1993 yılında Kahramanmaraş Andırın ilçe Jandarma Komutanlığı'nda görev yapan ve bu süre zarfında PKK'ya yönelik operasyonlarda yer alan Kütahyalı Er Orhan Altında, aynı yılın Temmuz ayında düşürüldükleri pusudan ağır yaralı olarak kurtuldu. O pusuda üç arkadaşının parçalanarak öldüğünü gören Altında, bugün geriye baktığında "Biz o dağlarda niye öldük? Neden hayatlarımız paramparça oldu? Neden yıllardır birbirimizi öldürüyoruz? On binlerce insan öldü. Artık yetmedi mi?" diye soruyor.
93 TEMMUZ'UNDA DEĞİŞEN BİR HAYAT
Aslında Kütahyalı Orhan Altında için askerlik macerası Türkiye'nin herhangi bir yerindeki bir gencinki gibi başlamış. "Ben de her Türk yurttaşı gibi bir an önce vatani görevimi yapmak için büyük bir coşkuyla askere gittim" diyor Altında.
"ARKADAŞLARIM ÖLÜ GELMEYE BAŞLADIKTAN SONRA.."
Her şey acemi birlikten sonra gönderildiği Kahramanmaraş Andırın İlçe Jandarma Komutanlığı'nda operasyonlara ve çatışmalara katılmasıyla değişmeye başlamış: "Burada hayatın bambaşka bir yüzüyle karşı karşıya geldiğimi o zaman anladım. Operasyonlara giden arkadaşlarımızın, bazılarının ölü veya paralı olarak gelmeye başladıktan sonra, yarın benim de sonum bu mu olacak diye kendime sormaya başladım" diye anlatıyor o günkü ruh halini.
PUSUDAN AĞIR YARALARLA KURTULMUŞ
1993'ün temmuz ayında korktuğu başına gelmiş Altında'nın. Birliği PKK'lılar tarafından pusuya düşürülmüş. Üç arkadaşının parçalanarak öldüğünü görmüş. Kendisi ve diğer arkadaştan da ağır yaralarla kurtulmuşlar pusudan. Kalçasının yarısını kaybetmiş, parmakları işlevsiz hale gelmiş.
"İYİLEŞTİ, GÖRE YERİNE GİDEBİLİR" RAPORU
Ağır yaralı olarak gönderildiği Ankara GATA Hastanesi'nde bir dizi ameliyat geçirmiş. Üç ay tedavi görmüş. Üç ayın onunda ise bir yarbayın verdiği "İyileşti. Görev yerine gidebilir" raporuyla sakat haliyle yeniden Kahramanmaraş'a birliğine gönderilmiş.
"KEŞKE ÖLSEYDİM.."
"Hastanede kaldığım o üç ay içinde kâbus dolu geceler yaşadım" diye anlatıyor Altında: "Çoğu geceler, 'Keşke o pusuda ben de ölseydim' deyip durdum. Çünkü kafamda yüzlerce cevapsız soru, beynimi kemiriyordu. Bu savaş neden başladı? Neden bitmiyor? On binlerce genç neden öldü?"
"NİYE BİRBİRİMİZİ ÖLDÜRÜYORUZ"
Askere gitmeden önce, hayalini kurduğu birçok değerin yüreğinde ve aklında yıkılmaya başladığını söyleyen Altında sözlerini şöyle sürdürüyor:
"Yeri geldiğinde insan vatanı için ölmesini bilmeli. Bu konuda hiçbir kuşkum yok. Ama böylesi bir ölüm olmamalı. O dağlarda yıllardır on binlerce gencecik insan yaşamını yitirdi. Bir o kadar da ölümle yaşam arasında gidip geliyor. Neden? Bu soruyu kendime, o kan ve ateş kokan cephenin içinde, ağır yaralı olarak kurtulduktan sonra sormaya başladım. Şimdi geceleri uyuyamıyorum. Gözlerimi kapattığım anda yanı başımda sarılarak ölen ve parçalanan arkadaşlarımın ceset parçalarıyla feryat figan ederek uyanıyorum. Paşalar beyler, sahi biz o dağlarda niye öldük? Niye parçalandık? Neden yıllardır birbirimizi öldürüyoruz? On binlerce insan öldü artık yetmez mi?"
"Düne kadar ben de o insanları birer cani olarak görüyordum" dediği PKK'lılar ile ilgili fikirleri de değişmiş Altında'nın: "Çünkü bize öyle anlatıldı. Ama şimdi artık öyle düşünmüyorum. Biz Türkler ne kadar bu ülkenin sahipleriysek onlar da bu bizim kadar bu ülkenin sahipleridir. Onlar da bu ülkenin vatandaşı ve ölmeyi hak etmiyorlar. Toprak bütünlüğü içinde bu insanlara özgürlükleri mutlaka verilmeli."
"KÜRT AÇILIMINI DESTEKLİYORUM"
Altında ya AKP'nin Kürt açılımı'nı da soruyoruz. "AKP'yi bu konuda, yani Kürt açılımı" konusunda, bedenin yarısını ve ruh sağlığını dağlarda yitiren biri olarak sonuna kadar destekliyorum. Artık bu çatışmalar son bulmalı. Demokrasi ve hukuk herkes için olmalı. Yıllardır akan bu kan ve gözyaşı artık son bulmalı" diye cevap veriyor.
GAZİLİK ÜNVANI VERİLMEMİŞ
Altında, kendisini sakat olarak tekrar cepheye gönderen ve daha sonra da gazilik unvanı vermeyen devlete kırgın: "İzmir'e döndükten sonra ben bundan sonra nasıl yaşayacağım? Nasıl bir hayat beni bekliyor? sorularını sormaya başladım. Çünkü vücudumun birçok yerinde kalıcı yaralar taşıyorum. Kalçamın yarısı yok. Parmaklarım işlevini görmüyor. Psikolojik olarak ağır bir depresyon içindeyim. Bir yerde çalışamıyorum. Hayatım ailem tarafından idame ediliyor. Artık düşünüp, üretip, yaratamıyorum. Boş bir çuval gibiyim" diye anlatıyor durumunu.
"KENDİMİ HARCANMIŞ GİBİ HİSSEDİYORUM"
Sakat halde kendisini birliğine geri gönderen GATA'nın raporunun aksine, terhis olduktan sonra, 'sağlıklı bir bedene ve ruha' sahip olmadığına dair birçok yerden rapor almış Altında. Devletin kendisine gazilik maaşı bağlaması için onlarca kez Milli Savunma Bakanlığı'na dilekçe ile başvurmuş. Ama hiçbir sonuç alamamış. "Ama yine de bana asıl dokunan, devletin bizi adam yerine koymaması" diyor Er Altında ve soruyor: "Harcanmış ve sonra da bir kenara atmış duygusu ile yaşamak çok ağırıma gidiyor. Şimdi soruyorum, beni bu hale kim getirdi? Neden beni ortada bıraktınız? Neden? Neden?" (Taraf)