Zeki Oğuz
Köylerde kitap satışı yapan eski çerçilerin en çok sattıkları kitaplardan biri de Kerem ile Aslı kitaplarıydı.Özellikle gençler tercih ederlerdi böyle kitapları.
Sonu hüsranla biten bir aşk hikayesidir Kerem ile Aslı. Kerem Isfahan padişahının oğludur, Asla ise padişahın vezirinin kızıdır. Kerem Aslı’ya aşık olur ama Aslı’nın babası Kerem’e kızını vermek istemez. Bir gün göçünü göçmenini toparlayıp yurdunu terk eder.Padişahın zor kullanıp kızını almasından korkmaktadır.
Onlar kaçar Kerem kovalar, bir gün kavuşurlar ama hiçte mutlu bitmez bu aşkın sonu.Bu kaçıp kovalamaca arasında yanış aşk şiirleri söyler Kerem.
İşte onlardan biri:
“Keşiş bahçesinde bir güzel gördüm,
Aklımı başımdan aldı ne çare ?
Taramış zülfünü,dökmüş yüzüne,
Serimi sevdaya saldı ne çare ?
Ben de bildim bu kız keşiş kızıdır
Seherde göğe çıkmış tan yıldızıdır.
Darılmış o güzel,bana küsmüştür,
Halimden bilmezsin ama ne çare ?
Dertli Kerem eder firkatim kati,
Keskindir kılıcı,yürüktür atı.
Ol İsevi ben Muhammed ümmeti,
Hak dinine dönmez ise ne çare?”
Şiirden de anlaşılacağı gibi keşişin kızı Aslı’yı Kerem’e vermemesinin nedeni din ayrılığıdır ve keşiş bu konuda çok katıdır.Kızının Kerem’e sevgisi ve düşkünlüğü onun hiç umurunda değildir.
Başka bir şiirinde şöyle yakınır dertli Kerem:
“Hey ağalar nice olur
Hali yardan ayrılanın
Varır bir engine düşer
Yolu yardan ayrılanın
Dertli Kerem gelir derler
Gelir burada kalır derler
Söylemeden ölür derler
Dili yardan ayrılanın.
Bir başka yakınması şöyle biter aşık Kerem’in .
“Yoluna koymuşum canı
Didemden akıttım kanı
Kerem sevdi Aslı Han’ı
Ben dönerim gönül dönmez.”
Ahmet Şükrü Esen ünlü folklör derlemecilerimizden biridir.Bu derlemelerinin bir bölümü 1986 yılında “Anadolu Türküleri” adıyla İş Bankası tarafından yayınlandı.Esen bu derlemesinde bazı Konya türkülerine de yer verir.İşte onlardan biri.
“Ayağına giyer Konya mesini
Benden esirgiyor gül memesini
Bana nisbet eğdiriyor fesini
Ak göbek üstünde gül ile nergis
Sabahlar olmuyor sevdiğim sensiz
Türküde de görüleceği gibi bu türküleri yakan insanlarımızın kendilerine büyük bir özgüvenleri vardır ve sansürcü bir kafayla bakmazlar olaya.Doğal bir şekilde ortaya koyarlar cinselliğin de aşkın bir parçası olduğunu.
Yunus Emre ilahi bir aşkın vurgunudur ve cümle şiirlerinde bunu duyurur.
Değerli yazar, araştırmacı Öner Yağcı şöyle der: Yunus Emre’nin şiirleri için: “Şiirlerinde de göreceğimiz gibi aşk,sevgi,özveri,dostluk,doğruluk,kardeşlik gibi duyguları şiirleştiren Yunus Emre’nin dünyasında, insanlığın gözünü bürüyen tutkular, öfkeler, savaşlar, ikiyüzlülük, vefasızlık kesinlikle yeralmaz.”
Görelim Yunus dede içindeki ilahi aşkı nasıl paylaşmış bizimle.
“Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni
Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni
…..
Yunus’durur benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni.”
İlahi aşk içinde yanan koca Yunus bir başka şiirinde şöyle yakarır.
“Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi.
……
Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinden avareyim
Gel gör beni aşk neyledi.”
Haftaya halk şiirinin üç devi ile birlikte olacağız.