Bazen bir binanın kapısını kapatmak kolaydır.
Bir karar alınır, bir tarih belirlenir, dükkânlar boşaltılır ve dosya kapanır.
Ve kapı kapanırken, kaç hayatın kapısı kapanacak?
Ama o kapının ardında ne olduğunu hiç düşündünüz mü?
Bir dükkânda sadece masa, sandalye, vitrin ve kasa yoktur. Orada yıllar vardır. Emek vardır. Alın teri vardır. Çocukların okul masrafı, evin kirası, sofraya konulan ekmek vardır.
Bugün Konya’da Gökkuşağı AVM’de yaşanan tartışmaya biraz da buradan bakmak gerekiyor.
Çünkü mesele yalnızca 70 iş yerinin tahliye edilmesi değil.
Mesele, bu iş yerlerinden geçimini sağlayan 400’den fazla ailenin geleceği.
Ben bu esnafların bazılarını 30–35 yıldır tanıyorum. Ailece görüştüğüm, hayatlarına yıllardır şahitlik ettiğim insanlar var.
Onların dükkânlarına baktığımda sadece ticari işletme görmüyorum.
Bir ömür görüyorum.
Elbette üniversitenin güvenlik gerekçelerini yok sayamayız.
Can güvenliği söz konusuysa kimse güvenlikten taviz verilmesini isteyemez. Yangın güvenliği, elektrik, doğal gaz, ruhsat ve diğer teknik konular ciddidir.
Eksik varsa giderilmeli, denetim yapılmalı ve gerçekten kullanılması mümkün değilse bunun gereği yapılmalıdır.
Ama tam da burada üniversite yönetimine güçlü bir soru sormak gerekiyor:
Eğer gerekli düzenlemeler yapılarak bu yapı güvenli hale getirilebiliyorsa, neden önce çözümün yolu aranmasın?
Esnaf, gerekli düzenlemelerin yapılabileceğini ve bunun maliyetinin yaklaşık altı aylık kira bedeli seviyesinde karşılanabileceğini söylüyor.
Eğer bu iddia doğruysa, şu sorunun cevabını hep birlikte bilmek hakkımız:
70 esnafın ve 400’den fazla ailenin hayatını değiştirecek bir tahliyeden önce, bütün çözüm seçenekleri gerçekten masaya yatırıldı mı?
Ben üniversitenin karşısında değilim.
Esnafın söylediği her şeyin tartışmasız doğru olduğunu da söylemiyorum.
Ben sadece şunu soruyorum:
Çözüm ihtimali varsa neden ilk seçenek tahliye olsun?
Eksik varsa tamamlansın.
Güvenlik problemi varsa giderilsin.
Maliyet varsa hesaplansın.
Esnafın üzerine düşen bir sorumluluk varsa yerine getirilsin.
Ama bütün seçenekler tüketilmeden, insanların ekmek kapısının kapatılması gerçekten gerekli mi?
Çünkü bazen en kolay karar, en doğru karar olmayabilir.
Sayın Rektör;
Sizden ayrıcalık istenmiyor.
Kanunun çiğnenmesi istenmiyor.
Güvenlikten taviz verilmesi de istenmiyor.
Sadece çözüm için bir masa kurulması isteniyor.
Çünkü bir kamu kurumunun büyüklüğü, insanları ne kadar kolay kapının dışına koyduğu ile değil; zor bir meselede ne kadar adil, çözüm odaklı ve vicdanlı davranabildiğiyle ölçülür.
Bugün Gökkuşağı’nda kapanması gündemde olan sadece dükkânların kapıları değil.
O kapıların arkasında 70 esnafın emeği, 400’den fazla ailenin ekmeği ve yılların birikmiş hayatları var.
Belki de hepimizin kendimize sorması gereken soru şu:
Bir binayı boşaltmak mı daha kolaydır, yoksa o binadaki insanların hayatını düşünerek çözüm üretmek mi?
Ben cevabın ikincisi olması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bir kapıyı kapatmak birkaç dakikadır.
Ama o kapının arkasında kalan insanların hayatını yeniden kurması, bir ömür sürebilir.
Ve ben Gökkuşağı’nın renklerinin kararmasını değil, insanların yüzünün yeniden gülmesini istiyorum.