Hoşgörünün dozunu kaçırıyorlar

Sema adı altında suluzırtlak etkinliklerin Mevlana ile ne kadar örtüştüğünü merak eden varsa uzmanından cevap...

Her geçen gün Mevlana'yla ilgili yeni bir etkinliğin 'piyasaya' çıktığı bu günlerde, bu tür etkinliklerin gerçek Mevlana ile ne derece ilgisi olduğunu "Mevlana'nın Kalbine Açılan Kapı" adlı kitabın yazarı Dr. Bilal Kemikli’ye sorduk…

 

Gerçek sema yapılmıyor

 

Sema’nın duymak, dinlemek manasına geldiğini belirten Kemikli, “Sema, Mevlevilik içinde ortaya çıkmış bir ibadet olduğu için, Mevlevihaneler içindeki, semahanelerde yapılır. Bir Mevlevi dedesi huzurunda yapılması lazım gelir.” diyerek şöyle konuştu:

 

“Günümüzde tekkeler kaldırıldığı, Mevlevihaneler kapatıldığı için Mevlevi mürşidi de yok. Bu ve benzeri sebeplerle aslen deruni boyutlara yücelmeyi sağlayan bir dini ritüel olan sema, bugün yalnızca folklorik bir mana taşımaktadır. Usûlüne göre yapıldığı takdirde uygundur ve bunun için de bir ayin-i şerif okunması, belli ritüellere uyulması gerekir.”

 

Türkiye’de pek çok değer gibi Mevleviliğinde tüketildiğinin altını çizen Kemikli, “Biz Mevlana’yı tüketiyoruz. Semalarla, yalan yanlış öğrendiğimiz Mevlana ile tüketiyoruz onu.” dedi.

 

Mevleviliği tüketiyoruz

 

Paulo Coelho’nun Mevlana’nın bir kıssasından faydalanarak ‘Simyacı’yı yazdığına değinen Kemikli, “Coelho, Mevlana’dan yola çıkarak yeni bir şeyler ortaya koyabildi, bizse onu anlamadan sadece bıraktıklarını tüketiyoruz” şeklinde konuştu.

 

Mesnevi’nin İslamiyetle ilişkisine de değinen Kemikli, “Mesnevi’de fıkıhtan yola çıkan bölümler de, hadisler de vardır. Bununla birlikte Mesnevi bunların hepsini barındıran, fakat bir ilmihal gibi değil de, edebi manada değer taşıyan bir eserdir” dedi.

 

Kur’an’ın yerine Mesnevi'yi geçirmeye çalışanlar var

 

 ‘Kur’an’ın yerine Mesnevi, Peygamber efendimiz yerine Mevlana getirilmeye çalışılıyor’ diyenler olduğunu ve dünyada bunu yapmaya çalışanların olabileceğini belirten Kemikli, “Mevlana’nın kaynağının Hakikat-i Muhammedi’dir. Mesnevi her ne kadar edebi bir eser olsa da yabancılar tarafından okunan eserin, kültürel alt yapısı olmadan farklı şeyler ifade edebilir.” diye konuştu. “Kültürü bilmese de her okuyan Mesnevi’den sonuçlar çıkarabilir” diyen Kemikli özetle şunları söyledi:

 

“Mesnevi’ye şiirsel bir metin gözüyle bakılıyor. Bunun sonucu olarak İslam ırmağından ayrı bir yere akıtılıyor. Fakat Mesnevi bu alt yapı olmadan tam manasıyla anlaşılamaz.

 

Batıda da hoşgörü ve diyalog için fazla örnek yok. Doğuya baktıklarında hep kan var sanıyorlar. İslamofobi gittikçe yükseliyor. Bu sebeple biz de ‘Bizim Mevlana’mız var’ söylemleriyle çıkıyoruz.”

 

Mevlana 'Ne olursan ol gel' demedi!

 

Mevlana’nın bu hoşgörü anlayışını betimlemekte sıkça beyitlerine de değinen Kemikli, çok ilginç bir bilgiyi de paylaşıyor.

 

"'Gel, gel, ne olursan ol yine gel/ ister kafir, ister mecusi/ ister puta tapan ol yine gel/ bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir/ yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...' beyitleri, aslen Mevlana’nın değildir” diyen Kemikli, Mevlana’dan 150 yıl önce yaşamış Müslüman bir sufi olan Ebu Said Ebu’l hayr’a ait olduğunu belirtti.

 

Bu sözlerin de yanlış anlaşıldığının, ‘gel’ denilerek kullanılan çağrı emrinin, ‘kelime-i şehadet’i getirerek gel demek olduğunun altını çizen Kemikli, “Evime davet ettiğim kişi, evime uygun hareket edecekse gelebilir. Biz pek araştırmıyoruz. Birileri bir şeyler söylüyor, ardından gelenler de aynı hatalara düşüyorlar” dedi. 

 

Mevlana her insana hoşgörülü davranılması gerektiğini söylemedi!

 

İnsana saygının da farklı anlaşıldığını söyleyen Kemikli, “İnsanın Allah’ın cemal ve calalinin tecelli ettiği bir varlık olarak Mevlevilik’te saygıya konu olduğunu, fakat Mevlana’nın da cemal ve celali kötülük ve kibirle yoğurmuş olana karşılık verdiğini belirtti.

 

Son olarak, hoşgörünün hak edene gösterildiğini belirten Kemikli, kibirliye kibirli davranmak gerektiğini, Mevlana’nın Ebu Cehil gibilere  hoşgörü gösterilemeyeceğini söylediğini aktarıyor.

 

iyibilgi

Kültür Sanat Haberleri

KONYA'DA KAPALI GİŞE GÖSTERİ
Ünlü firmanın orkestrası iki şehirde alkışlandı
Füreya Koral’ın sanat yolculuğu Ankara’da anlatıldı
Arpaguş'tan Berat sözleri
KONYA SEMA'YLA VİYANA'YI FETHETTİ