Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Kerbelâ Olayı’nın tarihî, felsefî, sosyal ve kültürel boyutunu tarihi süreç içerisinde ele alarak Alevi-Sünni meselesini gündeme getirdi. Aydınlar Ocağı’nın bu haftaki Salı Sohbeti’nin konuk konuşmacısı olan Dr. Mustafa Güçlü, aradan 1330 yıl geçmesine rağmen herkesin itiraz ettiği, üzerinde ittifak edilemeyen spekülatif bir konuyu halledecek durumda olmadığını belirterek “Ben bu konuşmamda Einstein’in şoförü gibiyim” dedi. Sille Kültür Evi’nde kalabalık bir dinleyici topluluğuna seslenen Dr. Mustafa Güçlü, dünyada en zor olan şeyin devlet kurmak olduğunu, ondan daha güç olanının ise “süper güç” olmak olduğunu dile getirdi. Konuyu tarihi süreç içerisinde ele alarak anlatan Dr. Güçlü, münafıkların başı olan Abdullah bin Übey’in Hz. Aişe ile Hz. Ali arasında vuku bulan bir hadiseye temas ederek Gadir-i Hum Olayını hatırlattı. Hz. Peygamber’in, Gadiri Hum mevkiine vardıklarında Hz. Ali aleyhine haksız olarak oluşan nefret ve düşmanlığa son vermek istediğini ve orada Müslümanlara irad ettiği kısa hutbesinde, kendisini dost edinen kimselerden, Hz Ali (r.a)'yi de dost bilmeleri gerektiğini ve ona düşmanlık beslemekten vazgeçmelerini ihtar ettiğine işaret etti.
8 Haziran 632’de Peygamber Efendimiz’in vefatından sonra Hz. Ömer’in halife olduğu dönemde İran’ın fethedildiğini ve Müslümanların Anadolu’nun içlerine doğru akınlar yaptıklarını belirten Dr. Güçlü, İran’lı Mecusilerin o dönemde rahat durmadıklarını ve uydurma hadislerle insanların kafalarını karıştırdıklarını kaydetti. Güçlü, Halife Hz. Ömer’in İranlı Firûz adında bir köle tarafından hançerlenmek suretiyle öldürüldüğünü ve daha sonraki dönemlerde de İranlılar ile Araplar arasındaki iktidar, rekabet ve kinin 100 yıllara yayıldığını kaydetti. Halife Hz. Osman’ın, 15 kişiden oluşan bir tim tarafından öldürülmesi karşısında Halife olan Hz. Ali’ye, muhalifleri tarafından Hz. Osman’ın katillerinin bulunması yönünde baskı yapıldığını ifade eden Dr. Güçlü, Halife seçildikten sonra Hz. Aişe’nin, önce Hz. Ali’ye biad etmediğini ve kışkırtmalarla birlikte Cemel Vak’ası yaşandığına ve bu savaşta Müslümanların birbirlerini öldürdüklerine dikkat çekti.
Bu dönemde Hariciler, Muaviye taraftarları ve Hz. Ali yanlıları olarak Müslümanların üçe ayrıldıklarına işaret eden Güçlü, Peygamber Efendimiz’in torunlarından Hz. Hasan’ın öldürülmesinden sonra Hz. Hüseyin’in, Muaviye’nin oğlu Yezid’in ordusu tarafından 10 Muharrem 680’de Kerbelâ denilen yerde kuşatılarak 14 kadının haricinde bütün erkeklerin kılıçtan geçirildiğini, Hz. Hüseyin’in başının da kesildiğini ifade etti. Güçlü ayrıca, Hz. Hüseyin’in hanımlarından Şehribanu’nun oğlu Zeynel Abidin’in soyundan 12 imamın geleceği konusunun İran kaynaklarında devamlı işlendiğine dikkat çekti.