GENÇ AKTİSAD'ın K. Irak çıkarması

Yazarımız Celal Güneş'in, Güneydoğu ve Kuzey Irak izlenimlerinin tamamı...

Güney Doğu ve Kuzey Irak Gezi Notları

 

Celal GÜNEŞ      

c.gunes@aktisad.org

 

2008’in ilk haftasında GENÇ AKTİSAD grubu ile birlikte Güneydoğu ve Kuzey Irak Bölgesine üç günlük heyecanlı bir gezi yapma imkânımız oldu. Gezimizin ilk durağı tarih ve kültür şehri Diyarbakır idi. Cuma Namazı vaktine doğru surları seyrederek şehre girdik. Cuma namazını tarihi Ulu Cami’de kıldık. Hava kısmen üşütse bile buraya göre daha sıcaktı. Camiye vardığımızda çift bölümlü tarihi caminin içerisi dolmuş ve sadece avlu kısmında yer bulma imkânımız kalmıştı. Ünlü Şam Emeviye Cami'nin Anadolu'ya yansıması olarak görülen Diyarbakır Ulu Camii, İslam âleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul ediliyor. Cami’nin Şam’daki tarihi Emevi Cami’ni andıran görkemli bir yapısı var.

 

TARİH VE KÜLTÜR ŞEHRİ

 

Diyarbakır, bilinen imajının aksine tarih ve medeniyete öncülük etmiş bir şehir.

Diyarbakır da 7 peygamber mezarı, 541 sahabenin metfun olduğu söyleniyor. Biz Sadece Hazret-i Süleyman Cami’sini ziyaret edebildik. Burada 638 yılında Diyarbakır’ı fetheden Hz. Halid Bin Velid’in oğlu Hz. Süleyman ile birlikte şehit olan 27 sahabenin yattığı rivayet ediliyor. Muhteşem bir mekân. Fakat gerek tanıtımı, gerekse bakımı zayıf. Böyle bir mekân daha bakımlı ve daha tertipli olmalıydı. Belirli aralıklarla çeşitli olayların yaşandığı bu sahabeler ve evliyalar şehrinin güzel yönleri hep geri planda kalmış. Şehrin olumsuz imajı hep ön plana çıkmış. Resmi rakamın bir milyon olduğu, gayri resmi rakamlara göre 2 milyon civarında insan yaşıyor. Bu kadar kalabalık nüfusa sahip, eğitim ve istihdamın zayıf olduğu ve kritik bir noktaya sahip bu şehirde huzurun muhafazası kolay değil.

 

EĞİTİMİN ÖNEMİ ANLAŞILMAYA BAŞLANMIŞ

 

Bölgede Fethullah Gülen Hocaefendi’nin tavsiye ve teşvikiyle açılan okul ve dersaneler, eğitim kalitesinin yükselmesinde önemli rol oynamış. Diyarbakır’da elde ettiği başarılarla önemli bir yere sahip olan Özel Dicle Anadolu ve Fen Lisesi’ni ziyaret ettik. Okul başarılarının yanı sıra fiziki ve teknik imkânları ile de göz dolduruyor. İşadamları bölgede ki sıkıntıların çözülmesinde eğitimin önemli bir rolü olduğunu anlamaya başlamışlar. Bu bakımdan bu eğitim hizmetlerine çok önem vermeye başlamışlar.

 

Bunların yanı sıra hayırsever işadamlarının katkılarıyla açılan Etüt merkezlerinde fakir çocuklara ücretsiz şekilde kaliteli ders anlatılıyor. Halkın önemli bir kısmı fakir olduğu için, açılan bu merkezler yoğun ilgi görüyor. Bu merkezlerden bir tanesini de ziyaret ettik. Öğretmenlerin sevgi ve fedakârlık duyguları içerisinde,  çocuklara bir şeyler sunabilme aşkı bizi mest etti. Ziyaretimiz Diyarbakır’da yaşanan elim patlamanın bir gün sonrasına denk geldi. Patlamanın olduğu yeri gördük. Bütün üzücü hadiselere ve olumsuzluklara rağmen, Bölgede halk artık daha sağduyulu davranıyor ve provakasyonlara alet olmak istemiyor. Bu da olayların etkisini düşürüyor.

 

SURLAR ŞEHRE AYRI BİR GÖRÜNÜM VERİYOR

 

Diyarbakır; 9 bin yıllık surlarıyla ünlü bir şehir. Anadolu’da binlerce yıldan beri birçok medeniyetin canlı izlerini taşıyan bir tarih, kültür ve sanat hazinesidir. M.Ö. 7000 yıllarında Çayönü’nden başlayan ve günümüze kadar gelen sadece bölgede değil dünya tarihinde de önemli roller oynayan birçok uygarlık bu yörede değerli eserler bırakmışlardır. Bu eserlerin başında “Diyarbakır Surları” geliyor. Çin Seddi’ nden sonra dünyanın en uzun, en geniş ve sağlam surlarından biri olduğu kabul edilir.

