FUY ( Fıtrata Uygun Yaşamak ) - 5 Uygulanabilir Bir Model Önerisi

Nihat Abayhan

2.5. Fıtrata Aykırı Ahlâk Anlayışları ve Sonuçları

Modern dünyada yaygınlaşan göreceli ahlâk anlayışı, doğru ve yanlışı bireysel tercihlere indirgemektedir.

Bu yaklaşım, kısa vadede özgürlük hissi verse de uzun vadede anlamsızlık ve güvensizlik üretir.

Herkesin kendi doğrusunu belirlediği bir ortamda ortak ahlâk zemini ve haya ortadan kalkar.

Her dinin bir ahlakı vardır; İslam’ın ahlakı da hayâdır.” (İbn Mace, Zühd, 17),
“Hayâ imandandır.” (Buhari, İman, 16),
“Hayâ bütünüyle hayırdır.”(Müslim, İman, 61),
“Hayâ sadece hayır (iyilik) getirir.” (Buhari, Edep, 77)

buyurmak suretiyle hayânın; müslümanların en belirleyici ahlaki nitelikleri ve değer ölçüleri arasında bulunması gerektiğini ifade etmiştir.

İslam alimlerinin; “Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı davranmaktan sakınmak” tanımıyla daha geniş bir anlam kazanan hayâ duygusu, bu yönüyle sadece birey vicdanına bağlı ahlaki bir özellik olarak kalmayıp, toplumsal huzur ve barışa da önemli katkıları olan bir ameldir.

Utanmak insanın vicdanla bağını diri tutan en temel duygulardan biridir. Fakat zamanla özgüven adı altında ,doğallık bahanesiyle bu duygu değersizleştirildi.

Oysa utanmak zayıflık değil , ruhun zerafetidir.
Toplumsal hayatın yeniden dirilebilmesi için , utanmayı baş ilkelerimiz arasına koymalıyız.

Yalan karşısında, haksızlık karşısında, hayasızlık karşısında, utanmayı yeniden öğrenmeli herkes.

Çünkü utanma duygusunu kaybeden bir toplum bir süre sonra insanlığını kaybeder.

Haya insanlar arasında bir sınırdır.Hayasızlık ise , sınırsızlık olup bütün değerleri anlamsız kılar.

Bu sebeple ;
Fıtrata aykırı ahlâk anlayışları, özellikle aile, eğitim ,ekonomi ve toplumun bütün alanlarında , ciddi tahribatlara yol açmaktadır.

Çünkü ;
Bencillik, hazcılık,hayasızlık ve faydacılık ,insanın fıtrî denge ihtiyacını göz ardı eder. Bunun sonucu olarak insan, varoluş anlamını kaybeder ve sahip olduğu imkânlara rağmen , huzursuz ve tatminsiz bir hayat sürer.

2.6. Sünnet’te Ahlâkın Merkezî Konumu

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayatı, fıtrata uygun ahlâkın en somut örneğidir.

O, ahlâkı teorik öğütlerle değil; yaşanabilir bir model olarak sunmuştur. Kendi ifadesiyle:

“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”

Bu ifade, İslam’ın ahlâk anlayışının tamamlayıcı ve koruyucu yönünü gösterir.

Yüce Rabbimiz Peygamberimizin ahlakını överken, "Ya Muhammed! Şüphesiz ki sen yüce bir ahlak üzeresin. " (Kalem Suresi 68/4)

“Andolsun, Allah’ın Resûlünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”(Ahzab Suresi 33/ 21)

buyurmuştur.


Hz. Muhammed'in (sav)Güzel Ahlakı Üzerine bazı örnekleri şöyle sıralayabiliriz.

* Onun kalbi insan sevgisiyle doluydu.
* Çocukları sever, onları sıkça okşardı.
* Peygamberimiz alçak gönüllü olması sebebiyle, fakir zengin ayrımı yapmazdı.
* Hastalara önem verir, ziyaretlerine giderdi.
* Bir topluma girdiğinde, boş bulduğu yere otururdu.
* Ayaklarını hiçbir zaman başkalarına doğru uzatmazdı.
* Elbiselerini kendi tamir eder, ayakkabılarını kendi onarırdı.
* Kesinlikle başkalarına yük olmazdı.
* Kadınlara karşı çok nazik davranır, ev işlerinde yardımcı olurdu.
* Misafiri çok sever, onlara kendi hizmet ederdi.
* Müslüman olanla, olmayanı ayırmazdı.
* Peygamberimiz ömrü boyunca kötü söz söylememiş, kimseyi azarlamamış ve kimseye karşı kırıcı olmamıştır.
* Peygamberimiz daima güler yüzlü ve tatlı dilliydi.
* Başkalarına karşı saygısından ötürü kimsenin sözünü kesmez, dinlemeyi bilirdi.
* Başkalarının kusurlarını yüzlerine vurmazdı.
* Peygamberimiz bedenini ve giysilerini temiz tutar, yaşamını sade yaşardı.
* Diş temizliğinde misvak kullanırdı.
* Daima doğru sözleriyle bilinir, sözlerinden dönmezdi.
* İnsanlar içinde oldukça cömertti, kendisinden isteyeni geri çevirmezdi. "Ben sadece dağıtıcıyım, veren ancak Allah'tır" derdi.
* İntikam duygularını sevmez, bağışlamayı tercih ederdi.
* Kendisine kötülük edenlere karşı iyilik etmeyi tercih ederdi. Yapılan iyiliği unutmaz, iyiliği daima iyilikle anardı.
* Yaşlılara karşı saygıda kusur etmez, küçükleri sever ve şefkat gösterirdi.
* Tembelliği ve boş durmayı sevmezdi.
* Maddi olarak iyi durumda olduğunda bile sade yaşamıyla dikkat çekmiş, yoksullara her zaman yardımcı olmuştur.

Fıtrat vardır; fakat korunmazsa bozulur. Sünnet, bu bozulmayı önleyen canlı bir rehberdir.

2.7. İkinci Bölümün Temel Sonucu

Bu bölümün ulaştığı temel sonuç şudur:

Ahlâk, fıtratın hayata yansımış hâlidir.
Fıtrata uygun ahlâk, insanı içsel bütünlüğe; toplumu ise güven ve adalet zeminine taşır. Ahlâkın ihmal edildiği bir hayat tarzı, ne kadar başarılı görünürse görünsün, insanı huzura ulaştıramaz.

İkinci bölüm, fıtratın ahlâkî boyutunu ortaya koyarak; bir sonraki aşamada aile, toplum ve sosyal düzenin neden fıtrat merkezli ele alınması gerektiğini açıklayan zemini hazırlar.

Devam edecek

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.