Hey gidi günler hey

O zamanlar macera yaşanacak yerdi Meke Gölü. İçinde en sığ yerinin bile insan...

İsmail DETSELİ

HEY GİDİ GÜNLER HEY

Günlerden 19 Ekim 2007 Cuma idi. Konya KOSKİ Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği “Uluslararası Küresel İklim Değişikliği ve Çevreye Etkileri” adlı sempozyumun birinci gününe işlerim dolayısı ile katılamadığımdan içimde bir üzüntü vardı. Aynı gün Yazı İşleri Müdürümüz Hakkı Biçer Bey beni arayarak, KOSKİ’nin düzenlediği etkinlik için, Meke Krater Gölüne bilim adamlarının gideceğini söyleyip benim de gazetemiz adına gidip gitmeyeceğimi sordu? Severek gidebileceğimi söyledim. Cuma namazından sonra Büyükşehir Belediyesi basın bürosundan arkadaşlarla beraber bir basın ordusu midibüse binip Karapınar’a doğru yola çıktık.

Biraz hızlı gitmişiz galiba ki, yolda trafik ekipleri ‘radara girdiniz’ diyerek ceza kestiler. ‘Neyse buda olacak’ deyip devam ettik yolumuza. Bilim adamlarından yarım saat kadar önce yola çıkmıştık. Bu da bizim işimize geliyordu. Çünkü Meke’yi onlar gelmeden resimleyecektik. Bu iştahla vardık gölün kıyısına. Aman Allah’ım, ne görelim? Sanki gölün bazı yerleri suları çekilmiş adeta bir bataklık halini alıvermiş. Benim bu göl ile ilgili birçok anım var. Bu doğa harikası gölü, defalarca hayranlıkla düşünerek, Allah’a şükrederek seyrettim. Çünkü bu göl ve civarında 25 sene evvelki bir anım var. 25 yıl önce bu gölün batı kısmında tam göle kuş bakışı bakılan yerde bir kum ocağı çalıştırmıştık. Benim çalıştığım müteahhit firma kum ocağı çalıştırıyordu. Ve ben burada şimdi rahmetli olan bekçimiz İbrahim ağabeyle birlikte bir iki ay burada bir kepçe, bir BMC kamyon ve bir de kamptır ile iki ay kaldık.

 

NE ÇOK MACERA YAŞADIK

O zamanlar macera yaşanacak yerdi göl. İçinde en sığ yerinin bile insan boyunu geçen suyu ve içinde cıvıldaşan kuşları flamingoları ile bir harikaydı. Gece aktardığı yakamozların ışıltısı beni adeta büyülerdi. Bir anımı da kısaca belirteyim merhum İbrahim ağa ile bir gün boş vakitte gölün ortasındaki harika dağa çıkmaya karar verdik. Daha doğrusu ben onu zorla ikna ettim bu maceraya. Ve gölün kuzey doğu tarafında içindeki kayalıklardan faydalanıp birbirimize tutunarak güçlükle suyu geçtik ve dağa tırmandık. Dağ dik adamı göğüslüyor çıkışa izin vermiyordu. Çevresini dolanarak tam üç saatte dağın zirvesine çıktık. Yukarıda dağın ortasında oluşmuş olan bir göl daha vardı. Onun da yanlarında biraz gezdikten sonra İbrahim ağabeyimin sitemleri arasında sürünerek inip gelmiştik.

O günleri hatırladıktan sonra bugünkü haline baktım. Günümüzden 5 bin yıl önce oluşmuş olan bu doğal göl dünyanın 7 harikasından biri idi. Burayı gezen çeşitli ülkelerden bilim adamları suyun çekilmiş halini ve gölün içler acısı durumunu görünce çok üzüldüler ben de tabi onlardan fazla üzüldüm. Ve derin bir düşünceye daldım göl kıyısında. Dünya milletleri yeni yeni yapay harikalar meydana getirmeye çalışarak dünya medyasında yer almaya çalışırken bize Allah’ın bir lütfu olan bu doğal harikamız, dünyada isim yapmış Meke krater gölüne sahip çıkamayarak ve dengesini korumayarak ölmesi için kaderine terk edişimizin üzüntüsünü yaşadım. Burada resimleri çektikten sonra bilim adamlarının geldiğini görüp onların yanına gittik. Onlar göle tepeden kuş bakışı bakıyorlar gölün iç haline bizim kadar vakıf olamıyorlardı. Çünkü tam gölün kuzeyinde bir boşluk oluşmuş ki sanırım 20 metreden fazla bir genişlikte su çekilmiş ve içersinde gezmek mümkündü. Ama içindeki kuşlardan kelebeklerden yakamozlardan eser kalmamış.

 

Bize ilk açıklamayı Karapınar TEMA ilçe temsilcisi Musa Ceyhan yaptı. Buranın 1900 yıllarına kadar Meke tuzlası olarak bilindiğini maalesef yörede bulunan göllerden Acı göl, Çıralı göl ve Meyil göllerinin de aynı durumda sularının çekilmekte olduğunu anlattı.Bundan sonra bilim adamlarından bazıları açılamalarda bulundu. Hele bir tanesi öyle bir karamsar tablo çizdi ki… Bilim adamına göre, şeker pancarı ekimi dolayısı ile bu kadar vahşice yeraltı suyu harcar isek Beyşehir gölü de dâhil tüm gölleriniz kuruyacakmış. Oysa geçenlerde kısa şeker fabrikalarının bir toplantısında mühendisler ve jeologlar şeker pancarının ürünler arasında en az su harcayan ürün olduğunu, ayrıca harcadığı suyun bir kısmını da yaprakları vasıtası ile atmosfere geri verdiğini, altını çizerek söylediler. Bu durumda bizler hangi bilimciye inanacağız bilemedik doğrusu.

 

Şimdi son yıllarda suyun çok harcandığı doğru. Çünkü Karapınar’a giderken yol boyunca da bunu gözlemledik. Şimdi güz ayları olmasına rağmen halen ekin ekilen tarlarda 80–100–200 tabancalı yağmurlama sulamalar devam ediyordu. Neden? Çünkü ortalık kurak ve yağmur yağmıyor. Genzin sonunda Karapınar Belediye Başkanı Sayın Mehmet Mugayyitoğlu ve TEMA ilçe temsilcisi Yusuf Ceyhan yüreklerimize su serpen şu açıklamayı yaptı: “Efendiler bu Meke Gölü 1930’lu yıllarda da kuraklıktan dolayı tamamen kurumuş ve sonunda yağmurların normale dönmesi ile yine aynı doluluk oranına ve aynı konumuna gelmiştir. Bu yıllar itibari ile mevsimsel bir döngüdür.”

 

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?