 

Tarihi surları gezip seyretme imkânımız oldu. 5 km uzunluğuna sahip Surların 6 giriş kapısı bulunuyor. Gerekli bakım ve koruma yeterince yapılmasa da gezip görmeye değer. Belediyenin surların etrafına gelişigüzel yapılmış bir takım mekânları kaldırması isabetli olmuş. Kaldırılan bu mekânların yerine yeşillik ve park yapılması halkın takdirini kazanmış. Surlarında daha sade görünmesine vesile olmuş. Bizi karşılayıp gezdiren ekip ekip, sıcak ve samimi yaklaşımıyla bize yöreyi daha fazla sevdirdi.  Diyarbakır nüfustaki fazlalığa rağmen, sanayi açısından zayıf bir bölge. Üretim az. Özel sektör yatırımları yavaş yavaş gelişiyor.

 

Diyarbakır’dan sonra ki ikinci durağımız Mardin oldu. Mardin’e temiz ve berrak bir havada gecenin tatlı ışıkları altında özlemli bir giriş yapıyoruz.  Mardin’de bizi yine heyecanlı ve güler yüzlü bir ekip karşılıyor. Gündüz vaktine kalma imkânımız olmadığı için otobüsle gece kısa bir şehir turu yapıyoruz. Ardından Özel Beşir Atak İlköğretim Okulu’nu ziyaret ediyoruz. Burada özenle hazırlanmış yöresel ev yemeklerini yiyoruz. Okul yetkilileri, okulun nezih bir salonunda bize yörede meşhur olan kaburga dolmasını ikram ediyorlar. Bir süre dinlenip Mardin ve Okul hakkında bilgi alıyoruz. Diğer Güneydoğu illeri gibi Mardin ve ilçelerinde de hayırsever işadamlarının eğitime önemli yatırımlar yaptıklarını öğreniyoruz.  Bölge insanı sıkıntıların azalması veya sona ermesi için eğitimin çok önemli olduğunu idrak etmeye başlamış.

 

KÜLTÜREL FAALİYETLER DUYGULANDIRDI

 

Özel Beşir Atak İlköğretim Okulu, yıl içinde Mardin’de yaptığı sosyal ve kültürel etkinliklerle yöre halkının takdirini kazanmış. Özellikle öz değerlerine uygun kültürel faaliyetleri gören insanlar, yapılan eğitim hizmetlerine daha fazla sahip çıkmaya başlamışlar. 2007 yılı içerisinde yapılan faaliyetleri sinevizyondan seyreden ekibimiz duygu seline kapıldı. Bu tür geniş kapsamlı etkinliklerin Mardin’de ilçe ve köylere kadar yapılması ekibimizi resmen şoke etmişti.

 

Görkemli bir Kutlu doğum etkinliği gerçekleştirmişler. Bu anlamlı hafta vesilesiyle, bir ton lokum ikram etmişler. Okullara 10 bin adet kalem dağıtılmış. Yöredeki kanat önderlerine yemek ikram ederek önemli bir adım atmışlar. Huzurevlerini, çocuk yuvalarını ve hastaneleri ziyaret ederek moral verip gönül almışlar. Yapılan bilgi yarışmasında Mardin gibi bir yerde bin kişiye kitap okutmuşlar. Bilgi yarışması sonucunda verilen hediyelerde dikkat çekici. Her hediyeden üç kişiye verilmek üzere laptop bilgisayar, buzdolabı, fırın, çamaşır ve bulaşık makinesi, elektrik süpürgesi, klima, çok sayıda altın ile farklı bir takım teşvik hediyeleri vermişler. Gerçekten bunları duyunca hem çok şaşırdık, hem de takdir ettik. Böyle geniş çaplı bir organizasyonla bölgede önemli bir etkinliğe imza atan hayırseverleri ve eğitim neferlerini tebrik ediyoruz.

 

BÜYÜLEYİCİ ŞEHİR: GEZMEYE VE GÖRMEYE DEĞER

 

Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya'nın en eski şehirlerinden biri olarak harika bir doğa güzelliğine sahip. Üzerine kurulduğu dağlardan aşağıya doğru göz alabildiğince uzanan bağ ve bahçelerle bezenmiş ve yemyeşil Mezopotamya’ya sanki bekçilik ediyor. Mezopotamya gerçekten birçok milletin ve medeniyetin doğduğu, geliştiği ve birbirine karıştığı mümbit bir alan olma özelliğini taşıyor. Geçmişi tek karede dondurmayan, taş sokaklarında dolaşanlara geniş bir tarih yelpazesi sunan büyüleyici bu şehir gezmeye ve görmeye değer.

