Güneşin Küstüğü Ülke:ALMANYA

Dünyada yaşanacak şehirler sıralamasında dördüncü sırayı alan Duesseldorf bu seçilmişliği fazlasıyla hak ediyor. Toprağı toprak, yeşili yeşil gibi olan bu şehirde nehrin kıyısında koyunlar ve insanlar aynı anda yer alıyor.

Keziban BAYIK

Güneşin  küstüğü ülke demişlerdi adına. Ard arda yağan yağmurlar varmış hiç kesilmeden. Günlerce ağlarmış gök. Güneşin gülümsemesi yok olduğundan adım başı solaryum salonları güneşi taklit eder olmuş. Adım attığınız her yer öylesine temiz, öylesine güzel ve huzur dolu bir yer. Saygının, seviyeli ilişkilerin en güzel örneğini yaşayan bir şehirdeydim. İnsanlar nasılda sebepsiz gülümsüyor birbirlerine. Gülümsemeyi sadaka kabul eden kültürümüzde, bizimkilerin yapamadığını yapıyor adeta.


Dünyada yaşanacak şehirler sıralamasında dördüncü sırayı alan Duesseldorf bu seçilmişliği fazlasıyla hak ediyor. Toprağı toprak, yeşili yeşil gibi olan bu şehirde nehrin kıyısında koyunlar ve insanlar aynı anda yer alıyor. Bu manzarada kir, is yok. Günlerce kirlenmeyen arabalara ve ayakkabılarımıza hayret ettiğimizi belirtmeden edemeyeceğim. Dedim ya, bizim kültürümüzde, sistematiğimizde olan ancak hayata geçiremediğimiz düsturları orada görmek etkilerken, bir yandan içimizi burkuyor. Yerli yabancı herkese gösterilen saygı, adalet bu olsa gerek diye düşündürüyor.


Gelelim orada demir atmış gurbet yolcularına ve ülkemizden hasretle, sevgiyle gönderilen selamları ilettiklerimize. Bize rehberlik eden, oradaki hayat mücadelelerini yansıtan Mehmet KAĞIR ailesine teşekkür borçluyuz.


Misyoner faaliyetleri deyince biz burada Hıristiyan kültürünün propagandasını anlarız çoğunlukla. Orada en sosyal özgürlük alanı camilerde, cemaat anlayışını zengin bir algılayış şekli ile yaşayan vatandaşlarımız oldukça etkili faaliyetler gerçekleştiriyor. Burada el uzatımı mesafesinde olup ta, yetişemediğimiz, her vakitte duyduğumuz için hasretini çekmeyi bırakın, güzelliğini hissetmediğimiz ezanlar, orada nasıl özlenir bilir misiniz? Onların yaşam şekli, katlanıyorlar demesi kolay. Oysa yoksunluk bizim içini boşalttığımız kavramların doldurulmasını sağlamış. Evleri camiye dönüştüren gurbetteki yurttaşlarımız, tam olarak İslam anlayışındaki cami anlayışına sahipler. Alelacele kılınan namazların, bankaya gider gibi gitmelerin değil; sevgiliye gider gibi, koşarak, mutlu ve mutmain gidişlerin mekanı camiiler. Örneğin Duisburg’taki Mevlana Kültür Vakfı’nın dar bir alana sığdırdıklarını, kütüphanesi, mutfağı, gasilhanesi ile farklı bir iklim oluşturmalarını görmenizi isterim. Yılbaşı topları atılır, yortular kutlanırken, bu mekana sığınıyorlar. Kan bağının değil, İslam’ın birleştirdikleri, kardeşliği en derin boyutuyla yaşıyor. Dinlerken ağlamamak, kendi halimize hayıflanmamak mümkün değil. Neden diyorum, neden mutsuzuz ve kendi evlerimizde bile yokuz. Sanki inadına mutluluğu tepmek için çabamız, neredeyse şükürlerimiz bile sahte. Gülümsemek değil, adına ciddiyet dediğimiz asık suratlılık bizim alışkanlığımız. Selam vermek için birbirini tanımak gerekmiyor, Almanya, Hollanda ve diğer Avrupa ülkelerinde. Almanya da zor süreçlerden geçen ve halen de geçmekte olan bir ülke. Ancak Alman halkı pozitif düşüncenin idrakinde, tebessümün değerini biliyor.


Konuğu olduğumuz, bizi sofralarına içtenlikle buyur eden dostlarımız oldukça bilinçli ve gayretli. Sayın Erbakan’ın yetiştirdiği bu nesli bir kez daha tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Yaşadıkları mekanları, yaşayabilecekleri, özlemini çektikleri hala dönüştürmek için hepsi üzerine düşeni yapıyor. ,


Beni çok etkileyen bir diğer kültür merkezi Fatih adında. Onların da Aktif ve sosyal yaşamlarına, neredeyse beş yıldızlı bir otel mahiyetindeki camilerine tanık oldum. Yemekhanesinden, internet salonlarına, misafir odalarından etüt salonlarına kadar baştan sona etkileyici, pırıl pırıl mekanlarını görünce şükrediyor insan. Hiç bilmediğiniz, tanımaya çalıştığınız bir ülkede, yurdunuzdan, inancınızdan olan insanların başarısı ve kabul görmesi nasıl bir sevinç yaşatıyor, tarifi güç, anlatılamaz bir güzellik. Öyle işlevsel düşünülen yapılar ki, sadece din eğitimi değil, buz dansından, bisiklet kullanmaya, yüzmeye dek pek çok aktivite var içinde.


Bayrağı yeni nesle devreden gurbetçi işçilerin aksine, bugünküler eğitimli, işveren. Birilerinin işine gelir mi gelmez mi bilmem ama kıvanç verici gelişmeyi görmek beni ziyadesi ile memnun etti.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?