Her fotoğraf bir hikaye

Fotoğrafa bulaşmadığım yıllarda gördüğüm her fotoğrafı okumaya çalışır arkasındaki hikayeyi çözmeye çalışırdım. Çözerdim ama yine de bir eksiklik duygusu kalırdı içimde.

Fotoğrafa bulaşmadığım yıllarda gördüğüm her fotoğrafı okumaya çalışır arkasındaki hikayeyi çözmeye çalışırdım. Çözerdim ama yine de bir eksiklik duygusu kalırdı içimde. Kendim çekmeye başlayınca anladım o duygunun nedenini. Hikayeyi tamamlamak için o anı yaşamak, yani makineyi tutan el benim elim olmalıydı. Duygularımı, sevgimi, yüreğimi de o kareye aktarmalıydım.


Şimdi arşivime bakıyorum da binlerce hikaye birikmiş. Sergilerle, saydam gösterileriyle sizlerle paylaşmaya çalışıyorum o hikayeleri. Bir gösterimde bir izleyici sormuştu “Niye hep kır insanları, neden hep yoksulluk fotoğrafları?” diye. Aslında sorunun hedefi ben değil başkaları olmalıydı. “Ne yapayım, seviyorum onları. Dertlerini, sevinçlerini benimle paylaşıyorlar, ben de onların gören gözü, işiten kulağı, konuşan dili olmaya çalışıyorum” demiştim ama söylemek istediğimi anladığını hiç sanmıyorum.


 


1


Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi “Yazacak çok şeyimiz var” deyip düşüyorlar yollara. Başta Şube Başkanı Ahmet Köseoğlu, bir çok güzel insan Karaman Belediyesi’nin önünde. Karede ben de olduğuma göre başka bir arkadaş çekip armağan etmiş.


Bu yıl da “Gidiyoruz” Seydişehir’e, Bolvadin’e, Beypazarı’na. Siz de “Gidiyoruz” deyin ve katılın aramıza.


 


2


Biraz yorgunluk, çokça hüzün. Bir akşamüzeri Zazadınhanı’nın önündeki çıngıraklı kuyunun yalağının üzerine ilişivermişim. Bozdağ’daki yaban koyunlarını çekmiş, yoldan beş km. kadar içeride olan Zazadınhan’a uğramıştık. Hüznün nedeni, Selçuklu tarihinin bu güzel anıt eserinin perişanlığı, viraneliğiydi.


O geziden iki gün sonra, o dönem yazdığım gazetede bu perişanlığı yazmış, bu yazıyı da “Tarihimiz yok oluyor” diye manşet yapmıştı arkadaşlar. Bu haberden sonra dönemin valisi Ziyaeddin Akbulut, restore kararı aldırmış, Zazadınhanı ve Obruk Hanı’nda kısmi restoreler yapılmıştı. Ertesi yıl, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın Kültür Bakanı restore için bekçi parası bile olmayacak 50 milyon gibi komik bir ödenek ayırınca, restore işi de suya düşmüştü.


O ata yadigarları, mezar hırsızlarının insafına terk edilmiş durumda.


 


3


Bir tarihte Bozkır tarafına gidiyoruz. İlerde çift süren birileri var. yaklaşınca otobüsü durdurduk. Yaşlı buiur adam sabanla çift sürüyor. Boyunduruğun bir ucunda bir eşek, diğerinde bir kadın var. bizi görünce sırtlarını dönüp oturuverdiler cızıya. Utançla doldu yüreğimiz. Tek kare çekmeden kaçtık oradan.


Bu amcanın hiç değilse iki eşeği var. devlet yıllardır destek veriyor çiftçiye. Ev içi kadar yere sahip  bu amca da destek alıyor, ovada binlerce dönüm arazisi olanlar da.


Şehirde oturup çiftçilikle hiçbir ilgisi kalmamış insanlarımız da haram helal demeden ceplerine indiriyorlar bu destek paralarını.


 


4


Kilistra’da bir düğün. Köyün en güzel atı bulunup bir güzel süslenmiş. Al duvağa bürünen gelin, koca evine gidiyor. Ne güzel geleneklerimiz vardı.


 


5


Kilistra’da daracık sokaklarda dolaşırken görmüştüm, küçük cadım Fatoş’u. Sarışın dünyalar güzeli bir afacandı. Sokulgandı, gülüşü hiç eksilmiyordu yüzünden. Yaşadığı ortamı ailesinin durumunu görünce içim cız etti. Yoksulluk dizboyuydu. İkinci gidişimde küçük cadımı sordum amcasına  “Fatoş sekaret” dedi adam. O gün tek kare fotoğraf çekmeden döndüm. Fatoş’u o haliyle görmeye de dayanamazdım. Bir ay sonra yeniden yolum düştü köye. Muhtara son bir ay içinde köyde cenaze olup olmadığını sordum, olmamış. İçim rahatlamıştı. Demek ki kefeni yırtmıştı cadım.


Onca yoksulluğa rağmen yaşamak güzeldi.


 


6


Karaman Taşkale sık gittiğim yerlerden biri. Biraz arayı uzatsam telefonlar gelmeye başlar ordaki cadılarımdan. Bir kere orada çektiğim diaları götürdüm Taşkaleye, belde halkı beyaz perdede kendini izlesin diye. Belediye Başkanı ile sözleştik belli bir saatte buluşup gösteri yapmak için. O saatte ara ki adamı bulasın. Sonra öğrendim ki papazın bağına rakı içmeye gitmiş. Halıcı kızlar hemen çareyi buldular. Halı atölyesinin pencerelerini gazete kağıtlarıyla kapattılar. Harika bir gösteri oldu. Ardından çaylar konuldu, sıcacık bazlamalar ortaya çıktı. Ceviz, sadeyağı, tuluk peyniri…


 

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?