Harabat

Adem Alemdar

Harabat ehlini hor görmeyelim, defineye malik ne viraneler var


 Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Şakir ve Zakir adında iki oğlu vardır. Zakir adı gibi sürekli hakkı zikirle meşgul salih bir evlattır. Şakir ise meyhaneden çıkmayan, ayık dolaşmayan biridir. Bir gün İbrahim Hakkı Hazretleri Zakir'i alır yanına birlikte bir yere gideceklerini söyler. Giderlerken bir meyhanenin önünde Zakir'e beklemesini söyler, içeri girer. Oğlu Şakir masa başında sızmıştır. Meyhaneciye, oğlunun ne kadar borcu olduğu sorar ve tüm borcu kapatır, dışarı çıkar ve Zakir'le beraber yola devam ederler. Babasının meyhaneden çıkmasının ardından Şakir uyanır, içtiklerinin borcunu ödeyip kalkacaktır. Meyhaneci, "borcun yok, baban ödedi" dediğinde, müthiş biri haya duygusu kaplar benliğini ve peşlerine düşer. İbrahim Hakkı Hazretleri ve Zakir bir uçurumun kenarındadır ve babası oğluna:

-Kırklar'dan biri vefat etti, atla, kırklara karışasın, der.

Zakir, onca ilme ve babasına duyduğu saygıya rağmen bir an tereddüt eder ve atlayamaz.

Tam o anda Şakir uçurumun kenarına gelir,

-Hakkını helal et baba, bismillah, der ve atlar.

Zakir'in şaşkınlığı arasında, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri o meşhur sözünü söyler:

Harabat ehlini hor görme zakir

Defineye malik viraneler var...

Seçim günü hızla yaklaşırken…

Aday adayları kaderlerinin nasıl tecelli edeceğini merakla beklerken…

Şehrin caddelerinde, sokaklarında, bahçelerinde…

Evlerde, işyerlerinde muhabbetlerin konusu…

Kimlerin vekil olacağı, kimlerin tekrar olamayacağı…

Kim olursa olsun, sana ne be kardeşim, diyorum, ama…

Dün ziyaretime gelen bir ahbabım, ben namaz için kalktığımda eline almış kalemi kâğıdı ve sıralamış kafasındaki Konya milletvekilleri listesini…

Yazdığı kâğıda bir göz gezdirdim, ortalama herkesin çalakalem yazacağı isimler…

Sordum, ‘Ahmet onluca sana bir faydası var mı? Mehmet olunca sana bir zararı var mı?’

Yok, dedikten sonra, elimiz boş ne yapalım şeklinde mazeret bildirdi.

Ona da dedim:

Hay kardeşim, saatlerce bu mevzuyu konuşsak seninle, neticeye bir tesirimiz olur mu? Yahut biz ısrarla şu adam olmasın dediğimizde bizi duyan var mı? Ne diye kendimizi yoralım, Ankara kimi münasip görürse onu yazsın. Kimin nasibinde milletvekili olmak varsa o olacak. Bizi ilgilendiren bir husus yok, istersen başka konularda konuşalım deyince, çok oturmadı, kalktı gitti…

11 Nisan’a kadar bu listeler yazılıp çizilecek anlaşılan.

En alakasız yerlerde, en olmadık adamlar, tanımadıkları aday adayları hakkında atıp tutacaklar…

Keşke bu işler bu kadar uzamasa, millet bu kadar çok günaha girmese…

Hülasa, bizim iyi bildiklerimiz, bizim kötü bildiklerimiz, bizim olur veya olmaz dediklerimiz, hepsi boş. Defineye malik nice viraneler var…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.