Çoğu kaynaklarda: Mardin"in gerçek adı "Merdin" diye geçer. Zira halkın çoğu da bugün böyle demektedir. Bu ad, "kaleler" anlamına gelir. Şehre bu adın verilmesinin nedeni de yakınında birçok kalenin bulunmasıdır. Mardin kalesi olan, Kuşlar Yuvası, Kartal Kalesi veya Kartal Yuvası, Eskikale Köyünde bulunan Kal'at ül Mara Kalesi, Deyrulzafaran Manastırının kuzey doğusundaki Arur Kalesi ve Erdemeşt Kalesi bu adın verilmesine etken olmuştur.

 

CİZRE BÜNYESİNDE HZ. NUH’UN KABRİNİ TAŞIYOR

 

Kısacası Mardin;  birçok medeniyetin huzurlu bir şekilde ortak yaşadığı önemli bir şehir. Daha geniş vakitte gelinip gezilmesi ve incelenmesi gereken bir yer. Mardin’den sonra Cizre ilçesine geçtik. Cizre’de tarihi ve kültürel yönden önemli bir merkez. Cudi dağına yakın. Hz.Nuh (Asm)’un kabri burada bulunuyor. Kabri ziyaret ederek dua ettik. Ayrıca başka muhterem zatlara ait kabirlerde bulunuyor. Bunlardan bir tanesi de İsmail Ebul-İz El Cezeri Hazretleri. 1153-1233 yıllar arasında yaşayan bu zat, yaşadığı dönemin ünlü bilim adamaları arasında yer alıyor. 60 makine icat eden bu zat, sibernetik biliminin ve otomasyonun ilk kurucularından olduğu ve şimdi kullandığımız bilgisayarın ilk temellerini atan bilim adamı olduğu ifade ediliyor.

Ardından Kırmız Tuğlalı Medreseyi ziyaret ediyoruz. Yerel yönetim, bu medresenin restorasyonunun tamamlayıp turizme açmayı planlıyor. Güzel bir mekân. Korunup yaşatılarak gelecek nesillere aktarılmasında fayda var.  Gezi grubumuzu gören yöre halkı bize sıcak bir ilgi gösteriyor. Yaşlı bir amca meyve getirip bize ikram ediyor. Bizde giderken yanımıza aldığımız ürünlerden ikram ediyoruz. Bu kısa gezi turunun ardından İstikbal Mobilya’nın yaptırdığı Özel İstikbal İlköğretim Okulu’nu ziyaret ediyoruz. Okul yetkilileri bizi son derece sıcak bir ilgi ile karşılıyorlar. Ziyaretimizden duydukları memnuniyeti anlatırken heyecan duyuyorlar. Bize Okulun yaptığı eğitim faaliyetleri ve elde ettikleri başarılar hakkında bilgi veriyorlar.  Okulun fiziki ve teknik imkânları çok modern yapılmış. Bu sebeple Okulu yaptıranlara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. 

 

HABUR SINIR KAPISINDAYIZ

 

Mardin’den sonra Silopi’den geçerek, gece yarısı Habur sınır kapısına varıyoruz. Burası TOBB’un desteğiyle yeni ve modern bir görünüme kavuşmuş. Önceden burasının çok kötü olduğunu söylüyorlar. Bizim sınır kapısından sonra Kuzey Irak sınır kapısına varıyoruz. Bir taraftan ülkeden ayrılmanın burukluğunu yaşarken öbür yandan, gündemden hiç düşmeyen bir bölgede nelerle karşılaşacağımızın endişesini taşıyoruz. Görevliler bizi gayet sıcak bir şekilde karşılıyorlar. Bizi dinlenme salonuna alıp pasaport işlemlerimizi yapıyorlar. Pasaport işlemlerimizi hallettikten sonra meraklı düşünceler içerisinde Kuzey Irak sınırında yol almaya başlıyoruz. Ekibimiz hepten heyecanlı. Ne de olsa sürekli çatışmaların yoğun olduğu ve gündemden düşmeyen bir bölge gibi hayalimize yerleşmiş bulunuyor. Kısa bir süre önce yapılan sınır ötesi harekât ve yaşanan sıcak gelişmeler nedeniyle, bölge zihnimizden hiç düşmüyor.

