Selçuk Üniversitesi (SÜ) Mevlana Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ali Temizel, mutasavvıf Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin insanlığa bıraktığı mesajın yeniden irdelenmesi gerektiğini belirterek, "Mevlana'yı anlatmamız değil iyi anlamamız gerekiyor. Böylece Mevlana diplomasisi geliştirebilmeliyiz" dedi.
Prof. Dr. Ali Temizel, Memleket'e yaptığı açıklamada, Hazreti Mevlana'nın eserleriyle 8 asırdır insanlığı etkilediğini söyledi.
EN TEMİZ ALAN MEVLANA'DIR
Hazreti Pir'in eserlerinde sıklıkla ifade ettiği hoşgörünün, güçlü toplumu oluşturacak bireylerde bulunması gereken temel özelliklerden biri olduğuna dikkati çeken Temizel, Mevlana'nın hoşgörüyü, Allah'ın güzel ve hoş olarak yarattığı her şeyi görebilme kabiliyeti diye tanımladığını ifade etti. Kültürel diplomasiyi de Mevlana ile geliştirebileceğimizi kaydeden Temizel, 'diplomasiyi yürütebileceğimiz en temiz ve saf alan Mevlana ve Mevleviliktir' dedi.
DÜNYANIN MEVLANA'YA İHTİYACI VAR
'Dünyanın bir çok yerinde Mevlana'yı anlattık ve gördük ki, dünyanın Mevlana'ya ihtiyacı var' diyen Temizel, "Tacikistanda TİKA'nın katkılarıyla Mevlana konulu bir program düzenledik. Düşünün... Türkiye'nin Tacikistan'daki ilk programı Mevlana ile ilgiliydi. Türkiye ile Tacikistan arasındaki kültürel ilişkileri geliştirmek adına ilk adımı da biz atmış olduk. Bu programda Türkiye'nin kültür diplomasisini Mevlana üzerinden yapmanın doğru olduğunu da anladık. Aynı zamanda bu etkinlik gösterdi ki diplomasiyi yürütebileceğimiz en temiz ve saf alan Mevlana ve Mevleviliktir. Dünyanın neresine böyle bir programla giderseniz gidin, hiçbir ülke buna hayır diyemez. Mevlana ile hem kültürel zenginliğimizi gösterecek hem de sadece kültür alanında değil ekonomiden tutun da Mevlana hoşgörüsü sayesinde birçok alanda bütün ülkeler ile ilişkilerimizi geliştirebileceğiz. Ve bu ülkeler görecek ki, Türkiye olarak biz gittiğimiz ülkelere barış ve hoşgörüden başka hiçbir şey götürmüyoruz." ifadesini kullandı.
ÜNİVERSİTELER SORUMLULUK ALMALI
Bu konuda üniversiteler ve ilgili bölümlere önemli görevler düştüğünü anlatan Temizel, "Özellikle Türkiye'ye gelen yabancı öğrenciler de Mevlana alanını seçerlerse mezun olduktan sonra da birer kültür elçisi olarak ülkelerinde Mevlana'yı anlatarak bizim de kültür ve diğer alanlardaki ilişkilerimizi de geliştirmemize faydalı olurlar. Bu konuda Maarif Vakfı'na da büyük görevler düşüyor. Öte yandan Türkiye'nin bütün üniversitelerinde Mevlana ile alakalı araştırma merkezleri açılmalıdır. Zira bu kurumların da olması bizim için de şans olur. Mevlana'yı dünyaya daha rahat anlatırız. Bizim eksiğimizi tamamlamış olurlar." şeklinde konuştu.
MEVLANA'NIN MESAJININ YENİDEN İRDELENMESİ GEREKİYOR
Temizel, Hazreti Pir'in dünya barışı, küresel ahlak, evrensel adalet, çatışmaya karşı uzlaşı, üstünün hukukunun yerine hukukun üstünlüğü alanındaki düşünceleri ve tavsiyelerinin 800 yıldan beri tazeliğini yitirmediğine işaret etti.
Mevlana gibi düşünüp de Mevlana gibi yaşamayanlar Mevlana'yı anlamamışlardır hatırlatması yapan ve kişinin iyi veya kötü ne yaparsa aynı şekilde kendisine geri döneceğini anlatan Temizel, şunları kaydetti: "Kötülük yapan ömrü boyunca kötülükle karşılaşır. İnsan yaşamı boyunca ne ektiyse ahirette onu biçer. Mevlana'nın 800 yıl öncesinden dünyaya bıraktığı mesajını yeniden irdelememiz ve anlamamız gerekiyor. Mevlana'yı anlatmamız değil anlamamız gerekiyor. Önemli olan bu. Yıllardır anlatıyoruz ama anlamaya çalışırsak, Mevlana'nın ilham aldığı kaynakların, Kur'an, hadis ve sünnetlerin emirlerine uymuş oluruz."
M. Ali Elmacı-Memleket