Geçen haftaki yazımla ilgili…

Salih Sedat Ersöz

Geçen hafta yazdığım, “Çözüm Eğitimin tamamen özelleştirilmesidir” başlıklı yazımla ilgili çok sayıda mail ve sosyal medyadan mesajlar aldım. Gelen mail ve mesajlar genel olarak 2 grupta toplanıyor.

Birinci grup “şayet bu tartışmaya taraf olarak katılır isek, “İsrail’den izin alınmadan yapılan Mavi Marmara seferi otoriteye başkaldırıdır” diyen, “Ölen İsrailli çocuklar gözümde tülleniyor” diyen, başörtüsünü teferruat olarak değerlendiren ve “dinler arası diyalog” programlarıyla tevhid dini ile teslis dinini eşit derecede gören anlayışın yanında yer alamayız. Ayrıca bütün manevi değerlerimizi yok etmek için düzenlenen 28 Şubat döneminde sesleri çıkmadığı halde bugün kıyametler kopartan bu zihniyeti anlamak ve onaylamak mümkün değildir” cümlelerim ile ilgilidir. Okuyucularım bu konularda daha önce niçin yazı yazmadığımı eleştiriyorlar. Demek ki yazılarım iyi takip edilmemiş. Bu konularla ilgili zamanında yazılar yazdım ve gerekli eleştirilerimi yaptım. Vereceğim iki ayrı link yeterli olacaktır sanırım.

·         http://www.dogruses.com/yazarlar/salih-sedat-ersoz/1928-tevhid-inanci-ile-teslis-inanci-arasinda-nasil-diyalog-olur.html

·         http://www.dogruses.com/yazarlar/salih-sedat-ersoz/846-yardim-gemisi-israil-8217e-baskaldiri-midir.html

Ayrıca yukarıdaki cümlelerimin ağır olduğu, hizmet hareketini ve onun liderini hedef aldığı yönünde eleştiriler geldi. Bu cümlelerimin hiç biri hayali değil tamamen söylenen, sarfedilen sözlerden oluşmaktadır. Cümlelerimde hiçbir şekilde hakaret yoktur. Sadece bu görüşleri destekleyenlerin yanında olamayacağımı dile getiriyorum. O kadar.

“28 Şubat döneminde sesleri çıkmadığı halde bugün kıyametler kopartan bu zihniyeti anlamak ve onaylamak mümkün değildir” cümlemi ağır bulan okuyucularım için de belirtmeliyim ki; hareketin 28 Şubat dönemindeki tavrı, Fethullah Gülen’in bizzat Çevik Bir’e yazdığı methiyeler düzen mektubu ve başörtüsü ile Meclis’e gelen Merve Kavakçı’ya karşı, “burası devlete meydan okunacak yer değildir bu kadına haddini bildirin, atın bu kadını dışarı” diye haykıran Ecevit için, Fethullah Gülen’in, “bir şefaat hakkım olsa Ecevit’e kullanırım” sözleri yanında benim kullandığım cümleler, özellikle seçtiğim en hafif cümlelerdir.

Yazıma gelen ikinci grup eleştiriler ise, “bu problemin tek çözümü vardır, o da eğitimin tamamen özelleştirilmesidir. Devlet eğitim hizmetinden çekilecek, teftiş ve denetim görevini üstlenerek eğitim sistemini tamamen özelleştirecektir. Okul yapmayacak, öğretmen maaşı ödemeyecek ve eğitim masrafı olmayacak olan devlet, tüm okullardan eşit ve dengeli bir şekilde hizmet alımı yapacaktır. Bu durum hiç kimse aleyhine bir adaletsizlik oluşturmayacak ve dershanelere de ihtiyaç kalmayacaktır. Zira dershanelerin yaptığı hizmeti, her okul kendi bünyesinde kendisi yapacaktır” cümlesi ile belirttiğim görüşüm ile ilgilidir.

Bu cümleden bazı okuyucularım paralı eğitimi desteklediğim sonucunu çıkarmışlar. Halbuki gerek bu cümleden gerekse yazımın genelinden paralı eğitimi savunduğum anlamı çıkarılamaz. Kaldı ki yukarıdaki cümle iyi okunursa, eğitim masrafı yapmayacak olan devletin hizmet alımı yapacağını belirtiyorum. Özel Eğitimden hizmet alımı, öğrenci masraflarının devlet tarafından karşılanması demektir. Yani şartları ve kuralları koyan devlet, denetim ve teftiş görevini yapmak üzere eğitimi tamamen özelleştirsin ve eğitim harcaması yapmak yerine öğrenci masraflarını karşılasın diyorum. Buradan paralı eğitimi savunduğum anlamı çıkarılamaz.

Tekraren belirtmeliyim ki, dershanelerin kapanmasını eğitimci olarak, eğitimci gözüyle ve eğitim açısından değerlendirdiğim zaman mevcut eğitim sistemi içinde faydalı bulamıyorum. Detayını bu konuda yazdığım gerek geçen haftaki gerekse daha önceki yazılarımdan okuyabilirsiniz.

Ancak, kamuoyunda belirtildiği gibi, olayın arka perdesi varsa ve konu devleti ele geçirme olayına kadar gelip dayanıyorsa o takdirde hiç kusura bakmasınlar, 28 Şubat döneminde İmam Hatipleri kapatan ve bütün manevi değerlerimizi ortadan kaldırmaya çalışan darbeci zihniyete methiyeler düzen ve yukarıda yazdığım tavırlar ve görüşler içinde hareket eden grubun yanında olmamız ve onların safında yer almamız mümkün değildir. Onlara ders verilmesi açısından varsın dershaneler kapatılsın ama eğitiminin, velilerin ve öğrencilerin zarar görmemesi için de gerekli tedbirler alınsın. Mutlu yarınlar efendim.