 

Heyecanlı Yolculuk ve Sakin Hayat

 

Havanın aydınlanmaya başlamasıyla kısmen rahatlamaya başlıyoruz. Tabi bizi asıl rahatlatan unsur, Kuzey Irak’ta Türk okullarında görev yapan bir idarecinin aramızda olmasıydı. Özel Işık Koleji Müdürü Zeki Akçin Bey, güler yüzlü ve içten yaklaşımıyla bize hiç yabancılık çektirmedi. Zeki Bey, Türkiye’den bir ekip geleceğini duyunca uyku uyumayıp 4 saatlik yol gelip bizi sınırda karşılaması ekibimizi duygulandırdı. Bölgeye iyice alışmış olmanın verdiği sükûnetle, bizleri de rahat bir yolculuğa doğru sürüklemeye çalıştı. Bizi heyecanlı görünce, Kuzey Irak Bölgesi’nin terörle anılmasına karşılık, Erbil ve diğer şehirlerde bilinenin aksine çatışma ve terör olmadığını, son birkaç yıl içerisinde münferit bazı küçük hadiselerin dışında önemli bir olayın meydana gelmediğini ifade etti. Bombalama olaylarının Kandil Dağı bölgesinde yoğun olduğunu, bulunduğumuz yere de 400 km civarında uzaklıkta olduğunu öğrendik. Türkiye’den bakınca sanki her an sıcak çatışma yaşanıyor ve F-16’lar uçuyor gibi geliyor. Oysa bölge de herkes normal hayatına devam ediyor ve herhangi bir gerginlik gözlenmiyor.

 

İki saatlik bir yolculuktan sonra Dahok’a geldik. Burada bir kahvaltı molası verdik. Buranın nüfusunun 400 bin civarında olduğu söylendi. Yatırım için buraya gelen sadece bir tane iş adamımız var. Malatya’dan gelmiş. 2 yıldır burada mobilyacılık yapıyor. Birde iki tane mühendis olduğunu öğreniyoruz. Malatyalı işadamı da ekibimizle ilgileniyor. Buraya gelmeden başka işlerle uğraşmasına rağmen, burada ilk defa mobilya işi yaptığını ifade ediyor. Perakende satışlar peşin oluyor ve sıkıntı olmuyor. Toptanda ise biraz vade tanınıyor. O yönüyle de çok sıkıntı yaşamadığını ifade ediyor. Kahvaltı programından sonra Erbil’e doğru yola çıkıyoruz. Birkaç tane kontrol noktasından geçiyoruz. Elimizde bizi o bölgeye davet eden Özel Işık Lisesi’nin davet mektubu var. O nedenle rahat bir şekilde geçiyoruz. İki saat sonra Erbil’e varıyoruz.

 

Bölgede 8 Türk Okulu eğitim hizmeti veriyor

 

Türk işadamları tarafından 12 yıl önce bölgede eğitim faaliyetine başlayan Özel Işık Lisesi İdareci ve Öğretmenleri, bizi çok sıcak ve özlem dolu duygular içerisinde karşılıyorlar. Uzun süredir Türkiye’den o bölgeye kalabalık giden bir ekip olmamış. Kısa bir dinlenmeden sonra öğle namazını Erbil’in en güzel ve en büyük camisinde kılıyoruz. Burayı Türkmen bir işadamı tek başına yaptırmış. Namazdan sonra camiyi inceliyoruz. Gerçekten bir külliye tarzında çok yönlü yapılmış. Mesela içerisinde özel taziye salonu bulunuyor. Yakını vefat edenler taziyelerini burada kabul ediyorlar. Cami imamı ve cemaati, heyetimizi görünce gelip yakından ilgilendiler. Cami imamı cami hakkında bize bilgi verdi. Camiden ayrıldıktan sonra Erbil’de bulunan diğer okulları gezip bilgi alıyoruz. Özel Işık Koleji yetkilileri’nin verdiği bilgiye göre Erbil’de dört, Süleymaniye’ de üç ve Kerkük’te bir lise ile birlikte bölgede toplma sekiz okul bulunuyor. Okulların 3’ü erkek lisesi. Biri kız lisesi, 2 tanesi ilköğretim ve bir tanesi anaokulu olarak eğitim hizmeti veriyor. Eğitim hizmetleri 12 yıl önce endişeli ve sıkıntılı bir havada başlıyor

Bugün geldiği noktada, kaliteli eğitimi ve güven veren imajıyla Erbil yetkilileri ve halk arasında önemli bir yer edinmiş. Okulun öğrencileri ve velileri, yapılan eğitim hizmetlerine karşılık, Türkiye’ye karşı büyük bir sevgi ve özlem duyuyorlar. Biran önce gidip gelebilmenin heyecanını yaşıyorlar. Oradaki Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer yetkililer, Türk müteşebbislerimizin açtıkları okullara ciddi manada sahip çıkıyorlar. Başarılı eğitim modelini takdirle karşılıyorlar.

