Bunu da herkesin önünde konuşmak lazım Oray
Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay'a destek için gazetesinde düzenlenen imza gününe katılan gazeteciler, fraksiyonlara bölünmüş olan medyada orta boylu bir deprem yarattı.
Bazı yazarlar, katılan gazetecilerin bir anlamda Ergenekoncu oldukları yolunda imalarda bulundu.
Yandaş medyanın duayenlerinden biri olan Fehmi Koru dün 'Dayanışma ne adına' başlığını attığı yazısında, yine elinde olmadan içinde bulunduğu ruh hali hakkında ilginç ipuçları vermiş.
Katılanların listesini verdiği yazısında, Freudyen bir tepki vererek katıldıkları bilinen AKŞAM yazarlarının adını yazmayı 'unutmuş'.
O kadar temel ve basit bir psikolojik tepki ki bu; üzerinde derin laf etmeye bile gerek yok. Onunla ilgili yazmış olduğumuz yazılara çok sinirlendiği belli Fehmi Koru'nun. Kızdıklarının adını bile zikredemiyor artık sinirinden. Kendisine acil huzur ve sakinlik diliyorum.
Fehmi Koru ruh hali açısından yavaştan Başbakan'ına dönüşmeye başladı. Ya herkes onun gibi düşünecek, davranacak ya da susacaklar.
O güne katılanlara ima yoluyla darbeye destek vermek suçlaması yapılmasıyla ilgili olarak ise mahkeme kararından sonra konuşacağız elbette.
İlk önce ben o imza gününe neden katılmadığımı açıklamalıyım.
Ben en son toplu eyleme 1978 yılında katılmaya çalıştım. O günden bu yana hiçbir toplu eylem içinde bulunmamak bilinçli kararımdır.
O gün Bahçelievler'de katledilen altı TİP'li gencin cenazesini kaldıracaktık.
On binlerce kişi toplandı meydanda. Türk solu içindeki her türlü fraksiyon vardı. Benim fraksiyonum filan olmadığı için tek başıma gittim cenaze törenine. Ortalık zaten gergin, mahşer gibi kalabalık. Yüzümde de solcu yazmadığından ben de dahil tek başına duran herkese şüpheyle bakıyorlar ortamda.
'Bari üniversite hocaları arasına gireyim' dedim.
Kendilerini güvenlikten sorumlu ilan etmiş olan bir grup, kalabalığın etrafında el ele tutuşup çember oluşturmuş. Asistanlık hüviyetimi gösterip 'Arkadaşlar bırakın da bari hocaların yanına geçeyim' dedim. İzin vermediler. Hem ayrı duranlara öfkeyle bakıyorlar hem de saflara katılmama izin vermiyorlar.
O fraksiyonu yakından tanıdığımdan ve hatta liderleri ile oturup sohbet etmişliğim olduğundan onların gerektiğinde adamı sıkı bir şekilde dövebileceklerini de biliyordum. Sonuçta katılamadım yürüyüşe.
İnsanın içini acıtan bir olayda bile kardeşçe bir dayanışma gösterebilmenin imkansız oluşu beni hem üzmüş hem de şaşırtmıştı.
İşte o gün bir daha hiçbir toplu hareket içinde yer almamaya karar verdim ve bu kararımı da istikrarlı biçimde bugüne kadar uyguladım.
Sembolik hareketler en başında, katılanlara abartılı biçimde önemli gelir ama bunlar hiçbir zaman bireyin vereceği mücadeleler kadar önemli olamaz.
Ben de hep, en iyi yaptığım işi yaparak yani yazı yazarak tavırlarımı almakla yetindim.
Cumhuriyet gazetesindeki güne bu gazeteden katılan yazar arkadaşlar, yazılarında anlattılar o gün neler olduğunu. Oray Eğin dün yazdığı yazıda Mehmet Barlas'ın o güne katılmasının ne kadar önemli olduğunu anlatmış, (daha önce de yazdı bunu) bazı isimleri vererek 'onlar neden katılmadılar?' diye sormuş.
'Murat Bardakçı neden yoktu?' diye özel vurgulama yapmış.
Başta şunu söyleyeyim; ben Mehmet Barlas'ın o eylemin içinde bulunmasına hiç şaşırmadım. Çünkü Barlas her zaman demokrat tavırlı, modern bir insan olmuştur. Eğer Sabah gazetesinin patronları hükümete yakın işadamları diye Barlas'ın o eyleme katılmayacağı düşünülüyorduysa ve katılması eğer bu yüzden şaşkınlık yarattıysa bu bir önyargıdan başka bir şey değil.
Tersine ben Barlas'ın o gazetede patronları tarafından o özellikleri nedeniyle önemsendiğini düşünüyorum
Cumhuriyet gazetesindeki imza gününe Mehmet Barlas'ın katılması büyük bir olay değil, aksine son derece rutin ve normal.
Bunca yıllık kariyerden ve bu yaştan sonra adamın karakteri değişecek değil ya...(Gerçi bu dönemde karakteri değişenleri de görmeye başladık etrafta).
Burada asıl önemli olan ve Oray'ın atladığı gelişme Sabah gazetesinden Mehmet Barlas'ın o güne katılmış olması değil. Asıl olay o gazeteden kimin neden katılmadığında yatıyor. Oray dün yazısında vurgulamış, 'Sabah'tan bir tek Mehmet Barlas katıldı' diye. Ben o cümleyi okur okumaz hemen ardından şu cümleyi okuyacağım diye beklentim oluştu.
'PEKİ HINCAL ABİ NEDEN KATILMADI İMZA GÜNÜNE...'
Ama Oray'ın yazısında bu cümle yoktu. Hıncal Uluç'u unutmuş olması da mümkün değil. Çünkü malumunuz yazıldığı için biliyoruz, son günlerde kendilerinin arkadaş çevrelerinin toplantılarında ağırlayıp duruyorlar birbirlerini.
Hıncal Uluç köşesindeki yazılarında daima kendi gazetesinin haberleri de dahil olmak üzere hemen her şeye muhalif tavırlar koyabiliyor. O zaman Mustafa Balbay'a destek için yapılan imza gününe katılmaktan da korkacak halde değil.
Peki ama neden katılmadı Hıncal Uluç o toplantıya? Ve bu soru Oray Eğin trafından neden açıkça sorulmuyor yazısında? Yazıda sormayacaksa umarım bir daha seferinde aynı masada oturduklarında yüzüne sorar bu soruyu da sonra bizim için de yazar yazısında Hıncal Uluç'un cevabını Oray...
Serdar Turgut / Akşam