Oysa şimdi de diyor ki 'Her 100 aileden sadece 33'ü deodorant kullanıyor. Türkiye dünyanın çok gerisinde. Daha fazla deodorant kullanın...'
Yani şu mesajı veriyor kadınlara; vücudunuzdaki istenmeyen kokuları gidermek için hani ozon tabakasını delen, çevre kirliği ve ısınmasının bir numaralı etkeni olan deodorantlardan daha çok satın alın. Ben de daha sonraki reklamlarda daha çok para isteyeyim.
Peki bu mu çevreci duyarlılığı? Çocuğunun geleceğini düşünmek ve mis gibi kokan bir ülkeyi çocuklarımıza bırakmak? Bugün bir çevre dostu için deodorant kullanmak ile hayvan öldürmek eş anlamlıdır. 'Zeytinyağ sabunları ile temizlenin' diyeceğine... Reklamda aklı sıra kendini oynamış. Biraz Bülent Ersoy, biraz Ajda Pekkan... Kendine aşık olmanın son boyutu... Bir tür hastalık yani... Otomobilden inişi, halkın içindeki yürüyüşü, mütevazı gibi görünme şovları, spor yapışı, gülüşü, konuşması kısaca her saniye ayrı bir yapaylık... Reklam filmi Avrupa'dan esinleme ama oralarda oynayanlar geçek sanatçılar. Yani halkın sevdiği saydığı kişiler... Reklamda gördüğünüz sanatçı tiplemesi Amerika Birleşik Devletleri'nde bir zamanlar vardı. Şimdi orada bile son derece doğal davranan halka yakın 'star' imajı yaygın. Kimse kimseye hava atmıyor, akıl vermiyor. Böyle davrananlar da hiç sevilmiyor.
Peki oyuncu seçimini yapanlar, karar verenler Türk halkını hiç mi tanımaz?.. Gülben Ergen söyledi diye deodorant kullanmaya karar veren kız var mı? Onun gibi olmak isteyen kızlar varoşlarda oturuyor. Deodoranta para veremez. Paralı ve kültürlü bayanlar da Gülben Ergen'e tahammül edemiyor. Hele hele önerdiği markayı özellikle satın almaz... Bayanlar bu arada şunu da unutmayın, deodorant sadece çevreye zarar vermez. İnsan cildine de zararlıdır. Kanser tehlikesi vardır.