Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu kapsayan yurtiçi gezisi tüm Türkiye’de beğeni topluyor. Bunun sebebi Gül’ün ayağının tozuyla Türkiye’nin kronik bir sorununa eğilmesi…
Toplumun “Türkiye’nin Cumhurbaşkanına”, yani Cumhurbaşkanlarına, devletlerinin başına gösterdiği sıcaklık ve teveccüh, çocukların sevgi çırpınışları, ihtiyar ninelerin “oğlum cumhurbaşkanı geldin mi” sözleri; diğer yandan, devletin tepe noktasının bölge halkıyla, tüm güvenlik kaygılarını bir kenara bırakarak, hadi söyleyelim, sarmaş dolaş verdiği sıcak görüntüler eminiz ki dışarıda Türkiye ile ilgili canımızı sıkacak hesaplar yapanların rüyalarına giriyordur. Elbette kabus olarak…
Üstelik bu kabus sadece devlet-millet ilişkisinin geldiği nokta ile sınırlı değil. Türkiye’yi sevmeyenleri geceleyin uykularından uyandıracak bir görüntü hemen yukarıda gördüğünüz. Çünkü Cumhurbaşkanı Gül bölgede sadece toplumla kaynaşmıyor. Mehmetçikle aynı tastan yemek yiyor, sınırda nöbet tutan askeri ziyaret ediyor.
Kendinizi o askerin yerine koyun. Sınırdasınız, sınırları bekliyorsunuz. Nöbettesiniz… Ve ileriden, kayalıkların üzerinden, beyaz gömleği ile bir adam size yaklaşıyor. Evet yanılmadınız, o devletin başı Gül…
Devletin başı Gül sınıra geliyor, kayaların üzerinden atlıyor, askerle sohbet ediyor. Bunun nasıl bir moral destek olduğunu varın siz düşünün. O askerlerin neler hissettiğini de…
Özelikle bu fotoğrafı unutmayın. Devletinbaşı elini askerinin sırtına koymuş. Ben buradayım diyor. Güven veriyor. Hatta şunu söyleyelim. Gül bu ziyaret ve bu fotoğraflar ile önyargılardan oluşmuş önemli bir duvarı yıkıyor. Güneydoğu’da birkaç gündür bir şeyler oluyor farkında mısınız? Gelin ne olduğunu özetleyelim: Devlet-Ordu-Millet kaynaşıyor.
Bu tablonun bozulmasına izin vermeyelim!