Ahmet Aslan (35), Cihanbeyli'ye bağlı Gölyazı kasabasında çobanlık yaparak hayatını idam ettiriyor. İlkokul 3. sınıftan sonra okula devam etmeyen Aslan’ın diğer çobanlardan farkı kütüphaneden çıkmaması, kitap okumayı çok sevmesi ve bir şiir kitabının olması. Çoban Ahmet’e “Şiire nasıl başladınız” diye sorduğumuzda bizi başından geçen ilginç olayı anlatıyor. 92 yılında askerdeyken şiir yazmaya başladığını anlatan Aslan, “Antalya’da askerlik yaparken arkadaşlarıma, yakınlarıma mektuplar yazıyordum. Çok sık mektup yazmazdım. Yazdığım mektuplarda havadan sudan konuşur, bir şeyler karalardık. Mektuplarımın içeriğinde Komünizm propagandası yapıldığı gerekçesiyle doğuya sürüldüm. Ağrı’da yazdığım mektuplarımı, edebiyatımı beğenen bir bölük komutanı ile karşılaştım. Bana her gün mektup yazmamı önerdi. Edebi dilimi beğendiği için eşime dostuma mektuplar yazmamı tavsiye etti. Böylece komutanım sayesinde edebiyat dünyası ile tanıştım” dedi.
Nâzım Hikmet ve Pablo Neruda hayranı olan Çoban Ahmet, bir gün Cezmi Ersöz'ün kitabını okuyor. Ersöz’ün şiirlerinden çok etkilenen Çoban Ahmet, hemen yayın evini arayıp Ersöz’ün telefon numarasını alarak, her ün yazdığı şiirleri cep telefonunu ile Ersöz’e gönderiyor. Sonunda Ersöz'ün ona destek çıkmasıyla şiirleri kitap haline geldi.
4 çocuk babası olan Aslan, çobanlık yaparken çok fazla boş zamanının olduğunu, bu boşlukta kendini okumaya verdiğini söyledi. Genelde Necip Fazıl, Orhan Veli ve Nazım’ı okuduğunu bildiren Aslan, “Çok kitap okuyorum. Çobanlık yaparken heybenin yarısına yiyecek malzemelerini koyuyorum, diğer yarısını da kitap dolduruyorum. Gittiğim yerlerde heybemdeki kitapları okuyorum, doğada gördüğüm ayrıntıları şiir haline getiriyorum” diye konuşuyor.
Sık sık kütüphaneye gittiğini belirten şair çoban sözlerini şöyle sürdürdü: "Okumamak bir toplumun en büyük ayıbı. Maalesef okuyan bir toplum değiliz. Ben çok şiir okuyorum. Nâzım’dan vazgeçemiyorum, bütün şiirlerini ezbere bilirim. Arif’in dizelerini dilimden düşürmem. Onun dışında Cemal Süreyya, Can Yücel, Sunay Akın’ı çok severim. Yabancılardan da Pablo Neruda’yı okurum. Ne yapıp yapılmalı, çocuklarımızı kitap ile tanıştırmalıyız"
Şiirlerinde genellikle doğandan faydalandığını dile getiren Aslan, davarları güderken sürekli dağlarda olduğunu, bu nedenle şiirlerine konu olan unsurların hayvanlar, çiçekler, börtü böcek olduğunu belirtiyor. "Doğanın içinde aşkta var” diyen Aslan, doğadaki iki sevgiliyi anlattığını, bunların “Yer ve Gök” olduğunu sözlerine ekliyor. Başından geçen bir olayı bizlerle paylaşan Çoban Ahmet, Karafatma şiirini nasıl yazdığını şöyle anlatıyor: Bir gün toprağın üzerinde karafatma gördüm. Sırt üstü devrilmiş. Ona dokundum, bu şiir çıktı. Bir parmakla yaşama yol açtım. İşte Karafatma şiiri,
Sırt üstü devrilmiş bir karafatma
Boşluğa asılıyor
Dört ayak iki anten
Dokunmak ne güzel
Parmak ucuyla yol açmak yaşama
İlk şiirinin Zeki Oğuz’un Çalı dergisinde yayınlandığına değinen Çoban Şair, çok sevindiğini, büyük bir ilham kaynağı olduğunu söyledi. Çoban Ahmet, sözlerini hayatının anlamı olan “Güneş abla” şiirini okuyarak bitirdi.
“Bütün kuşları alkışlamaya gidiyorum” isimli ilk şiir kitabı Aslan’ın ilk göz ağrısı. Mayıs ayının sonunda çıkarmayı planladığı ikinci kitabı ise, “Suyun azize yüzü.” Yeni kitabında ise Aslan, su temasını işleniyor. Hüseyin Öğüt-Memleket