 

Başarı ve Güvene Karşılık Verilen Modern Okul Binası

 

Bu takdirin karşılığı olarak, yeni yapılan ve 10 bin metrelik alana sahip olan okul binasını yaptırıp Işık Lisesi yetkililerine teslim etmiş bulunuyorlar. Okulu gezdik ve hayran kaldık. Halı sahası ve çevre düzeni çok güzel yapılan bu okul, mini bir kampüs havası veriyor. Okulun bütün inşaatı ve bütün düzeni bitmiş durumda. Yeni eğitim yılında hizmete başlamasının planı yapılıyor. Kuzey Irak’ta bulunan okullarda toplam 2500 öğrenci eğitim görüyor. Okullardan hiçbir vergi ve ücret alınmadığı gibi, Milli Eğitin Bakanlığı, bazı eğitim malzemelerini ücretsiz şekilde gönderip eğitimi desteklemeye çalışıyor. Bölgedeki yerel yönetim okullarında eğitimle ilgili bir şey dikkatimizi çekti. İngilizce, Arapça, Türkmence ve Kürtçe eğitim veriliyor. İsteyen istediği dilde eğitim alabiliyor.

Vaktimiz sınırlı olduğu için Kerkük ve Süleymaniye çevrelerine gidip gezemedik. Erbil’e geldiğimizi öğrenen ve Erbil’e bizi karşılamaya gelen Kerkük’teki Işık Koleji idarecisi bizi görünce duygulanarak şu anekdotu dile getirdi. “Kerkük’te eğitim hizmetlerinde bulunmak için geldiğimizde, yöredeki halk bizi heyecanlı bir şekilde karşıladı. 20 yıldır bu eğitim hizmetlerinin Kerkük’e gelişini bekliyorduk. Şimdi bu beklentimiz gerçekleştiği için çok sevinçliyiz

 

Sema Hastanesi Erbil’de

 

Eğitim hizmetlerinin yanı sıra yine Türk müteşebbislerinin Erbil’de açtığı özel Sema Hastanesi de, 16 aylık bir geçmişi olmasına rağmen yoğun ilgi görüyor. Hastanede Konya’dan giden bir genel cerrah, bir göz doktoru ile birde hekim görev yapıyor. Hastane, Erbil şartlarına göre çok modern ve hijyenik bir yapıya sahip. Önceden Avrupa ve çeşitli dış ülkelere giden işadamı ve yerel yöneticiler, artık burayı tercih etmişler. Cerrahi ve göz noktasında her türlü ameliyat imkânı mevcut. Bir yıl içerisinde 2 bin ameliyat gerçekleştirilmiş. Buda yöre halkının Türkiye’yi sevmesinin ayrı bir vesilesi olmuş.

 

Erbil’de Yaşam ve Ticari Hayat

 

Yaklaşık  dört milyon nüfusa sahip Erbil Bölgenin en hareketli şehri. Ticari hayat canlı gözüküyor. Türkiye’de üretim yapan marka firmalarının Türkçe reklâm tabelalarına her yerde rastlamak mümkün.  Altyapı yok denecek durumda. Elektrik günde birkaç saat veriliyor. Durumu müsait olanlar, ayrıca jeneratör çalıştırıyorlar. Yakıt bize göre dörtte bir fiyata satılmasına karşılık, her şey dışarıdan geldiği için hayat pahalı. Kira fiyatları yüksek seyrediyor. Özerk yapıya kavuşan şehirde her taraf şantiyeye dönmüş durumda. İnşaat sektörünün yüzde 60’ı Türk müteahhitlerinin elinde. Bölgede üretim yapan hiçbir kuruluş yok. Her şey dışarıdan hazır geliyor. Türk işadamları bölgede çeşitli sektörlerde mağaza açmaya başlamışlar. Gaziantep’ten bölgeye yoğun bir mal satışı olduğu gözleniyor. Kısacası, Pazar arayan Türk İşadamları için değerlendirilebilecek önemli bir Pazar.

Erbil’de bir gün kalıp gece tekrar yola çıkıyoruz. Türkiye’ye dönerken yolda geziye katılan kişilerin görüşlerini alıyoruz. Endişeli ve meraklı giden ekibin heyecanlı ve coşkulu bir şekilde döndüğüne şahit oluyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?