Hanya Mevlevihanesinin hikâyesi

Hanya, Girit’te bir yerleşim merkezi. Osmanlı zamanında burada 24 cami, 6 mescit, 14 tekke, 1 medrese bulunmaktaymış. Hanya’daki tekkelerden Mevlevihâne’nin hikâyesi ise hayli hüzünlü.

Hanya, Girit’te bir yerleşim merkezi. Osmanlı zamanında burada 24 cami, 6 mescit, 14 tekke, 1 medrese bulunmaktaymış. Hanya’daki tekkelerden Mevlevihâne’nin hikâyesi ise hayli hüzünlü. Aydın Mevlevihânesi Şeyhi Şemsi Dede tarafından 1880’de uyandırılan bu Mevlânâ ocağı, bir müddet sonra zamanenin tasavvufa meyletmemesinden dolayı ihvandan hâlî kalır. Bir ara semâhânesini yatakhaneye çevirip Yunan askerlerinin getirdiği Türk esirleri koruma altına alır. Ancak Hanya artık bir Osmanlı yurdu değildir. Sonunda Şeyh Mehmet Şemseddin Dede hicret kararı alır. Kurucu şeyhin kemikleri türbeden alınıp bir tabuta yerleştirilir. Tekkenin levhaları, sakal-ı şerif mahfazası, taşınabilecek eşyalar, kitapların en kıymetlileri sandıklara konulur. Geri kalan kitaplar ‘gavur eline geçmesin’ diye ateşe verilir. Alevler üç gün dinmez. Bu sırada şeyh efendi vefat eder. Onun tabutu da nakledilecek eşyaların yanında yerini alır. İzmir’e göçtükten sonra Mevlevihâne’yi yeniden açmak için uygun mekân aranır. Fakat o sırada tekkelerin kapatılma kararı alınmıştır. Eldeki hatıralar camilere ve müzelere dağıtılır; bir hikâyeye son nokta da böylece konulmuş olur. Hanya Mevlevihânesi’nin bu hüzünlü hikâyesini, pek çok değerli araştırmasıyla tanıdığımız yazar İsmail Kara, son şeyhin ailesinden dinledikleri ile belgeler ve fotoğraflar eşliğinde ayrıntılı olarak kaleme almış. Kara’nın kitabını okurken hem Mevlevihânelerin o huzur dolu ikliminde geziniyor, hem de bir devrin hazin ‘son’una tanık olmanın burukluğunu yaşıyorsunuz. Kim bilir böyle kaç hüzünlü hikâye var araştırılıp yazılması gereken...


HANYA'DA GEÇEN KIRK DÖRT YIL


Girit adasının Hanya sancağında 44 yıl (1880-1904) faaliyet gösteren Hanya Mevlevihanesi döneminin en önemli dini-kültürel yapılarından biridir. Hanya'dan Konya'ya Çelebilik makamına yazılan mektuplarla Hanya'da bir mevlevihane uyandırma isteği sonuçsuz kalmamış, Mevlevihane kurulmuş. Zamanla bünyesinde önemli hizmetlerin verildiği bir yer haline gelmiş. Öyle ki çevre Mevlevihaneler -ki bunlar Kıbrıs, Midilli, Sakız ve Rodos adaları ile İskenderiye, Serez, Selanik, Atina, Gelibolu, İstanbul, Kahire ve Mora'dadır- ve bu bölgelerdeki Müslümanlar arasında bir haberleşme merkezi olarak hizmet vermiş. O tarihlerde yaşanan savaşlarda ve Lozan'a gelindikte yaşanan mübadele'ye kadar zulme uğrayan Müslümanlar için çok önemli faydalar sağlamış. Yine kitapta aktarılan bir hususla Mevlevihane'nin önemine dikkat çekiliyor: 1923 yılında Edirne'de Rumların esir olarak Girit'e götürdüğü Türklerin, Mevlevihane'den Şeyh'in ricası ile daha önceden babasının tekke ile olan münasebetleri ve kendisinin de tekkede okutulması münasebetiyle bir vefa borcunu yerine getiren Yunan Başbakan Venizelos tarafından esirlerin iadesi sağlanmıştır. Kayıtlara ilk kez giren bu bilgi yani Tekke-Venizelos yakılığı Şeyh ailesi tarafından nakledilmiştir. Memleket


 

Kültür Sanat Haberleri

Hierapolis’te Yeni Dönem: Antik Kentin Ruhuna Dokunan Modern Dokunuş
Atıklardan yaptıkları müzik aletleri ile konser verdiler
Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen