uğramış pek çok kişinin durumunu yeniden, bütün gerçekliği ile gündeme getirmiştir. Bilebildiğimiz kadarıyla İslamî davalardan cezaevine girmiş 500'den fazla mahpus var Özellikle müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alarak cezaevinde yatan mahpusların çoğunluğu 28 Şubat sürecinde yargılanmış ya da kararları bu süreçlerde onaylanmış mahpuslardır. 1993 yılında Jak Kamhi isimli bir iş adamına suikast girişimi iddiasıyla, Osman Erdemir, Can Ûzbilen ve diğer sanıklara müebbet hapis cezası verilmiş olup bu kişiler halen cezaevindedirler. Bu eylem adam öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilebilecek bir eylem olmasına rağmen Yargıtay içtihatlarına binaen Anayasa'yı ihlal iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. (İdam cezası kalkınca müebbete çevrildi.)

SALİH MİRZABEYOĞLU

Yine İBDA-C davalarında da benzer değerlendirmelerle çok basit eylemler bile, (birahane camının taşlanması, Mc Donalds camının taşlanması vb.) anayasal düzene yönelik tehdit olarak ele alınıp bu kapsamda cezalar yağdırıldı. Salih Mirzabeyoğlu'na hiçbir somut eylem atfedilememesine ve örgüt lideri olduğuna dair somut bir delil olmamasına rağmen idam cezası verildi. (İdam cezası kalkınca ağırlaştırılmış müebbede çevrildi.) Üstelik Mirzabeyoğlu'nun sürekli devam ettiğini söylediği ve telegram olarak adlandırdığı işkence ile ilgili bugüne kadar işe yarar ve tatmin edici hiçbir somut adım atılmadı. 28 Şubat'ın bittiği söylenen bir ortamda; Hizbullah, İBDA-C, Vasat Örgütü, el-Kaide ve Umut Davası dosyalarından hüküm giyen 376 mahpusun 231'i müebbet hapis cezası almış durumdadır. Ve benzeri davalardan da mahkumiyet almış ya da davaları devam etmekte olan yüzlerce kişi bulunmaktadır” dedi.

SİVAS OLAYLARI

Vanlı konuşmasının devamında şunları söyledi: “ Yine 1993 Sivas olaylarıyla ilgili yargılamalarda da 33 kişiye idam cezası verildi. Neticede yangın çıkarmak suretiyle adam öldürmeye neden olduğu iddia edilen insanlara bu yönden değil Anayasa'yı ihlalden ceza verildi. İlginç bir tesadüftür ki 28 Şubat sürecinde uydurulan ve varlığı yıllardır tespit edilemeyen "Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu" örgütü üyesi oldukları iddia edilerek "Umut Davası" kapsamında Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından hapis cezaları onanan Abdulhamid Çelik ve Mehmet Şahin de bu hafta eksik kalan cezalarını yatmak üzere cezaevine girdiler. Ve aynı davadan cezaevine girmeyi bekleyen 6 kişi daha var. Bu gerçeklik üzerine kamuoyunun İslami hassasiyetleri olan mahkumlar meselesindeki susukunluğunu ve hükümetin aynı meseledeki vurdumduymaz ve aymaz tavırlarını anlamkta zorlanmaktayız. Hükümeti Müslüman mahkûmlar hakkında somut adımlar atmaya, onların mağduriyet ve mazlumiyetlerini gidermeye, bu hususta da aceleci davranmaya davet ediyoruz. İslamî kamuoyunu her platformda kardeşlik bilinciyle davranarak sorumluluklarını yerine getirmeye ve bu sorumlulukların gereğini yapmaya çağırıyoruz. Unutulmamalıdır ki; suskunluk onay vermektir. Yetkililerin görevlerini yapmamaları ise; zulme ortak olmak anlamına gelir.” 

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