28 eylül tarihli yerel gazetelerimizde bir haber vardı Taşkent Hanboynu mevkiinde yapılan bir şenlikle ilgili. Gazetemiz Memleket’te de “ Torosların Zirvesinde Senfoni “ başlığıyla yayınlandı haber. Haber görünüşte doğruydu ama içerik olarak tümüyle yanlıştı. Elbette bu yanlışlık haberi veren gazetelerimizden kaynaklanmıyordu. Haberi veren kaynak yanıltmıştı onları.
Olay şu: Sarıkeçililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği aylar öncesinden bir duyuru yapmaya başlamıştı. Sarıkeçililere destek amacıyla Taşkent’in Hanboynu mevkiinde bir şenlik düzenleyeceklerdi. Sarıkeçililer burada toplanacak, göç yürüyüşü temsili olarak gösterilecek, Yörük kültürü anlatılacak, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası da bir konser verecekti. Bununla ilgili yayınlarda Atlas dergisinin ve Doğa Derneğinin de adı geçtiği için Alanya’dan gelen arkadaşım Durmuş Savaş ile Hadim’de buluşup şenlik yerine gittik.
Güçlü bir organize yapılır, bütün obaları şenlik yerinde bulurum umuduyla yola düşmüştük. Aslında daha önceki tecrübelerime dayanarak bazı kaygılarımı Durmuş’a iletmiş, umarım yanılırm, demiştim. Şenlik yerine varınca kaygılarımda yanılmadığımı gördüm. Gazetelerde orkestra müdür yardımcısı Yusuf Yalçın’ın ağzından bir beyan var. “Toroslarda dağların ortasında bir Yörük çadırında, ışıksız doğal bir ortamda konserimizi verdik. Sarıkeçililerde ilk defa dinledikleri bu müziği beğendiler. Ekibimize teşekkür eden Sarıkeçililer önümüzdeki yıl da gelmemizi istediler.”Diyor Yusuf Yalçın. Beyanın ilk bölümü doğru. Sağolsunlar gelip dağ başında çaldılar,konser verdiler. Beyanın ikinci bölümü ise yanlış çünkü orda sarıkeçililerden hiç kimse yoktu.
Sarıkeçililer gündüz de yoktular. Onlar zaten çoktan dönüş yolunu tutmuşlar Ermenek civarına varmışlardı. O civarda sadece Kuş Ali’nin obası vardı. Kuş Ali’nin oğlu Bayram’ı arayarak obanın yerini öğrendim. Durmuş ile obaya gittik. Fotoğraf sanatçısı arkadaşım Memduh Ekici ve arkadaşları da oraya gelmişler fotoğraf çekiyorlardı. Şenlik yerine çok yakın olmasına rağmen Kuş Ali’de katılma ihtiyacı duymamıştı. Burada bana ters gelen bir başka şey var. Her müziğin kendine has bir dinleyici kitlesi var. Senfoni ise daha üst düzey bir kültüre hitap eden bir tarz. Boğaz havalarına, bozlaklara alışmış bir yörüğe ne kadar hitap edecekti orkestranın çaldığı müzik. Şenliği duyup merak ederek gelenlerin de beklentisi farklıydı zaten. Kimisi Musa Eroğlu gelecekmiş, diyordu kimisi Mersinli İsmail.
Ülkemizin birçok yerinde sarıkeçililerle ilgili dernekler var. Pervin Çoban halen başkanı olduğu Sarıkeçililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ni 2004 yılında kurmuştu. Bu dernek halen konar-göçer olan Yörüklerle ilgili tek dernek bildiğim kadarıyla. Kurulduğu yıl Mersin Aydıncık’ta bir şenlik yapılmış, çevredeki obaların hayli ilgisini çekmişti şenlik. Sanırım dernekte bir umut ışığı görmüşlerdi göçerler. Derneğin sorunlarına çare bulacağını, göçerleri çevresinde toparlayacağını sanmışlardı. Olmadı. Dernek başkanı Pervin Çoban’ın bunu düşünmesi gerekiyor. Yanan küçücük umut ışığının neden söndüğüne bir yanıt bulması gerekiyor.
Dernek geçtiğimiz yıl ağustos ayında Seydişehir Bostandere’de Ufacık yaylasında bir şenlik düzenlemişti. Tabii bu şenlikle ilgili haberlerin kaynağıda aynı olduğu için haberler abartılı olarak verilmişti. Oysa şenlikle ilgili yapılan duyuru ve etkinliklerin pek azı yapılmıştı. En önemlisi de yine sarıkeçililerin yokluğuydu. Bu şenliğe sanırım İl Kültür Müdürlüğü de destek vermişti, şenlik yerinde olan İl Kültür Müdürü göçerlerin yokluğunu farkettimi bilmiyorum. Akşama doğru şenlik yerinden indiğimizde bir kahvehanenin önünde oturan Bostandere’liler dalga geçiyorlardı, Bostandere’nin ne ilgisi var Yörüklerle, diye.
Bostandere’de değil Ahırlı civarında vardı obalar. Şenliğe bu obalardan sadece birkaç kişi katılmıştı. Ertesi hafta Ahırlı tarafına gittiğimde şenliğe neden katılmadıklarını sordum, şenliğin kendileri için düzenlendiğini söyledim, göçer bir kadının ifadesi aynen şuydu. “Hayatında sırtında çocuk gezdirmemiş, sırtına yapma bebek alıp gezinen birinin ardına mı düşecem.”
Diyeceğim o ki dernek başkanı Pervin Çoban şöyle geriye doğru bakıp bütün yapıp ettiklerini değerlendirerek nerde yanlış yaptığını düşünmeli.