Sinema yönetmeni Derviş Zaim ile oyuncu Mesut Akusta, GÜ İletişim Fakültesi’nde, İletişim Topluluğu’nca düzenlenen söyleşiye katıldı. Öğrencilerin Türk sineması ve son filmi “Cenneti Beklerken” hakkındaki sorularını yanıtlayan Zaim, sinemayı “zamanı ve mekanı ahlaki bir gözlükle inşa etme sanatı” olarak tanımladı.
Sinemada en başarılı ödülün, uzun döneme yayılacak işler üretmek olduğunu belirten Zaim, kendi seyircisini kendisi yaratmak isteyen bir yönetmen olduğunu dile getirdi.
Senaryosunu yazıp yönettiği “Cenneti Beklerken” filmini, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki taht kavgaları ile Selçuklu Dönemi’nde Sultan Sencer’in başından geçen bir olaydan esinlenerek hazırladığını anlatan Zaim, minyatür sanatından yararlanarak sinemasal bir anlatım geliştirmeye çalıştığını ifade etti.
Türk sinemasında 17. yüzyılın çok fazla üzerinde durulmamış bir dönem olduğuna dikkati çeken Zaim, bu dönemi ele alırken sorumluluk hissiyle davrandığını, tarihle ilgilenen uzmanlardan dekor, aksesuar, senaryo, atmosfer hakkında fikir aldığını anlattı.
Tarihe bakışın sübjektif olduğuna inandığını belirten Zaim, “Ama bu bize her şeyi kafamıza göre yapma hakkı vermiyor. Bir takım verilere sadık kalmak gerekiyor. Tarihte hoşuma gitmeyen bir şey varsa budamaya ya da görmezden gelmeye çalışmıyorum. Onun da filme yansıtılması gerektiğine inanıyorum” diye konuştu.
Parlak bir bütçeyle çekilmeyen “Cenneti Beklerken” filminin, Türk sineması için bir araştırma geliştirme projesi olduğunu vurgulayan Zaim, “Ayağımızı yorganımıza göre uzatmanın sanatını yaptık” dedi. Sinema sanatına gönül veren gençlere zorluklar karşısında direnmelerini ve çok çalışmalarını öneren Zaim, son filminin senaryosunu 21 kez yazdığını ifade etti. ilmin son halinden oldukça memnun olduğunu belirten Zaim, Anadolu coğrafyasının kültürüne ve tarihine ilişkin işler yapmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. aa